Allah’ın Sevmediği Yatış Şekli Hangisidir ?

Allah’ın Sevmediği Yatış Şekli Hangisidir ?

İslâmiyet; hangi vakitlerde uyumanın doğru, hangi vakitlerde uyumanın yanlış oluşundan tutun; uyumadan önce ve uyandıktan sonra neler yapılması gerektiğine varıncaya kadar, uykuyla ilgili de bütün âdap esaslarını tespit etmiştir. Peki uyku yatış pozisyonlarından Allah’ın en sevmediği hangisidir?

Yüzüstü yatmak haram değildir. Ancak Peygamber Efendimiz (asm) bu yatış şeklini uygun görmemiştir. Peygamber Efendimiz, mescidde bu şekilde yatan birisini uyandırmış ve şöyle buyurmuştur:

“Bu şekilde yatmak Allah’ın sevmediği bir yatış şeklidir.”(Ebû Dâvud, Edeb, 95; Tirmizî, Edeb 21)

Görüldüğü üzere, Peygamber Efendimiz (asm) yüzükoyun yatmayı uygun görmemiş ve “Allah’ın sevmediği bir yatış” şekli olduğunu bildirmiştir. (bk. İbrahim CANAN, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: XVI/168)

Bu nedenle -Müslüman olmayanlara benzeme niyeti olmaksızın- yüzüstü yatmak, haram veya günah değilse de, adaba aykırı olduğu gibi sünnet sevabından mahrum kalmaya neden olur.

İslâmiyet; hangi vakitlerde uyumanın doğru, hangi vakitlerde uyumanın yanlış oluşundan tutun; uyumadan önce ve uyandıktan sonra neler yapılması gerektiğine varıncaya kadar, uykuyla ilgili de bütün âdap esaslarını tespit etmiştir.

Evvelâ uykunun “çeşitlerine” bakalım. “Uyku üç nevidir” diyen Bediüzzaman, “Veya gündüz uykusunda iken…” mealindeki A’raf sûresinin 4. âyetinin tefsiri mahiyetinde şöyle demektedir.

“Uyku üç nevidir (çeşittir):

“BİRİNCİSİ: Gayrûledir ki, fecirden sonra, tâ vakt-i kerahet bitinceye kadardır. (Yâni güneşin doğuşundan, yaklaşık 45 dakika geçinceye kadarki zamandır). Bu uyku, rızkın noksaniyetine ve bereketsizliğine hadisçe sebebiyet verdiği için, hilaf-ı sünnettir. Sünnete aykırıdır. Çünkü rızık için sa’y etmenin çalışmanın mukaddematını ihzar etmenin başlangıcını, hazırlığını yapmanını en münasip zamanı, serinlik vaktidir. Bu vakit geçtikten sonra bir rehavet arız olur. O günkü sa’ye ve dolayısıyla da rızka zarar verdiği gibi, bereketsizliğe de sebebiyet verdiği, çok tecrübelerle sabit olmuştur.”

“İKİNCİSİ: Feylûledir ki, ikindi namazından sonra, mağribe (akşama) kadardır. Bu uyku ömrün noksaniyetine, yâni, uykudan gelen sersemlik cihetiyle, o günkü ömrü nevmâlûd, yarı uyku, kısacık bir şekil aldığından, maddi bir noksaniyet gösterdiği gibi, manevî cihetiyle de, o gün hayatinin maddî ve manevî neticesi ekseriya ikindiden sonra tezahür ettiğinden, o vakti uyku ile geçirmek, o neticeyi görmemek hükmüne geçtiğinden, güya o günü yaşamamış gibi oluyor.”

“ÜÇÜNCÜSÜ: Kaylûledir ki, bu uyku Sünnet-i Seniyyedir. Duhâ vaktinden, öğleden biraz sonraya kadardır. Bu uyku, gece kıyamına sebebiyet verdiği için sünnet olmakla beraber, Ceziretü’l Arabda, vaktü’z-zuhr denilen şiddet-i hararet zamanında bir tatil-i eşgal, âdet-i kavmiye ve muhitiye olduğundan, o Sünnet-i Seniyyeyi daha ziyade kuvvetlendirmiştir. Bu uyku hem ömrü, hem rızkı tezyide medardır. Çünkü yarım saat kaylüle, iki saat gece uykusuna muâdil gelir. Demek, ömrüne her gün bir buçuk saat ilâve ediyor. Rızık için çalışmak müddetine, yine bir buçuk saat ölümün kardeşi olan uykunun elinden kurtarıp yaşatıyor ve çalışmak zamanına ilâve ediyor.” (Lem’alar, s.269)

Demek ki; güneşin doğuşundan, yaklaşık kırk beş dakika geçinceye kadar geçen zamanda uyumak iyi değildir. Aslolan erken yatıp erken kalkmaktır. Sabah namazını kıldıktan sonra uyumamak, Kur’ân, hadis tefsir, ilmihal okuduktan sonra işbaşı yapmak lazımdır.

Report

What do you think?

Comments