Uygulamayı yükle
How to install the app on iOS

Follow along with the video below to see how to install our site as a web app on your home screen.

Not: This feature may not be available in some browsers.

Geveze Kurbağa ile İki Kaz Masalı

  • Konbuyu başlatan Konbuyu başlatan Gulsumnur
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • 💬Cevaplar 💬Cevaplar 1
  • 👁️‍🗨️Görüntüleme 👁️‍🗨️Görüntüleme 19

Gulsumnur

Moderator
Moderatör
Yazar
 
👑Maksimum seviye
📅Katılım
16 Ara 2024
📃Konular
12,184
💬Mesajlar
12,309
🎭Tepki puanı
240
🏆kupalar
63
🌟Puan
1,831,989
💵Bakiye
22TL
Ekran görüntüsü 2026-07-18 010301.png

Geveze Kurbağa ile İki Kaz Masalı
Bir varmış, bir yokmuş… Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, yemyeşil ormanların arasında berrak sularıyla parıldayan güzel bir göl varmış. Bu gölün çevresini saran uzun sazlıklar, burada yaşayan canlılar için adeta doğal bir sığınakmış. Kuşlar, sazlıkların arasında güvenle yuva kurar; kurbağalar, su kaplumbağaları ve diğer göl sakinleri de huzur içinde yaşarlarmış. Yırtıcı hayvanlar ve avcılar, sık sazlıklar yüzünden onlara kolay kolay ulaşamazmış. Bu yüzden göl, herkesin mutlu olduğu sakin bir yuvaymış.

Fakat günlerden bir gün doğa yüzünü değiştirmeye başlamış. Bahar geçmiş, yaz gelmiş ama gökyüzünden tek damla yağmur düşmez olmuş. Dereler, çaylar ve küçük akarsular gölü besleyemez hale gelmiş. Günler ilerledikçe gölün suyu çekilmeye başlamış. Bir zamanlar geniş olan kıyılar daralmış, sular gittikçe azalmış. Göl sakinleri endişeyle olup biteni izliyor, eski güzel günlerin geri dönmesini umut ediyorlarmış.

Bu gölde birbirinden hiç ayrılmayan iki yakın kaz yaşarmış. İkisi de gölün her geçen gün küçüldüğünü görünce büyük üzüntü duymuş. Günlerce ne yapmaları gerektiğini konuşmuşlar. Sonunda içlerinden biri, “Burada kalırsak yakında yaşayacak su bulamayacağız. En doğrusu başka bir göle gitmek.” demiş. Diğer kaz da bu fikrin doğru olduğuna karar vermiş.

Ancak onların çok sevdikleri bir arkadaşları daha varmış. Bu arkadaş, konuşmayı çok seven, biraz da umursamaz tavırlarıyla tanınan bir kurbağaymış. Kazlar hemen onun yanına gidip durumu anlatmışlar.

“Biz başka bir göle göç etmeye karar verdik. Sen de bizimle gel. Burada kalırsan zor durumda kalabilirsin.” demişler.

Kurbağa ise onların endişelerini ciddiye almamış.

“Bu kadar telaş etmeyin.” demiş. “Koskoca göl hemen kurur mu hiç? Burada yaşamaya devam ederiz. Siz boşuna korkuyorsunuz.”

Kazlar uzun uzun konuşmuş, gölün durumunu anlatmış, ama kurbağa bir türlü fikrini değiştirmemiş. Çok sevdikleri dostlarını yalnız bırakmak istemedikleri için göç etmeyi birkaç gün daha ertelemişler.

Aradan birkaç gün geçmiş. Güneş kavurdukça kavurmuş, gölün suyu daha da çekilmiş. Eskiden geniş olan göl, artık küçük bir gölete dönüşmüş. Yaşayan hayvanların çoğu güvenli yerler bulmak için göç etmiş. Ortalık giderek sessizleşmiş.

Kazlar tekrar kurbağanın yanına gitmişler.

“Artık daha fazla bekleyemeyiz.” demişler. “Göl neredeyse tamamen kurudu. Biz bugün yola çıkıyoruz.”

Bu kez kurbağa da yalnız kalacağını anlayınca korkmuş.

“Peki ama ben nasıl geleceğim?” diye sormuş. “Ben sizin gibi uçamam ki.”

Kazlardan biri biraz düşündükten sonra aklına bir fikir gelmiş.

“Uzun bir sopa buluruz. Sen sopanın tam ortasını ağzınla sıkıca tutarsın. Biz de iki ucundan gagamızla kavrarız. Böylece seni birlikte taşıyabiliriz.”

Kurbağa bu fikri çok beğenmiş ve hemen kabul etmiş.

Kazlar sağlam ve uzun bir sopa bulmuşlar. Kurbağa önce sopanın üzerine elleri ve ayaklarıyla tutunmaya çalışmış. Çünkü ağzıyla tutunursa yol boyunca konuşamayacağını düşünüyormuş. Fakat ne kadar uğraşsa da dengesini sağlayamamış. Sonunda mecburen sopayı ağzıyla sıkıca kavramış.

Tam havalanacakları sırada kazlar onu son kez uyarmış.

