Testis tümörlerinde tanı için fizik muayene, testis ultrasonu ve kan testlerine ihtiyaç duyulur. Bu tetkiklerin yanı sıra, tümörün yayılma riskine karşı akciğer filmi ve tomografi de çekilir.
Testiste ele gelen bir kitle saptandığı takdirde, tetkiklerle aksi ispat edilmediği sürece, bu kitlenin bir tümör olduğu kabul edilip, tedaviye bu şekilde başlanmaktadır.
Vakit geçirmeden hastalıklı testisin alınması ve gerekli patolojik incelemenin yapılıp, tanının kesinleştirilmesi gerekmektedir. Zira testis kanseri tanısında 6 haftalık bir gecikme, kanser nedeniyle ölüm riskini 2 kat artırmaktadır.
Tümör belirteç proteinlerinin seviyelerini ölçmek için aşağıdaki kan testleri de yapılacaktır.
Elde edilen sonuç doğrultusunda “kemoterapi” veya “radyoterapi” gibi ek bir tedaviye ihtiyaç duyulup duyulmadığı belirlenmektedir.
Ameliyat sonrası tümörün evresine ve tipine göre iyi bir takip yapılmalıdır. Diğer kanser tiplerinde de olduğu gibi; erken tanı ve kısa sürede yapılan uygun tedavi ile başarı şansı çok yüksektir.
Testiste ele gelen bir kitle saptandığı takdirde, tetkiklerle aksi ispat edilmediği sürece, bu kitlenin bir tümör olduğu kabul edilip, tedaviye bu şekilde başlanmaktadır.
Vakit geçirmeden hastalıklı testisin alınması ve gerekli patolojik incelemenin yapılıp, tanının kesinleştirilmesi gerekmektedir. Zira testis kanseri tanısında 6 haftalık bir gecikme, kanser nedeniyle ölüm riskini 2 kat artırmaktadır.
Tümör belirteç proteinlerinin seviyelerini ölçmek için aşağıdaki kan testleri de yapılacaktır.
- Alfa-fetoprotein (AFP)
- Beta-insan koryonik gonadotropin (beta-hCG)
- Laktat dehidrojenaz (LDH)
- Plasental alkalin fosfataz
Elde edilen sonuç doğrultusunda “kemoterapi” veya “radyoterapi” gibi ek bir tedaviye ihtiyaç duyulup duyulmadığı belirlenmektedir.
Ameliyat sonrası tümörün evresine ve tipine göre iyi bir takip yapılmalıdır. Diğer kanser tiplerinde de olduğu gibi; erken tanı ve kısa sürede yapılan uygun tedavi ile başarı şansı çok yüksektir.