Bazı organlar, birincil tümörlerin metastazına diğerlerinden daha yatkındır. Bu durum ilk olarak Stephen Paget tarafından bundan bir asır önce tarihler 1889'u gösterdiğinde ‘tohum ve toprak’ teorisi olarak tartışıldı. Örneğin, kemikler prostat kanseri için tercih edilen bölgedir, kolon kanseri karaciğere yayılır, mide kanseri yumurtalıklara metastaz yapabilir.
Söz konusu teoride kanser hücrelerinin birincil odaklarının dışında hayatta kalmalarının zor olduğu belirtilir. Yani kanser hücrelerinin yayılabilmeleri için benzer özelliklere sahip bir yer bulmaları gerekir. Örneğin, meme kanseri hücreleri çoğalmak için anne sütünden kalsiyum iyonlarına ihtiyaç duyar. Bu nedenle kemikler kalsiyum yönünden zengin olduğundan kemik yayılma alanı olabilir.
Kötü huylu melanom, melanositleri ve sinirleri destekler ve bu nedenle, nöral doku ve melanositler embriyodaki aynı hücre hattından çıktığı için beyne yayılabilir.
‘Tohum ve toprak’ teorisine 1928'de James Ewing tarafından meydan okundu. Ewing metastazın tamamen anatomik ve mekanik yollarla gerçekleştiğini öne sürdü. Ewing lenfatik kanallar ve kan damarları yoluyla yayılmayı öne sürerek kanser hücrelerinin, birincil tümöre yakın bölgesel lenf düğümlerini etkilediğini belirtti.
Söz konusu teoride kanser hücrelerinin birincil odaklarının dışında hayatta kalmalarının zor olduğu belirtilir. Yani kanser hücrelerinin yayılabilmeleri için benzer özelliklere sahip bir yer bulmaları gerekir. Örneğin, meme kanseri hücreleri çoğalmak için anne sütünden kalsiyum iyonlarına ihtiyaç duyar. Bu nedenle kemikler kalsiyum yönünden zengin olduğundan kemik yayılma alanı olabilir.
Kötü huylu melanom, melanositleri ve sinirleri destekler ve bu nedenle, nöral doku ve melanositler embriyodaki aynı hücre hattından çıktığı için beyne yayılabilir.
‘Tohum ve toprak’ teorisine 1928'de James Ewing tarafından meydan okundu. Ewing metastazın tamamen anatomik ve mekanik yollarla gerçekleştiğini öne sürdü. Ewing lenfatik kanallar ve kan damarları yoluyla yayılmayı öne sürerek kanser hücrelerinin, birincil tümöre yakın bölgesel lenf düğümlerini etkilediğini belirtti.