İmam Gazali, felsefeci İbni Sina ve Farabi’yi neden tekfir etti? / Kerem Önder

* “Felsefenin çoğu ahmaklıktır.” İmam Rabbani

İmam Gazali’ye göre, felsefeciler üç kısımdır:

Dehriyyûn/Materyalistler: Bunların çoğu eski felseficilerden olup kâinatın ezelî olduğunu, varlıkların bir yaratıcısının olmadığını söyleyen ateist zındıklardır.

Tabiiyyûn/tabiatçılar: Bunlar Allah’ın harika sanatı olan tabiatı/doğayı derinlemesine inceleyip bunların yaratıcısız olmayacağına kanaat getirdiler. Ancak, bu işe fazla daldıkları için, her şeyin otomatikman tabiat düzenine bağlandığını, işlerin bu düzenekte cereyan ettiğini, dolayısıyla, ölümden sonra dirilişin, hesabın kitabın olmayacağını söylediler ve tabiatıyla dinlerin söyledikleri Allah’ın emir ve yasaklarını göz önünde bulundurmanın hiç gereği olmadığını savundular. Bunlar da bir nevi inkarcılardır.

İlahiyyûn/İlahiyatçılar: Bu üçüncü kısım, Sokrat, Eflatun, Aristo gibi sonradan gelen filozoflardan meydana gelmiştir. (el Münkız-şamile, 1-7)

Özellikle Aristo’nun görüşlerini bize aktaran İslam filozoflarından Farabi ile İbn Sina’dır. Bunların verdiği bilgiye göre, Aristo’nun düşünceleri; küfre götüren, bidatçiliğe götüren, inkâr edilmemesi gerekenler olmak üzere üç kısımda değerlendirilebilir.

Gazali’ye göre, Aristo’nun ve ona tabi olmuş Farabî ile İbn Sina’nın tekfiri üç husustan ötürüdür:

1. “Haşir cismanî değildir. İnsanlar cesetleriyle değil, yalnız ruhlarıyla haşr olunur.” demeleri. Bu bütün Müslümanların inancına ters bir düşüncedir.
2. “Allah külli şeyleri bilir, fakat cüzî şeyleri bilmez.” demeleri. Bu açık bir küfürdür.
3. “Alemin kadim/ezeli olduğunu” söylemeleri. Bu üç düşüne İslam akidesine, Müslümanların düşüncesine aykırı olup tekfir edilmesi gerekir.

Gazalî bu düşüncelerini, yazdığı eserlerinde özellikle “Tehafutü’l-felasife = felsefecilerin çelişkileri/tuhaflıkları/tepetakla olmaları” adlı eserinde dile getirmiştir.

“Ahmak Eflâtun, nefsinin safâsına güvendi. Hayâline gelen görüntülere uydu. Bunları değerli bir şey sanarak, kendini beğendi. Hazret-i Îsâ (a.s.) Eflâtun zemânında peygamber olmuşdu. Rûhullah olan O yüce Peygambere inanmadı. ‘Biz gericilikden kurtulmuş kimseleriz. Bizi doğru yola götürecek öndere ihtiyâcımız yokdur.’ dedi.”

“Eğer kalbini karartan safâsı olmasaydı, hayâlindeki sûretlere aldanmaz, seâdete kavuşmakdan geri kalmazdı. Maksada ulaşmasına engel olmazlardı. Bu karanlık safâyı görerek, kendini nûrlu sandı. Bu safânın, nefs-i emmârenin ince kabuğundan içeri giremediğini, nefsinin eskisi gibi kirli, pis olduğunu anlıyamadı. Nefsinin ancak, şeker kaplanmış necâsete döndüğünü göremedi.”

“Kalb böyle değildir. O, yaradılışda temizdir. Nûr ile doludur. Yalnız, karanlık nefse yakın olduğu için, üzeri kararmış, kirlenmişdir. Az bir tasfiye, temizlemek ile, üzerindeki pas giderek, eski hâline döner. Nûr ile dolar. Nefs ise, yaradılışda karanlıkdır, pisdir. Kalbin emri, idâresi altına girmedikce, dahâ doğrusu sünnete uymadıkca, İslâmiyyete sarılmadıkca, hattâ ve hattâ, ancak Allah Teâlâ’nın ihsânına kavuşmadıkca, tezkiye bulamaz, içerden temizlenemez. Yaradılışındaki pislikden kurtulamaz. Seâdete, iyiliğe eremez. Eflâtun, hiç aklı ermediği için, nefsinin safâsını, Îsâ (a.s.)’a inanan kalbin safâsı gibi sandı. O îmânlı kalbin sâhibi gibi, kendini de, nûrlu ve temiz gördü. Bunun için de, O yüce Peygambere (a.s.) uymak nimeti ile şereflenemedi. Sonsuz felâkete sürüklendi.”

İmam Rabbani 313 mektup

MEVZUU :

a) Kendisine sorulan yedi suâlin cevabı.

2’ci Suale Cevap;
kısmın da geçen açıklama anlatım.

Web /
Facebook / http://www.facebook.com/kereminden
Twitter / http://twitter.com/keremonder1
Instagram / http://www.instagram.com/kerem_onder/
İngilizce Altyazı Kanalı / https://www.youtube.com/channel/UCkfXQE1PhwwReCzE-_-ltRw

Report

What do you think?

Bir cevap yazın