Uygulamayı yükle
How to install the app on iOS

Follow along with the video below to see how to install our site as a web app on your home screen.

Not: This feature may not be available in some browsers.

Minik Ejderha Masalı

  • Konbuyu başlatan Konbuyu başlatan Gulsumnur
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 0
  • Görüntüleme Görüntüleme 26

Gulsumnur

Moderator
Moderatör
Yazar
Reklamsız
Katılım
16 Ara 2024
Konular
11,919
Mesajlar
12,022
Tepkime puanı
218
Puanları
63
🌟Puan
16,112,259
💵Bakiye
12TL
Minik-Ejderha-Masali-arguntc.webp

Bir varmış, bir yokmuş. Bir zamanlar, yemyeşil çimenlerin uzandığı küçük bir köyün kenarında yaşayan Ali adında meraklı mı meraklı bir çocuk varmış.

Ali, her gün okuldan geldikten sonra çantasını bırakır bırakmaz dışarı çıkar, köyün kenarındaki küçük tepeliklere doğru yürürmüş. Orada ağaçların altında gizli kalmış patikalar, taşların ardına saklanan sincaplar ve kuş sesleriyle dolu bir dünya varmış.

Bir gün yine aynı patikadan geçerken gözlerine inanamayacağı bir şey görmüş. Koca bir taş sanmış önce. Ama yaklaşınca bunun yuvarlak, pürüzsüz, soluk mavi renkte bir yumurta olduğunu fark etmiş.

Yumurta o kadar büyükmüş ki, neredeyse Ali’nin kendi kadar varmış. Yumurtanın üstü hafif parlıyormuş, sanki sabah çiği üzerinde kalmış gibi.

Ali, şaşkınlıkla yumurtanın etrafında birkaç tur atmış. Kim koymuş buraya bunu? Yoksa bir kuşun mu? Ama bu kadar büyük kuş olur mu? O gün eve dönerken aklında hep o yumurta varmış.

Ertesi gün sabah olunca, kahvaltısını hızlıca yapmış, annesine “Ben biraz yürüyüşe çıkıyorum!” demiş ve yine o tepelere gitmiş. Yumurtaya ulaştığında dikkatlice bakmış. Bu sefer yumurtanın bir kenarında minik bir çatlak varmış! Gözleri kocaman olmuş.

“Gerçekten çatlamış. Acaba içinden ne çıkacak?”

Ali o gün orada uzun süre oturmuş ama yumurtadan hiçbir ses çıkmamış. Sonra her gün okula gidip geldikçe uğramaya başlamış. Her geldiğinde çatlak biraz daha büyümüş. Bir gün parmağını üzerine koyduğunda, içerden minik bir titreşim hissetmiş. Yumurtanın içi sıcakmış, sanki kalbi atıyormuş gibi.

Günler geçmiş. Ve bir sabah, güneş henüz tam doğmadan, Ali yine koşarak oraya gitmiş. Tam yumurtanın yanına varmış ki, çat! Bir ses duymuş. Yumurtanın tepesinden bir parça düşmüş. Ardından çat, çat, çat! Her yerinden incecik çatlaklar yayılmış. Ali geri çekilmiş, gözlerini kırpmadan izlemeye başlamış.

Son bir çatlama sesiyle yumurta açılmış ve içinden minicik bir şey kafasını uzatmış.
Gözleri kocaman, yeşil yeşilmiş. Burnundan hafif dumanlar çıkıyormuş. Derisi parlak morla yeşil arasında, pırıl pırılmış. Kafasında minik sivri çıkıntılar, arkasında kıpır kıpır iki kanat varmış.

Ali bir adım yaklaşmış. “Sen, sen, sen bir ejderha mısın?” demiş fısıltıyla.

Minik yaratık göz kırpmış, sonra kuyruğunu kıpırdatıp ağzını açmış. Ama korkunç bir kükreme bekleyen Ali, yalnızca “hııık” diye minicik bir öksürük sesi duymuş.

Gülmeye başlamış. “Sen korkunç değilmişsin ki! Hatta çok tatlısın!”

Ali ve minik ejderha o gün tanışmışlar. Ali ona “Pofik” adını vermiş. Çünkü burnundan çıkan dumanlar “pof pof” yapıyormuş. Pofik önce çok çekingenmiş, kanatlarını katlayıp Ali’nin arkasına saklanıyormuş. Ama Ali onunla konuşmaya, hafifçe dokunmaya, birlikte yürümeye başlayınca güveni artmış.

İlk günler sadece birlikte oturmuşlar. Ali ona çimenlerin tadını göstermiş, gökyüzünü anlatmış. Sonra Pofik yavaş yavaş yürümeye başlamış. Sonra zıplamış. Sonra küçük küçük kanat çırpmış.

