- Katılım
- 16 Ara 2024
- Konular
- 11,919
- Mesajlar
- 12,022
- Tepkime puanı
- 218
- Puanları
- 63
- 🌟Puan
- 16,149,310
- 💵Bakiye
- 12TL
Nisan 1956'da, Philadelphia'daki Amerikan Cerrahi Derneği'nin yıllık toplantısında, Dr. Robert M. Zollinger ve Dr. Edwin H. Ellison, hastaların gastrointestinal sistemde şiddetli, tekrarlayan, ülseratif lezyonlar geliştirdiği iki durum vakasını tanımladılar.
Bu lezyonlar, herhangi bir cerrahi tedaviye dirençli görünüyordu ve komşu pankreasta yerleşik tümörlerle ilginç bir şekilde ilişkiliydi. "Pankreasın Adacık Hücre Tümörü ile İlişkili Jejunumun Birincil Peptik Ülserleri" başlıklı çalışmalarını tanımladıkları klinik sendrom için üç tanı kriterini ortaya koydular.
Bunlar Buna ince bağırsaklar gibi olağandışı yerlerde ülserler, gastrik asit yüksekliği ve pankreas tümörlerinin varlığıdır. Böylece Zollinger Ellison Sendromu ismi ile literatüre girmiştir.
Bu lezyonlar, herhangi bir cerrahi tedaviye dirençli görünüyordu ve komşu pankreasta yerleşik tümörlerle ilginç bir şekilde ilişkiliydi. "Pankreasın Adacık Hücre Tümörü ile İlişkili Jejunumun Birincil Peptik Ülserleri" başlıklı çalışmalarını tanımladıkları klinik sendrom için üç tanı kriterini ortaya koydular.
Bunlar Buna ince bağırsaklar gibi olağandışı yerlerde ülserler, gastrik asit yüksekliği ve pankreas tümörlerinin varlığıdır. Böylece Zollinger Ellison Sendromu ismi ile literatüre girmiştir.