Sessiz Gemi Ve Ardındaki Hüzünlü Hikayesi

YAHYA KEMAL

Sessiz Gemi Ve Ardındaki Hüzünlü Hikayesi

Sessiz gemi… Ölümsüz şair Yahya Kemalin ölümsüz eseri… Geçmişin ve geleceğin tezahürü sanki. Okudukça insanın içini hoş eden, ayrılıkların ve acının temsili.

Aynı zamanda Yahya Kemal’in yaşadığı aşk acısının kalıntısı. Zamanın aşkları ve hikayeleri her zaman ilgi çekici ve güzelliklerle dolu olmuştur aslında. Sessiz Gemi de bunlardan biri diyebiliriz.

Ardında sadece Yahya Kemal değil aynı zamanda Nazım Hikmeti de ilgilendiren ve onun annesinin içinde olduğu hüzünlü bir hikaye barındırıyor. Hep birlikte bu hüzünlü hikayenin ardında neler olmuş görmeye ne dersiniz? Haydi başlayalım!

Sessiz Gemi’nin Hikayesi Nedir?

Celile Hanım, Nazım Hikmetin annesidir. Yahya Kemal de Nazım Hikmetin, hocasıdır.  Yahya Kemal’in şiir hocalığı yaptığı toplulukta aynı zamanda Necip Fazıl da bulunmaktadır. Celile Hanım’ın mutsuz ve sorunlu evliliği, Nazım’ın şiir hocasıyla tanışmasıyla iyice sıkıntıya girer.

Nazım’a şiir öğretmek için evlerine gelen Yahya kemal zamanla Nazım’ın annesiyle; edebiyat, şiir, sanat… Gibi konularda uzun uzun sohbetler gerçekleştirirlerdi. Zamanla giderek artan bu yakınlık. Celile Hanım adına bir aşka dönüşecekti ve sıkıntılı giden evliliği o dakikadan itibaren uzun sürmeyecekti.

Tabii Yahya Kemal de Celile Hanım için aynı hisleri beslemeye başlayacaktı. Böylece devam eden süreçte başlayacak olan bu aşkın üzerinden fazla zaman geçmeden Celile Hanım eşinden ayrılacaktı.  Celile ve Yahya için engeller kalkmış olacaktı. Ama bir sorun vardı. Yahya Kemal, Nazım’ın öğretmeniydi.

Gün geçtikçe bu aşk duyulmaya ve okulda dilden dile dolanmaya başlayacaktı. Hatta Necip Fazıl şu sözlerle hocasına şikayetini dile getirecekti:

Bu alay dolu ve imalı sözlere Yahya Kemal kayıtsız kalamazdı tabii ki de. Necip Fazıl “kodes” denilen cezasını almıştı.

Fakat büyük bir sorun daha bekliyordu bu aşkı. Nazım’ın da bu aşktan olacaktı. Bu aşktan hiç hoşnut olmayan Nazım hocasının cebine küçük bir not bıraktı; “Hocam olarak girdiğiniz bu eve, babam olarak giremezsiniz…” Her şey Yahya Kemal için sorunlu bir şekilde ilerleyecekti.

Bundan çok etkilenecekti Yahya Kemal, zaten evlilikten korkan ve evliliği onaylamayan bir tavrı da vardı ve bunların üst üste gelmesi onu iyice gergin bir ruh haline sokacaktı. Celile Hanım ise; bu dedikodulara aldırmamış, kocasından ayrılmış ve Yahya Kemal ile evlenmek isteyecekti.

Ama Yahya Kemal, deliler gibi sevmesine ve kıskanmasına rağmen evliliğe olumlu bakmayacaktı. Celile Hanım’ın kurduğu hayaller, gelecek umudu yarıda kalacaktı.

Ve bu evlilik hiçbir zaman gerçekleşmeyecekti. Ve zamanla sona eren eski bir aşk hikayesi olarak kalacaktı. İşte Sessiz Gemi’nin hikayesi de burdan sonra başlayacaktı.

Zamanla Sonlanan Aşka Ne Oldu?

Nazım Hikmet zamanla büyük bir şair olmuş ve sosyalist eylemlere karışır olmuştu. Hatta düşünceleri yüzünden hapse bile girmişti.

Celile Hanım buna dayanamamış, oğlunun hapisten çıkması için Galata Köprüsü’nde açlık grevine başlamıştı. Bu durumun üstüne üstlük gözleri de artık görmüyordu fakat oğlu için mücadele ediyordu.

Tesadüf işte, Yahya Kemal ile yolları bir kez daha bu sefer Galata da kesişmişti iki aşığın. Ama Yahya Kemal gitmeye cesaret edememişti yanına. Konuşamamıştı Celile Hanım ile oradan öylece çekip gitmişti…

Bir müddet sonra Yahya Kemal vefat ettiğinde, notları arasında içinde kurumuş iki yaprak bulunan bir zarf çıktı. Zarf da aynen şöyle yazıyordu; “Bu zarfın içindeki hatıra, 19 Ağustos 1930’da Sirkeci garında gece saat 10’da veda ettiğim aziz bir kadının göğsündeki çiçektendir… Koparıp verdiği bu ili yaprağı daima muhafaza edeceğim…”

Yahya Kemal ile Celile Hanım aşkından ümit olmadığını ikisi de gördükten sonra Celile Hanım, Paris’e gitmiş ve bu ikili Sirkeci Garında vedalaşmıştı.

İşte Sessiz Gemi o vedalaşmanın sonrasında Celile Hanım’ın bindiği vapurdan ayrılıp giderken Yahya Kemal’in duyduğu hisleri anlatır…

Sessiz Gemi

Artık demir almak günü gelmişse zamandan,
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.
Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.
Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu!
Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.
Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden,
Birçok seneler geçti; dönen yok seferinden.

Report

What do you think?

Comments