Ali her gün geldiğinde, “Haydi bugün biraz daha yükseğe zıpla!” demiş. “Bugün rüzgârı dinle!” demiş. Pofik de her gün biraz daha öğrenmiş.

Bir gün Ali, elini Pofik’in sırtına koyup, “Seninle gökyüzünde uçabilir miyim?” diye sormuş. Pofik önce şaşırmış, sonra kanatlarını germiş. Ali dikkatlice sırtına oturmuş.

Pofik kanatlarını çırpmış. Bir, iki, üç, önce toprak havalanmış. Sonra ikisi birlikte yükselmişler. Ağaçların üzerinden geçmişler, çiçeklerin kokusu yukarıya kadar gelmiş.
Ali’nin kalbi pır pır atmış, yüzü rüzgârla gülümsemiş. Gökyüzünde özgürce süzülmüşler.

Bundan sonra her gün uçmaya başlamışlar. Kimi zaman sabah güneş doğarken, kimi zaman akşam yıldızlar çıkarken.

Pofik bazen ateş püskürtmeye çalışmış ama yalnızca bir kıvılcım çıkabilmiş. Ali kahkahalarla gülmüş. “Sen zaten böyle tatlıyken ateşe gerek yok!” demiş.

Günler geçtikçe dostlukları daha da büyümüş. Ali sırlarını anlatmış, Pofik ise yanına konup onu dinlemiş.

Ama bir gün, Ali okuldan geldiğinde gökyüzü grileşmiş, rüzgâr esmiş. Pofik ortada yokmuş. Ali onu aramış, çağırmış ama bulamamış. O gece gökyüzüne bakarken yıldızların arasında bir cisim görmüş. Kanatları parlıyormuş.

“Pofik” demiş usulca. “Sen büyüdün mü yoksa?”

Ertesi gün yine gitmiş. Yumurta kabuğu hâlâ oradaymış ama artık çok küçük görünüyormuş. Ali kabuğu eline almış. Gözleri dolmuş ama kalbi ısınmış. Çünkü Pofik’in ona kattığı neşe, hala yüreğindeymiş.

Aradan zaman geçmiş. Ali büyümüş. Ama o tepelere çıktığında, bazen gökyüzünde süzülen bir gölge görürmüş. Gülümsermiş.

Ama en özel gün, bir bahar sabahı olmuş. Ali yine o eski patikadan yürürken, çimenlerin arasına bırakılmış bir şey fark etmiş. Minicik, mor pullarla kaplı, parlayan bir taş. Üzerinde titrek ama tanıdık çizgilerle şöyle yazıyormuş:

“Ali’ye, ilk dostuma. Uçmayı seninle öğrendim. Kalbim hep seninle olacak. – Pofik”

Ali taşı ellerine almış, sımsıkı tutmuş. Gözleri dolmuş ama içi ısınmış. “Ben de seni hiç unutmayacağım Pofik” demiş fısıltıyla.

Ve Minik Ejderha Masalından sonra ne zaman gökyüzünde bir yıldız parıldasa, Ali göğsündeki o taşı okşar, sessizce şöyle dermiş:

“Gerçek dostluk bazen gökten gelirmiş. Ve bir kez kalbine girdiyse, hiç gitmezmiş.”
 

