- Diğer kardiyak görüntüleme metotları olan ekokardiyografi ve kalp tomografisinden farklı olarak, doku düzeyinde detaylı bilgi vermesi bu yöntemi ayrıcalıklı kılan en önemli özelliğidir. Kalp kasının dokusu konusunda bu şekilde değerlendirme yapabilen başka bir tanı yöntemi mevcut değildir. Örneğin, kalp yetersizliği olan bir hastaya ekokardiyografi yapıldığında sadece kalp yetersizliğinin varlığı ve derecesi tespit edilmektedir. Ancak kardiyak MR çekildiğinde kalp yetersizliğinin sebebinin ne olduğu konusunda da oldukça önemli bilgiler elde edilmektedir. Kalp yetersizliğine; koroner arter hastalığının mı, doğuştan gelen genetik bir kalp yetersizliği çeşidinin mi, yoksa kalpte enfeksiyona bağlı iltihabi bir sürecin mi sebep olduğu sorusunu en iyi cevaplayabilecek kardiyak görüntüleme metodu kardiyak MR’dır. Bu sayede hastaların tanı ve tedavi süreci hızlanarak, hastalığın seyrine büyük bir katkı sağlanmaktadır.
- Bütün bunları sağlarken, hastaların radyasyon maruziyetine sebep olmaması ise bu tekniğin oldukça önemli bir özelliğidir.
- Hastaların tanı ve tedavisinin yanında, tedavi sürecine başlandıktan sonra hastaların takibi de önemlidir. Örneğin bir hastanın bypass ameliyatı öncesi kardiyak MR ile değerlendirmesi yapıldığında ameliyat sonrası iyileşebilecek doku miktarı öngörülebilmektedir. Takipte detaylı ölçümler yapabilmek ve doku bazında değerlendirme yapabilmek için kardiyak MR kullanılabilir.
- Kemoterapi hastalarında bazı ilaçlar kalbin dokusunda toksik etki yapabilmektedir. Özellikle ekokardiyografik görüntü kalitesi iyi olmayan hasta gruplarında, kalp fonksiyonları detaylı olarak MR ile takip edilebilmektedir. Ayrıca radyasyon da olmadığı için kanser hastaları için de ayrıca büyük bir önem teşkil etmektedir.
- Kalp kası iltihabı(miyokardit) tedavisi sonrası veya kalp krizi sonrası kalıcı bir hasar kalıp kalmadığı da kardiyak MR ile araştırılabilmektedir.
- Bazı romatolojik hastalıklara bağlı olarak kalp kası da etkilenebilmektedir. Kalpte tutulum varsa, kalp yetersizliğinin bu hastalıklara bağlı olduğu düşünülüyorsa tedavi tamamen değişebilmektedir. Bu nedenle, romatolojik hastalıklarda kalpte tutulum olup olmadığı konusunda da kardiyak MR oldukça yol göstericidir.
- Kardiyak MR’ın görüntü kalitesi ekokardiyografiye göre çok daha üstündür. Kalbin volümü, kasılma gücü ve tüm anatomisi ile ilgili detaylı analiz yapılabilir. Özellikle sağ karıncığın farklı, zor, huni şeklinde bir anatomisi vardır ve sağ karıncığın detaylı değerlendirmesi ekokardiyografiyle zor olurken, kardiyak MR ile detaylı olarak hem hacim hem fonksiyon değerlendirmesi kolayca yapılabilmektedir. Kardiyak MR aritmojenik sağ ventrikül displazisi (ARVD) denilen ve hayatı tehdit yaratabilen ritim bozuklukları ile gidebilen kalp hastalığında kılavuzlarda geçen tanı kriterlerinden biridir.
- Hipertrofik kardiyomiyopati gibi kalp kasının kalınlaşması ile giden ve genetik kökenli bazı hastalıklarda, kalp kasındaki bağ doku değişimi olası ritim bozukluğu ile ilgili ileri düzey bilgi verdiğinden, bu hastalarda yapılması mutlaka gerekmektedir. Ayrıca bu hastalık, ‘otozomal dominant’ dediğimiz genetik geçiş şekline sahip olduğundan, aile bireylerinin ekokardiyografi ile değerlendirmesi yapıldığında arada kalınan durumlar ya da erken evre hastalık şüphesi var ise, detaylı değerlendirme ve yine doku bazında değerlendirme için aile bireylerine kardiyak MR ile kontrol yapılması düşünülebilir.
- Kalp içi kitle değerlendirmesinde, kitlenin ne çeşit bir kitle olduğu, yayılımı hakkında detaylı bilgi sağlamaktadır.
- Konjenital(doğumsal) kalp hastalıklarında hem anatomi, hem hacim, hem de hemodinamik açıdan ileri düzey bilgi sağladığından, oldukça sık kullanılmaktadır. Hastaların ameliyat şekline karar verme ve sonrasındaki rutin takiplerinde yine radyasyonsuz olması, hemodinamik değerlendirme olanağı olması ve detaylı görüntüler alınabilmesi açısından tercih edilen bir tanı yöntemidir.