“Ne olursa olsun ağzını açma. Tek kelime bile konuşursan yere düşersin.”

Kurbağa başını sallayarak onları anladığını göstermiş.

Üç arkadaş gökyüzüne doğru yükselmişler. Ormanların, tepelerin ve nehirlerin üzerinden uçarak yollarına devam etmişler.

Saatler sonra hava kararmaya başlayınca geceyi geçirmek için geniş bir çayıra inmişler. Kazlar yine arkadaşlarını uyarmışlar.

“Burada göldeki gibi bizi koruyacak sazlıklar yok. Sessiz olursak kimse yerimizi fark etmez.”

Kurbağa ise konuşmadan durmakta çok zorlanıyormuş. Aklına gelen her şeyi anlatmak istiyor ama kendini güçlükle tutuyormuş. Gece boyunca sabretmiş. Ancak sabaha karşı daha fazla dayanamayarak,

“Buradan sonra…” diye söze başlamış.

Kazlar hemen telaşla onu susturmaya çalışmışlar.

“Şşşt! Sessiz ol! Sesini duyan biri gelebilir.”

Kurbağa ise yine aldırış etmemiş.

“Boşuna korkuyorsunuz.” demiş. “Bunca zamandır kimse gelmedi. Bundan sonra da gelmez.”

Tam o anda yakındaki çalılıkların arasından bir dal kırılma sesi duyulmuş.

Üç arkadaş sesin geldiği tarafa bakınca kocaman bir aslanın kendilerine doğru yaklaştığını görmüşler.

Kazlar hiç vakit kaybetmeden kurbağayı yeniden aralarına alıp hızla gökyüzüne yükselmişler. Böylece büyük bir tehlikeyi son anda atlatmışlar.

Kurbağa ise az önce yaptığı dikkatsizliğin nelere yol açabileceğini görünce uzun süre sessiz kalmış.

Yolculuk devam etmiş. Dağlar, ovalar ve ormanlar geride kalmış. Saatler sonra küçük bir köyün üzerinden geçmeye başlamışlar.

O sırada köylülerden biri gökyüzünü göstererek yüksek sesle,

“Bakın! İki kaz bir kurbağayı taşıyor!” diye bağırmış.

Kurbağa bu sözleri duyunca kendini tutamamış. Cevap vermek için ağzını açtığı anda sopayı bırakmış.

Bir anda hızla aşağı düşmeye başlamış.

Neyse ki tam alt tarafta büyük bir saman yığını varmış. Kurbağa yumuşacık samanların üzerine düşmüş. Bu sayede burnu bile kanamamış.

Kazlar hemen aşağı inmişler.

Kurbağa büyük bir utanç içinde başını eğmiş.

“Beni defalarca uyarmanıza rağmen sizi dinlemedim.” demiş. “Haklıymışsınız. Konuşma isteğime yenildim. Beni affedin.”

Kazlar arkadaşlarının zarar görmediğini görünce rahatlamışlar.

“Önemli olan hatanı anlamış olman.” demişler. “Bir daha aynı dikkatsizliği yapmazsan yolumuza devam edebiliriz.”

Kurbağa içtenlikle söz vermiş.

Üç yakın arkadaş yeniden gökyüzüne yükselmiş. Uzun yolculuklarının sonunda bol sulu, yemyeşil sazlıklarla çevrili yeni bir göle ulaşmışlar. Burası eski yuvaları kadar güzel, hatta belki daha da huzurluymuş.

Artık güvenli bir yuvaları olduğu için hep birlikte burada yaşamaya başlamışlar. Kurbağa da bu yolculuk sayesinde dostlarının sözünü dinlemenin, zamanı geldiğinde tedbir almanın ve gereksiz yere konuşmanın bazen büyük tehlikelere yol açabileceğini öğrenmiş.

Üç arkadaş, yeni göllerinde uzun yıllar boyunca mutluluk, huzur ve dostluk içinde yaşamışlar.

Gökten üç elma düşmüş… Biri bu masalı anlatanın, biri dikkatle dinleyenlerin, biri de gerektiğinde susmanın ve tedbirli davranmanın değerini bilenlerin başına…
 
Harika bir paylaşım, ellerinize sağlık! Paylaştığınız bu masal, çocuklara (ve hatta yetişkinlere) yerinde konuşmanın ve dost tavsiyesi dinlemenin önemini çok güzel bir dille anlatıyor.

Özellikle kurbağanın saman yığınına düşerek kurtulması, masalı hem heyecanlı hem de mutlu sonla biten ders verici bir hikayeye dönüştürmüş. Forumdaki diğer üyelerin de çocuklarına okumaktan keyif alacağı bir içerik olmuş.

Gökten düşen üç elmanın anlamı bu güzel masalla daha da pekişmiş. Paylaşımlarınızın devamını bekleriz! 😊
 

Dans Eden Penguen Masalı

Konuyu izleyenler

Benzer konular

💬Cevaplar
0
👁️‍🗨️Görüntüleme
12
💬Cevaplar
0
👁️‍🗨️Görüntüleme
30
💬Cevaplar
0
👁️‍🗨️Görüntüleme
46

Günün trendleri

Geri