En İyi Arkadaşım Bir Robot Masalı

23 Nisan Hazırlığı Masalı

Konuyu izleyenler

Benzer konular

On yılı aşkın süredir e-ticaret dünyasında edinilen bilgi birikimi ve sektör tecrübesiyle kurulan Minik Trend ebeveynlerin bebekleri için ihtiyaç duyduğu her ürünü güvenle bulabileceği bir alışveriş platformu olarak öne çıkmaktadır. Bebeklerin hassas yapısını ve annelerin beklentilerini merkeze...
Cevaplar
1
Görüntüleme
19
Bir varmış, bir yokmuş. Bir zamanlar yemyeşil tepelerin arasında, kuşların cıvıl cıvıl şarkılar söylediği, bahçelerinde rengârenk çiçeklerin açtığı bir köy varmış. Bu köyde minik Mert adında sevimli mi sevimli bir bebek yaşarmış. Mert’in pofuduk yanakları, tombul elleri ve gülen gözleri...
Cevaplar
0
Görüntüleme
33
Bir varmış, bir yokmuş. Bir zamanlar uzak diyarlarda, yemyeşil bambuların gökyüzüne doğru yükseldiği büyülü bir orman varmış. Bu ormanda bir gün, minicik bir panda yavrusu dünyaya gelmiş. Bu sevimli yavruya “Momo” adını vermişler. Momo, yumuşacık beyaz tüylü, gözlerinin etrafında siyah...
Cevaplar
0
Görüntüleme
33
Minik Tavşan Masalı Bir varmış, bir yokmuş. Bir zamanlar gökyüzünün ışıltılı yıldızlarla süslendiği bir ormanda, sevimli ve minik bir tavşancık yaşarmış. Bu tavşancığın adı Pufi’ymiş. Pufi’nin en sevdiği şey, her gece yatağına uzanıp Ay’ın parlak ışığını izlemekmiş. Ay ışığı ormanı öyle güzel...
Cevaplar
0
Görüntüleme
30
Işığını Bulan Minik Bulut Masalı Bir varmış, bir yokmuş. Bir zamanlar gökyüzünün en mavi, en parlak olduğu bir dünyada, Pamuk adında küçük bir bulut yaşarmış. Pamuk, yumuşacık, pofuduk bir bulutmuş ve rüzgârın yumuşak esintisiyle gökyüzünde dans etmeyi çok severmiş. Fakat Pamuk’un içinde hep bir...
Cevaplar
0
Görüntüleme
27
Bir varmış, bir yokmuş. Yıldızların gökyüzünde dans ettiği, ay ışığının sokakları gümüş bir örtüyle süslediği bir kasabada Defne adında bir bebek yaşarmış. Defne’nin minik elleri o kadar özelmiş ki, parmakları neye dokunsa sıcacık bir his bırakırmış. Oyuncakları nazikçe kıpırdanır, battaniyesi...
Cevaplar
0
Görüntüleme
29
Bir varmış, bir yokmuş. Bir zamanlar yemyeşil ağaçlarla kaplı, ışıl ışıl parlayan büyülü bir orman varmış. Bu ormanda türlü türlü hayvan yaşar, sabahları kuş cıvıltıları ormanın dört bir yanına yayılırmış. Ağaçların yüksek dallarında rengârenk tüyleriyle dikkat çeken Mavi ve Kivi adında iki...
Cevaplar
0
Görüntüleme
27
Bir varmış, bir yokmuş. Bir zamanlar gökkuşağı kadar renkli, yıldızlar kadar parlak bir kasabada, Alya ve Aral adında ikiz kardeşler yaşarmış. Herkes onların tıpatıp aynı olduklarını düşünse de aslında çok farklı karakterlere sahipmişler. Alya, neşeli, hareketli ve cesurmuş. En küçük bir şeyi...
Cevaplar
0
Görüntüleme
30
Bir varmış, bir yokmuş. Bir zamanlar, masmavi suların parladığı büyük bir okyanusta Minik adında bir deniz yıldızı yaşarmış. Minik, mercan kayalıklarının arasında saklanır, deniz yosunlarıyla oynar ve balıkların fısıltılarını dinlermiş. Ama içini hep aynı soru kemirirmiş: “Denizin ötesinde ne...
Cevaplar
0
Görüntüleme
31
Bir varmış, bir yokmuş. Bir zamanlar, denize yakın, rüzgârı bol bir mahallede yaşayan Arda adında bir çocuk varmış. Arda’nın en sevdiği şey top oynamak, en büyük hayali ise bir gün gerçek bir futbolcu olmakmış. Nereye gitse, koltuğunun altında eski ama çok sevdiği topu olurmuş. Sabahları kuş...
Cevaplar
0
Görüntüleme
27

Günün trendleri

SON GÖNDERİLER

Rüyada Dünyanın Sonunu Görmek
Rüyada dünyanın sonunu görmek, derin bir mânâ taşıyan ve rüyayı gören kimseye yönelik bir ihtar niteliğinde olan bir rüyadır. Bu sebeple, böyle...
Rüyada Hakkını Helal Etmemek
Rüyada hakkını helal etmemek, zor günler geçirmeye, mutsuzluk ve işlemiş günahlardan dolayı pişmanlık duymaya işaret eder. Kişinin vicdani yükler...
Rüyada Eve İzinsiz Birinin Girmesi
Rüyada eve izinsiz bir kimsenin girdiğini görmek,beklenmedik bir misafire veya sırlarının açığa çıkmasına delâlet eder. Eğer eve giren kişi...
Rüyada Baba Evini Görmek
Rüyada baba evini görmek, rüya sahibinin ailesi, geçmişi, kökleri ve ruh hâli ile ilgili pek çok mânâya delâlet eder. Baba evi, kişinin sığınacak...
Rüyada Çocuğunun Suda Boğulduğunu Görmek
Rüyada çocuğunun suda boğulduğunu görmek, kişinin evladı ile ilgili kaygı taşımasına, dünya işlerine gereğinden fazla dalarak ahiret hayatını...
Geri