Yutma, Nefes Alma Kadar Önemli!

Yutma, vücutta enerji sağlamaya aracılık eden en temel işlevlerden bir tanesi. Besin ve sıvıların vücuda geçişini sağlayan yutma eylemi, hayati önem taşıyor. Yutmanın da nefes almak gibi yaşam için elzem olduğunu vurgulayan uzmanlar, 1 saatlik yemekte yutma eyleminin 300 defa gerçekleştirildiğini belirterek, yutma bozukluğunda meydana gelebilecek tehlikelere dikkat çekti.

Yutma, dışarıdan bir aracı ola besinleri alıp, çiğneyip midemize, oradan da bağırsağımıza taşıyarak enerji sağlamaya aracılık eden en temel işlevlerden bir tanesi. Tabii bu besin ya da sıvı olabilir. Bir şekilde bunu bize sağlıyor ve çoğu eylemlerimizin nasıl farkında değilsek, yutmamızın da günlük yaşam içerisinde pek farkında değiliz; ta ki bozulana kadar…

Günde bin 500 kez yutkunuyoruz

İnsanlar 300 kere yuttuğunu hiç düşünmemiştir ya da oturup saymamıştır. ‘Can boğazdan geçer’ dedikleri şey aslında, beden bütünlüğünü korumak için besin almanın gerekliliğini ve bunun da yutma üzerinden olduğunu ifade ediyor. Bir şekilde besinleri çiğneyerek ve yutarak bedenimize alıyoruz. Günlük yaşam içerisinde, yemek sırasında neredeyse 300 kere yutuyoruz; ama onun dışında günde yaklaşık 1500’e kadar yutkunmamız oluşuyor, ki yutma o kadar elzem bir şey ki insanlarda bilinç hali olmadan da yutma gerçekleşebiliyor.

Yutma eyleminde ortalama 35 kas çalışıyor

Yutma bir süpürme işi. Ağzımıza aldığımız besini ıslatıp yumuşatarak, geriye doğru pompalıyoruz. Yuttuktan sonra ağız içinde bir şey kalmaması gerekiyor. Ama pompalama işi zayıf olduğu zaman gırtlakta, dil kökünde, yanak içerisinde yiyecekler birikir. Yuttuktan sonra ağız yeterince temizlenmediği zaman da bu sefer geriye doğru sızarak soluk borusuna kaçar. Yutma öncesi, yutma esnası ve yutma sonrasında akciğere kaçışlar olabiliyor. Biz buna ‘aspirasyon’ diyoruz.

Yutma bozuklukları ağır enfeksiyonlara neden oluyor

Normalde akciğerin içerisine yiyeceklerin gitmemesi gerekiyor. Yiyecek ve tükürük kimyasal bir madde. Bu maddeler akciğerin içine kaçtığı zaman bizim zatürre ya da pnömoni dediğimiz ağır enfeksiyonlara neden olabiliyor. En önemli risk bu. Bu bozukluklar; ağır, iyileşmeyen, özellikle yaşlı hastalarda yaşamı tehdit edebilecek şekilde zatürreye neden olabiliyor.

Heimlich manevrası, hayat kurtarıyor!

Besinlerin soluk borusuna kaçmasının bazı durumlarda boğulmaya neden olabilecek kadar şiddetli olabiliyor. Onun için ilkyardımda ‘Heimlich manevrası’ denilen bir şey var. Bu şekilde kişinin akciğerinden kaçan parçayı çıkarmaya çalışıyorsunuz.

Demans ya da Alzheimer hastalarının yüzde 50‘sinde beslenme bozukluğu var

Yutma bozuklukları, nörolojide çok sık gördüğümüz bir durum. Tabii bu, hastalıkların evresine göre değişiyor. Felç, sadece yutma bozukluğu ile başlayabiliyor. Neredeyse felç geçiren hastaların yarısında erken dönemde yutma bozukluğu oluyor.

Ama şanslıyız, yutmanın beynin sapındaki merkezi iki taraflı ve kolay kolay etkilenmiyor. Çünkü yaşamda kalmak için elzem bir şey olduğu için çok dirençli. Fakat uzun vadeli bakıldığı zaman hastalıkların ağırlıklarına göre bu durum değişebiliyor. Mesela MS hastalığında yutma bozukluğu zaman geçtikçe, hastalık ilerledikçe oluşabiliyor. Demans ya da Alzheimer hastalarının yüzde 50‘sinde beslenme bozukluğu vardır. Bu, kilo kaybı, kalitesiz beslenme şeklinde olabiliyor. Ama yıllar geçtikçe yutma fonksiyonu da bozulabiliyor. Beslenme planı ve içeriğini genellikle hasta yakınlarının kontrol etmesi gerekiyor. Ama çok ileri aşamalarda yutma bozuklukları sadece akciğere kaçıp zatürre yapmıyor. Beslenme bozukluğu olduğu zaman, bu durumlarda bağışıklık sistemi de zayıflıyor. Genel bir düşkünlük hali ortaya çıkıyor. Enfeksiyonlara eğilim artıyor. Yutma bozukluğu sadece akciğere yemek kaçması ile zatürre ile öldürmez ya da tehlike oluşturmaz. Dolaylı yollardan da çok ciddi zararları oluyor. Hatta hastanede yatış süresini bile uzatıyor.

Yutma öğretilebilen ve öğrenilebilen bir şey

Normal şartlarda rehabilitasyon bizim için çok önemli. Yani felç sonrası, ağır hastalıklarda yutma bozulduğu zaman, diğer uzuvlarda problem olduğu zaman akla ilk gelen şey fizik tedavidir.

Ama yutma bozukluğu olduğu zaman genelde, toplumda, hekimler arasında da öyle, nihilistik bir yaklaşım var. ‘Bunun için bir şey yapamayız artık, böyle kalacak, tüp takalım, öyle kalsın’ vb… Yutak kaslarının da kendine ait, teknoloji ile gelişen dil ve konuşma terapisi ve yutma bozuklukları uzmanları tarafından yapılan, süreci daha hızlı kontrol altına alabilen, yutmanın tekrar öğretilebildiği; nefese kaçma riskinin hangi pozisyonda ve hangi gıdalarda az olduğu öğretilebilir ve öğrenilebilir bir şey. Dolayısı ile o fırsatları değerlendirmek gerekiyor. Hastanın yutma bozukluğu varsa, hastalığı iyi bir şekilde kontrol altına almak gerekiyor.

BENZER KONULAR

Report

What do you think?