Yaş 35 Şiiri Hikayesi – Cahit Sıtkı Tarancı’nın Sırrı

 

 

 

Türk edebiyatının en unutulmaz eserlerinden biridir kesinlikle. Diyarbakırlı soylu bir ailenin oğlu olan Cahit Sıtkı Tarancı tarafından yazılmış harika eser… Yıllarca dilden dile pelesenk olmuş o müthiş dizeler… İnsanların okudukça mest olduğu bu dizelerin küçük de olsa bir sırrı var aslında. Hem de şiirin içinde saklı. Dilerseniz uzatmadan şiirin hikayesini birlikte inceleyelim. Ne dersiniz?

Yaş Otuz Beş… Yolun Yarısı Mı?

Bu dikkate değer pek müstesna şiir, Cahit Sıtkı Tarancı’nın en çok beğenilen şiirlerinden. Şiirin en büyük sırlarından biri de biçiminin içeriğine uygun olarak yazılması. 5’er mısra ve 7 bent şeklinde yazılmış olması. Bu sayıları çarptığımızda 7.5=35 yapar. Aynı zamanda şiir de toplam mısra sayısı 35 etmektedir… Bu da fakat bu durum 35 yaş şiiri için ilk sır değildir.

Başka bir dahice bağlantıysa, Dante’nin İlahi Komedyası’nda bulunan birinci kantoda “yaşam yolumuzun ortasında” kısmı geçmektedir. Dante’nin dediğine göre insan hayatı, en yüksek noktası 35 olan bir yay çizer. Peki ya Dante bunu söylediğinde kaç yaşındadır biliyor musunuz? Biz söyleyelim 35.

Bir başka anlamı da var desek yalan söylemeyiz. Yüksek olasılıkla yayın en uç noktası 35 olarak düşünülür ve insan ömrünü temsil ediyor dersek; 35 yaşına kadar yapılan günahlardan arınma ve yeni bir hayatın kabulü olarak görülür.

Bu hesaplamaya bakacak olursak, yolun tamamı 70 yapar. 70 yaş; umut, sevgi, dostluk… Güzel bir yaşamı tabir eder belki de Cahit Sıtkı Tarancı’nın 35 Yaş şiiri.

35 Yaş Şiiri…

Yaş otuz beş! yolun yarısı eder.

Dante gibi ortasındayız ömrün.

Delikanlı çağımızdaki cevher,

Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,

Gözünün yaşına bakmadan gider.

 

Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?

Benim mi Allahım bu çizgili yüz?

Ya gözler altındaki mor halkalar?

Neden böyle düşman görünürsünüz,

Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?

 

Zamanla nasıl değişiyor insan!

Hangi resmime baksam ben değilim.

Nerde o günler, o şevk, o heyecan?

Bu güler yüzlü adam ben değilim;

Yalandır kaygısız olduğum yalan.

 

Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;

Hatırası bile yabancı gelir.

Hayata beraber başladığımız,

Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;

Gittikçe artıyor yalnızlığımız.

 

Gökyüzünün başka rengi de varmış!

Geç farkettim taşın sert olduğunu.

Su insanı boğar, ateş yakarmış!

Her doğan günün bir dert olduğunu,

İnsan bu yaşa gelince anlarmış.

 

Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!

Her yıl biraz daha benimsediğim.

Ne dönüp duruyor havada kuşlar?

Nerden çıktı bu cenaze? ölen kim?

Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar?

 

Neylersin ölüm herkesin başında.

Uyudun uyanamadın olacak.

Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında?

Bir namazlık saltanatın olacak,

Taht misali o musalla taşında.