Defibrilatörün çalışma mekanizması, biyofizik ve kardiyoloji prensiplerinin bir birleşimidir. Kalp kası hücreleri (kardiyomiyositler), elektriksel olarak uyarılabilir bir yapıya sahiptir. Normal şartlarda bu uyarı tek bir merkezden çıkar ve düzenli bir yol izler. Ancak ölümcül aritmiler sırasında bu yol bozulur ve binlerce hücre aynı anda, birbirinden bağımsız ve düzensiz sinyaller üretmeye başlar.
Cihazın çalışma süreci şu şekilde işler:
Cihazın çalışma süreci şu şekilde işler:
- Analiz Fazı: Cihaz, hastanın göğsüne yapıştırılan elektrotlar yani pedler vasıtasıyla kalbin elektriksel haritasını (EKG) çıkarır. Yazılımdaki algoritmalar, ritmin şoklanabilir olup olmadığını saniyeler içinde belirler.
- Kapasitör Dolumu: Eğer ritim şok gerektiriyorsa, cihaz içindeki kapasitör adı verilen birimlerde elektrik enerjisi depolar. Bu enerji genellikle Joule (J) birimi ile ölçülür.
- Senkronizasyon ve Şok: Kullanıcı komut verdiğinde veya tam otomatik cihazlarda kendiliğinden, depolanan bu enerji kısa bir süre içinde göğüs duvarından kalbe iletilir.
- Depolarizasyon Etkisi: Bu yüksek dozlu elektrik, kalp kasındaki tüm hücreleri aynı anda depolarize eder. Yani tüm hücrelerin elektriksel yükünü anlık olarak eşitler.
- Doğal Ritmin Dönüşü: Şokun ardından kalp bir anlık duraklama evresine girer. Bu sessiz saniyeler içinde kalbin kendi doğal ritim merkezi tekrar sinyal göndererek düzenli kasılmayı başlatmaya çalışır.