İŞTE KIYAMETİN KOPUŞU BÖYLE OLACAK! DİNLEMEYE YÜREĞİN VARSA BUYUR!

Hak Teâlâ Hazretleri, ilâhi kudretine Peygamberinin Yüce bakışlarını çekmek için buyuruyor ki: Resûlüm!. (Ve) Sûra üfürüldüğü zaman (dağları görürsün) baktıkça (onları yerlerinde sâbit sanırsın) nitekim büyük cisimler, bir semte doğru hareket edince onun bu hareketi görülmez bir tarzda bulunmuş olur. (halbuki, onlar) o dağlar, o birinci sura üfürmenin tesiriyle (bulutların geçişi gibi geçer gider) fevkalâde bir surette hareket etmekte bulunur. Bakanlar onun farkında olamazlar. Bu sur hâdisesi, kıyametin vukuu, dağların hareketi, bütün bu muazzam olaylar (her şeyi sağlam kılmış) hikmetinin gerektirdiği şekilde takviye etmiş ve düzeltmiş (olan Allah’ın sanatıdır) O Yüce Yaratıcının birer yaratılış eseridir. (Şüphe yok ki, o) hikmet sahibi mabût, ey mükellef insanlar!. Sizin her (yaptığınız şeylerden haberdardır) bütün kâinat, bu kadar yaratılış eseri o Yüce Yaratıcının ne kadar ilim ve hikmete, kudret ve yüceliğe sahip olduğunu isbat edip durmaktadır. Binaenaleyh bütün kullarının açık ve gizli hafi hallerini de bilmektedir. Artık bu muazzam kâinatı ibret gözü ile seyredenler, bir kıyamet âleminin, bir uhrevî hayatın ilâhi kudret ile meydana geleceğinden şüphe edemezler. İşte bütün bu kutsî âyetler, bütün insanlık için birer uyanma vesilesidir. Ne mutlu bunlardan yararlananlara!. Bu (88) inci âyeti celîle, yer küresinin bugün de devran edipdurduğuna işaretten uzak olmasa gerektir.” Ömer Nasuhi Bilmen

Bazı müfessirler bu âyeti dünyanın güneş etrafındaki dönüşüne işaret olarak değerlendirmişlerdir (bk. Celal Kırca, s. 76). Yine bazı tefsircilere göre bu vâkıa, kıyametin ilâhî kudretle kopacağının delilidir. Dünya gibi büyük bir kütleyi uzay boşluğunda yaratılış amacına uygun, düzenli bir şekilde ve bulutlar gibi yürüten Allah Teâlâ, zamanı geldiğinde bu dünyayı başka bir âleme dönüştürebilecek bilgi ve kudrete sahiptir ve bunu yapacaktır. Nitekim müfessirler sûrun üflenmesinden sonra Allah Teâlâ’nın dağları yok ederek yeryüzünü başka bir âleme dönüştüreceğini ifade etmişlerdir (bk. İbn Âşûr, XX, 47; bu konuda bilgi için bk. İbrâhim 14/48; ayrıca krş. Kehf 18/47; Tâhâ 20/105-107; Kåria 101/5). Bir yoruma göre bu âyette geçen “dağların yürümesi olayı” kıyamette vuku bulacak ve her şey Allah’a gelirken dağlar da O’na doğru yürüyüp gelecektir.

“Bu, her şeyi sapasağlam yapan Allah’ın sanatıdır” cümlesi, sadece dünyanın ve dağların değil, evrendeki her şeyin Allah’ın ilmi, kudreti ve sanatıyla mükemmel bir şekilde yaratıldığını ve yaratılış amacına uygun, düzenli bir şekilde idare edildiğini, hiçbir şeyin tesadüfe bırakılmadığını ifade etmektedir. “Şüphesiz ki O, yaptıklarınızdan tamamıyla haberdardır” meâlindeki son cümle ise bu değişimin meydana geldiği kıyamet gününde Allah Teâlâ’nın insanları dünyada yaptıklarından hesaba çekeceğine işaret etmektedir. Nitekim bundan sonra gelen âyetler de bu yorumu destekler mahiyettedir. (Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 210)

Report

What do you think?

Comments