Namazın bitince de Allah’ı zikretmelisin… / 09.01.2018 / Kerem Önder

Namazın bitince de Allah’ı zikretmelisin… / 09.01.2018 / Kerem Önder

* فَإِذَا قُضِيَتِ الصَّلَاةُ فَانتَشِرُوا فِي الْأَرْضِ وَابْتَغُوا مِن فَضْلِ اللَّهِ
وَاذْكُرُوا اللَّهَ كَثِيرًا لَّعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ ﴿١٠﴾

*“Namaz kılınınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan nasibinizi arayın.
Allah’ı çok zikredin ki kurtuluşa eresiniz.” (Cuma 10)

* “Müslümanlık, meşrû şekilde ticaretle vesâire ile meşguliyeti mübah kılmış ve teşvikte bulunmuştur. Elverir ki: Dinî vazifeleri terke sebebiyet verilmesin, bütün bütün dünya işler ile meşgul olup da kalpler, zikr ve fikirden mahrûm bırakılmasın. Binaenaleyh ey Müslümanlar!. Uyanık olun (Ve Allah’ı çokça zikredin) yalnız cuma namazını kılmakla yetinmeyin, sâir namazlara da, devam edin, tevhîd ve tesbîh ile kalplerinizi aydınlatmaya çalışın, her hususta muvaffakiyeti Cenab-ı Hak’tan niyâz eyleyin. (tâ ki, kurtuluşa erebilesiniz.) Dünyada da, âhirette de muvaffakiyetlere, başarı ve kurtuluşa nâil olasınız.” Ömer Nasuhi Tefsiri

“Mukâtil’in bu kelimeye, “Allah, onlara, namazdan sonra rızık talep etmelerini mubah kılmıştır. Binâenaleyh, isteyen çıkar, isteyense çıkmaz” manasını verdiği rivayet edilmiştir. Mücâhid de, “İsteyen, yapar; isteyen yapmaz..” demiştir. Dahhâk de şöyle der: “Bu, Allah tarafından verilmiş bir izindir. Dolayısıyla, kişi, namazını bitirdiğinde, isterse çıkar, isterse oturur. Ama, Allah’ın fazlından arama hususunda efdal olan, kişinin, rızkını yahut salih evlâdı, yahut faydalı ilmi, veyahutta benzeri güzel şeyleri talep etmesidir.” Ama, daha açık olan görüş, birincisidir.

İrak ibn Mâlikin de şöyle yaptığı rivayet edilmiştir: “O, Cum’a namazını kılınca, mescidin kapısının yanında durur ve “Allah’ım, davetine icabet ettim, farzını edâ ettim; emrettiğin gibi, yayılıp dağılmak istiyorum. Sen de, beni fazlından rızıklandır. Çünkü Sen, rızık verenlerin en hayırlısısın” derdi.

Ayetteki, “Allah’ı çok anm” emrine gelince, Mukâtll, buradaki “zikr”in, lisân ile yapılan zikr olduğunu söylerken, Saîd ibn Cübeyr buradaki “zikr” ile “tâat” manasının kastedildiğini söylemiştir. Mücâhid de, “Kişi, ayakta, oturarak, yatarken Allah’ı zikretmedikçe, O’nu çokça zikredenlerden olamaz” demiştir ki, buna göre mana, “Ticarete başvurduğunuzda, defalarca alış-veriş ettiğinizde, hep Allah’ı çokça anın, zikredin…” demektir. Nitekim Cenâb-ı Hakk da, “(öyle) adamlar (vardır ki), onları ne bir ticaret, ne bir alış-veriş Allah’ı zikretmekten alıkor..” (Nûr, 37) buyurmuştur. Hz. Ömer (r.a)’den, Hz. Peygamber (s.a.s)’in şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Çarşıya çıktığınızda, “Bir olan, eşi ve benzeri olmayan Allah’tan başka ilâh yoktur. Mülk O’nundur. Hamd, O’na mahsustur. Öldüren de dirilten de O’dur. Ve O, herşeye kadirdir” deyiniz. Kim bunu söylerse, Allah onun defterine, milyonlarca sevap yazar ve onun milyonlarca günahını bağışlar ve onun derecesini milyonlarca yükseltir.” Fahreddini Razi

BENZER KONULAR

Report

What do you think?

Bir cevap yazın