Gelişen teknolojiyle birlikte gerçekleştirilen kapsamlı araştırmalara rağmen insan vücudunun bazı bölgeleri gizemini korumaya devam etmektedir. Bu bölgelerden biri de karın boşluğunun sağ alt kısmında bulunan birçok kişinin apandisit ya da kör bağırsak olarak bildiği apendiks bölgesidir. Birçok insan çevresinden mutlaka apandisit ile ilgili hastalıklar duysa da günümüzde birçok insan apandisitin yerini tam olarak bilmemektedir.
Apandisit, ince bağırsağın son bulduğu ve kalın bağırsağın başladığı kısımda yer almaktadır. Şekli itibari ile solucanı andıran bir bağırsak uzantısı olan apandisit her insanda farklı uzunlukta bulunmaktadır. Ancak yapılan araştırmalara göre ortalama uzunluğu 10 santimetre boyundadır.
Vücudumuzun gizemini koruyan bölgelerinden biri olan apandisit bölgesinin vücudumuzdaki işlevi henüz tam olarak anlaşılabilmiş değil. Ancak yapılan araştırmalara göre işlevsel olarak bademciklere benzetilmektedir. Sindirim sistemimizin başlangıcını oluşturan ağız bölgemiz aynı zamanda mikropların en yoğun bulunduğu bölgedir. Bademciklerimiz ise vücudumuzu ağız yolu ile gelen mikroplara karşı koruyan ve vücudumuzu mikroplara karşı uyaran oldukça önemli bir bölgedir. Apandisit bölgesi de tıpkı bademciklerde olduğu gibi kalın bağırsakta bulunan mikroplara karşı vücudumuzu korumakta ve uyarmaktadır.
Apandisit bölgesinde çeşitli nedenlere bağlı olarak iltihaplanma oluşabilmektedir. Bu iltihaplanma sonucunda ise halk arasında apandisit şişmesi, apandisit olarak bilinen hastalık meydana gelebilmektedir. Apandisit bölgesinin iltihaplanmasındaki en önemli neden apandisitin iç kısmında yer alan ve lümen adı verilen, dar bir boruyu andıran kısmın tıkanmasıdır. Lümen tıkanması aşağıda sıraladığımız nedenlere bağlı olarak gelişebilmektedir:
Apandisitin anlaşılabilmesine yardımcı olan apandisit belirtileri ise şu şekilde sıralayabiliriz:
Apandisit, ince bağırsağın son bulduğu ve kalın bağırsağın başladığı kısımda yer almaktadır. Şekli itibari ile solucanı andıran bir bağırsak uzantısı olan apandisit her insanda farklı uzunlukta bulunmaktadır. Ancak yapılan araştırmalara göre ortalama uzunluğu 10 santimetre boyundadır.
Vücudumuzun gizemini koruyan bölgelerinden biri olan apandisit bölgesinin vücudumuzdaki işlevi henüz tam olarak anlaşılabilmiş değil. Ancak yapılan araştırmalara göre işlevsel olarak bademciklere benzetilmektedir. Sindirim sistemimizin başlangıcını oluşturan ağız bölgemiz aynı zamanda mikropların en yoğun bulunduğu bölgedir. Bademciklerimiz ise vücudumuzu ağız yolu ile gelen mikroplara karşı koruyan ve vücudumuzu mikroplara karşı uyaran oldukça önemli bir bölgedir. Apandisit bölgesi de tıpkı bademciklerde olduğu gibi kalın bağırsakta bulunan mikroplara karşı vücudumuzu korumakta ve uyarmaktadır.
Apandisit bölgesinde çeşitli nedenlere bağlı olarak iltihaplanma oluşabilmektedir. Bu iltihaplanma sonucunda ise halk arasında apandisit şişmesi, apandisit olarak bilinen hastalık meydana gelebilmektedir. Apandisit bölgesinin iltihaplanmasındaki en önemli neden apandisitin iç kısmında yer alan ve lümen adı verilen, dar bir boruyu andıran kısmın tıkanmasıdır. Lümen tıkanması aşağıda sıraladığımız nedenlere bağlı olarak gelişebilmektedir:
- Bağırsakta bulunan bakteriyel enfeksiyonlar ve bağırsak enfeksiyonları,
- Ailede daha önce apandisit öyküsünün bulunması, genetik yatkınlık,
- Bağırsakta bulunan bağırsak kurtları, parazitleri ve solucanlar,
- Tümörler,
- Sindirim sisteminde oluşan iltihaplardan dolayı apandisitin ağız kısmında bulunan lenf bezlerinin şişmesi,
- Karın bölgesinde alınan sert darbeler sonucunda apandisitin tıkanması
- Midede tam olarak sindirimi mümkün olmayan limon çekirdeği, zeytin çekirdeği ya da nar çekirdeği gibi besinlerin ince bağırsaktan kalın bağırsağa geçerken apandisite kaçarak tıkaması.
Apandisitin anlaşılabilmesine yardımcı olan apandisit belirtileri ise şu şekilde sıralayabiliriz:
- Apandisitin bulunduğu karnın sağ alt kısmında özellikle elle bastırıldığında hissedilen hassasiyet ve bıçak saplanması şeklinde oldukça şiddetli bir şekilde hissedilen ağrı,
- Karın bölgesinde hissedilen ağrının şiddetini sürekli olarak arttırması,
- Mide bulantısı ve buna bağlı olarak gelişen kusma,
- Yüksek ateş,
- Kalp atışlarında hızlanma,
- Ağzı içerisinde ve dilde kuruluk,
- Sindirimde zorluk yaşama, kabızlık veya ishal
- Göbek çevresinde yoğun bir şekilde hissedilen ağrı,
- Dışkılama da zorlanma, dışkılarken ağrı hissi, gaz çıkaramama,