İmamın kim ise, mahşere onunla çağrılacaksın! / 17.10.2017 / Kerem Önder

İmamın kim ise, mahşere onunla çağrılacaksın! / 17.10.2017 / Kerem Önder

* يَوْمَ نَدْعُو كُلَّ أُنَاسٍ بِإِمَامِهِمْ فَمَنْ أُوتِيَ كِتَابَهُ بِيَمِينِهِ
فَأُوْلَئِكَ يَقْرَؤُونَ كِتَابَهُمْ وَلاَ يُظْلَمُونَ فَتِيلاً ﴿٧١﴾

“Bütün insanları kendi önderleriyle birlikte çağıracağımız günü hatırla.
(O gün) her kime kitabı sağından verilirse, işte onlar kitaplarını okurlar ve kıl kadar haksızlığa uğratılmazlar.” (İsrâ 71)

* “Arapçada “imâm” kelimesi, ister hidâyet, isterse sapıklık üzere olsunlar, bir topluluğun kendisine uyduğu herkestir. O halde, nebî, ümmetinin imâmı; halîfe, idare ettiği kimselerin imamı; Kur´ân´ da müslümanların imamıdır, demektir. Namazda kendisine uyulan kimse de, cemaatin imamıdır. Alimler, buradaki “imâm” kelimesinin ne demek olduğu hususunda, bazı görüşler ileri sürmüşlerdir:

1) “Onların imamları” peygamberleridir. Bu, Ebu Hureyre´den, “merfû” olarak nakledilmiştir. Buna göre, Hz. Peygamber (s.a.s) şöyle buyurmuştur: ´´Kıyamet gününde, “Ey İbrahim´in; ey Musa´nın, ey İsa´nın ve ey Muhammed´in ümmeti diye nida olunur da, bunun üzerine, peygamberlerine uygun, haktan yana kimseler kalkarlar ve kitaplarını, sağ taraftan alırlar. Daha sonra da “Ey Firavun´un, ey Nemrud´un ve sapıklık ve küfrün liderlerine yönelik olarak, “ey falancanın, filancanın bağlıları!” diye seslenilir.” Fahreddini Razi

5) “Ben derim ki: Lafızla ilgili başka bir ihtimâl bulunmaktadır: “Üstün ve fasit ahlâkın çeşitleri pek çoktur. Her insana hükümran olan da, o ahlâkın bir türüdür. Meselâ, bazılarına “gadab”; kimilerine para tutkusu; kimilerine geliri olan arazî, kârlı iş tutkusu; kimilerine de, kin ve haset hükümrandır. İyi huy tarafını ele alırsak, diyebiliriz ki, bazı kimselere af duygusu veya şecaat (cesaret) veya kerem, yahut da ilim ve zühd talebi hükümran olmuştur. Bunu iyice kavradığında biz diyoruz ki: Bu zahirî fiilleri yapmaya sevkeden şey, o gizli ve bâtını olan huylardır. Binâenaleyh, bu batınî huylar, o zahirî fiillerin bir imamı; itaat edilen bir meliki ve uyulan, iktidâ edilen bir önderi gibidir. Binâenaleyh, Kıyamet gününde, mükâfaat ve ceza, o huylardan neşet eden fiillere göre verilir. İşte Cenâb-ı Hakk´ın, “Bir gün gelecek, insan sınıflarından her birini biz imamlanyla çağıracağız” ifadesinden kastedilen budur. Binâenaleyh, böyle bir ihtimal, benim gönlüme doğan bir ihtimaldir. Kendi muradını en iyi bilen ise Allah´tır.”

Fahreddini Razi

“Buna göre şayet, “sol ehli de kitaplarını okuduğu halde, kitabı okuma işi niçin sağ ehline tahsis edilmiştir?” denilirse, biz deriz ki: “Aradaki fark şudur: Sol ehli, kendi kitaplarını okuduklarında, onun, helak edici büyük suçlar, son derece çirkin kötülükler ve büyük rezalet ve rüsvaylıklar kapsadığını görürler de böylece korku ve dehşet kalplerini kuşatır, dilleri ağırlaşır, bu sebeple de kitaplarını okuyamaz hale gelirler. Sağ ehline gelince, onların durumları bunun tam tersi olduğu İçin, hiç şüphe yok ki onlar kitaplarını en güzel ve ayrıntılı bir biçimde, inceden inceye okurlar. Sonra onlar, sadece kendi okumalarıyla yetinmez; aksine, o okuyan kimse, mahşerdekilere, “alın, okuyun kitabımı” (Hâkkâ, 19) der. Böylece aradaki fark anlaşılmış olur. Allah en iyisini bilendir.” Fahreddini Razi

Âyetteki fetil, hurma çekirdeğinin yarığı içindeki pek küçük iplik veya kir demektir ki, pek cüzî şeyden kinayedir. Yani: o kitapları sağ taraflarından verilen müminler kıl kadar bile zulüm görmeyeceklerdir, bilâkis amellerinin sevabı kat kat arttırılmış olacaktır. İşte imanın, güzel amellerin mükâfatı!” Ömer Nasuhi Tefsiri

“Mücâhid, İbn Abbasın şöyle dediğini rivayet etmiştir: “Fetîl”, insanın baş parmağını şehâdet parmağına sürtmesi neticesinde ortaya çıkan kirdir.” Razi

BENZER KONULAR

Report

What do you think?

Bir cevap yazın