Karadaki ve denizdeki bozulmalar, günahlarımız sebebiyledir… / 22.08.2017/Kerem Önder

Karadaki ve denizdeki bozulmalar, günahlarımız sebebiyledir… / 22.08.2017/Kerem Önder

ظَهَرَ الْفَسَادُ فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِ بِمَا كَسَبَتْ أَيْدِي النَّاسِ
لِيُذِيقَهُم بَعْضَ الَّذِي عَمِلُوا لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ ﴿٤١﴾

“İnsanların kendi işledikleri (kötülükler) sebebiyle karada ve denizde bozulma ortaya çıkmıştır. (Rum 41)
Dönmeleri için Allah, yaptıklarının bazı (kötü) sonuçlarını (dünyada) onlara tattıracaktır.”

Bozulan Dünya Dengesi

Bu ayetin daha öncekilerle münasebeti şudur: Cenâb-ı Hakk´ın, “Eğer gökte ve yerde, “Allah´dan başka tanrılar olsaydı, onların ikisi de muhakkak ki harap olup gitmişti.” {Enbiyâ, 22) buyurduğu gibi, şirk, fesadın sebebidir. Şirk, fesadın sebebi olunca, Allah onların, o şirki açıktan yapmalarını, bozukluğun zuhurunun sebebi göstermiştir. Binâenaleyh, Cenâb-ı Hak, onlar sözlerinin gerektirdiği şeyi, onların başına getirmiş olsaydı, Cenâb-ı Hakk´ın da, “Onlar Rahman ´a bir evlâd nisbet ettiler diye, bu (sözden) dolayı, nerdeyse gökler parçalanacak, yer yarılacak, dağlar dağılıp çökecek” (Meryem. 90-91) buyurduğu gibi, gökler ile yer, fesada uğrardı. İşte bu hususa Cenâb-ı Hak “Yaptıklarının bir kısmını onlara taddırsm” ifadesiyle işaret etmek istemiştir.
Alimler, ayetteki, “karada ve denizde” ifadesi hususunda, değişik görüşler beyan etmişlerdir. Bu cümleden olarak müfessirlerin bir kısmı, bununla, Tufan korkusunun kastedildiğini söylerlerken, bir kısmı da, “Bu, bir kısım arazinin, hiçbir şey bitirmemesi; deniz sularının acıması, acılaşması… demektir” demişlerdir.

Bil ki yapılan her fesad, şirkten kaynaklanır. Şirk bazan sözde ve inançta (kalbte) değil, yapılan işte olur. Bu, fısk ve isyan adını alır. Çünkü masiyet, Allah için yapılmış bir fiil değil, aksine nefis için yapılmış bir fiildir. Binâenaleyh fasık, yaptığı fiili ile, Allah´a şirk koşmuş demektir. Bu konuda söylenebilecek olan son söz şudur: Fiil ile yapılan şirk, cehennemde ebedî kalmayı gerektirmez. Çünkü kişide asıl olan, kalbi ve lisanıdır. Binâenaleyh kişinin kalbinden ve dilinden, sadece tevhid sâdır olursa, bu iki şey sayesinde, onun bedenî şirkleri zail olur. Cenâb-ı Allah´ın, “(Allah) yaptıklarının bir kısmını tattırsın” ifadesinin, onların cezalarının ve iftiralarının gereğinin hepsini kapsamadığını belirtmiştik.

Ömer Nasuhi: Şöyle ki: (İnsanların ellerinin kazandığı şey sebebiyle) kendilerinin günahları yüzünden, öyle yasaklanmış hareketleri neticesinde (karada ve denizde fesat meydana geldi) birçok yerlerde kıtlık ve pahalılık, zararlı yağmurlar gibi, deprem gibi, gemilerin parçalanıp batması gibi, korkunç savaşların olması gibi helak edici hâdiseler yüz gösterdi. Bu ibret verici hâdiselerin ortaya çıkarılmasındaki hikmet ve menfaate ise şöylece işaret buyuruluyor: (Onlara) o günahkâr kullara Cenab-ı Hak, onların (yaptıkları şeylerin) gayrimeşru hareketlerin cezasını, kötü meyvesini (tattırsın için) o fesadın meydana gelmesini takdir buyurmuş. (Gerek ki,) lâyık olan o’dur ki, o günahkâr kullar, bu hâdiseleri düşünerek izledikleri fena yollardan geri (dönüverirler) onlardan umulmaya lâyık olan budur. Bu âyeti kerime, Cenab-ı Hak’kın kulları hakkındaki ihsan ve keremin koruma yumuşaklığını göstermektedir. Çünki onları küfrlerinden dolayı hemen mahvedip, cezalandırmıyor, bazı olayları onların uyanmalarına bir sebep kılmış oluyor. Küfrlerinde ısrar edenlerin asıl cezalarını ahirette bırakıyor, onlara bir uyanma devresi ihsan buyuruyor. Artık bundan istifade etmeli değil midirler?

Report

What do you think?

Bir cevap yazın