MM hastalarının migren atakları normal migren hastalarına oranla daha şiddetli olabiliyor. Hastaların daha çok ağrı kesici kullanımına ihtiyacı olabilir. Tedavi seçenekleri olarak:
Doğum sonrasında: menstrüel migrenli hastalarda hasta doğum sonrasın atak sıklığında ve şiddetinde artış olabilmektedir. Emzirmeyen hastaların tedavi normal migren tedavisi ile aynıdır. Emziren kadınlarda ilaç etkileşmesi ve anne sütüne geçme oranı ve bebekte yapabileceği etkiler göz önüne alınarak tedavi planlanması yapılmaktadır. Bu nedenle özellikle ergot türevi ilaçların kullanılması emziren kadınlarda bebekte yapabileceği yan etkiler açısından uygun değildir.
- Hayat tarzı değişiklikleri: Burda daha çok hastanın kendi çabaları ve hastalığına karşı dikkatli olması gerekmekte. Atakları tetikleyecek faktörlerden örneğin açlıkla tetiklenıyorsa, az az ama daha sık aralıklarla beslenmek, fiziksel aktivite ile tetikleniyorsa spor programını daha az intesif olacak şekilde ireliletmek, spor sırasında susuz kalmamak ve aşırı sıcak ve kapalı spor salonlarında spor yapmaktan kaçınmak, uyku hijyenine dikkat etmek ve hastanın kendisine özel farkettiği atak yapan nedenlerden kaçınmak gerekir.
- Semptomatik (atak) tedavi: hayat tarzı değişiklikleri etkisiz kaldığı zaman semptopatik tedavi başlanır. Bunlar ağrı kesiciler, triptan’lar dediğimiz migren ilaçları ve hastanın mide bulantısı ve kusma şikayetleri varsa buna yönelik verilecek tedavi. Triptanlar elimizde olan en etkili ilaçlar olmakla beraber doktor önerisi olmadan kullanılması önerilmez. Bunlar arasında kardiyovasküler yan etkileri sebebiyle ergot türevleri giderek az kullanılıyor ve hastalarımızın bu ilaçları doktor önerisi olmadan kullanmaması önerilir. Semptomatik tedavi ağrının kronikleşmemesi ve trigeminovasküler patolojinin ileri aşaması olan aşırı duyarlılığın önlenmesi açısından önemlidir. Duyarlılık ağrı tedavisi zamanında zamanında başlamazsa nöronların ağrılı ve ya ağrılı olmayan uyarılara giderek daha fazla yanıt verdiği süreci ifade eder: ağrı eşiği azalır, ağrının şiddeti artar, alanı genişler ve spontan nöronal aktivite gelişir. Ağrının zonklayıcı niteliği, öksürme, eğilme veya ani baş hareketleriyle ağrının kötüleşmesi (çoğunlukla postdrom sırasında gözlendiği gibi), hiperaljezi (ağrıya karşı artan hassasiyet) dahil migrenin klinik semptomlarının çoğundan duyarlılaşma muhtemelen sorumludur. allodini (normalde zararlı olmayan stimülasyon tarafından üretilen ağrı). Atak tedavisi sırasında ağrı kesicilerin kullanımı önemli olduğu kadar ağrı kesicilerin her gün düzenli kullanılması da önerilmiyor. Bu tür kontrolsüz kullanım ilk dönem fayda etmesine rağmen, ilerleyen süreçte fazla ilaç kullanımına bağlı baş ağrısına neden olarak hastalık sürecini kısır döngüye girmesine neden olur. Peki sürekli ağrısı olan hastalarımız ne yapmalı? Tabii ki, profilaksi başlanmalı ve ağrı kesici sıklığı haftada 2’le sınırlandırılmalıdır.
- Kısa süreli atak profilaksisi: Bu tedavi sırasında adet döneminden önce ve adet dönemi boyunca kullanılan kısa süreli tedaviler kastedilmekte. örneğin naproksen etken maddeli ağrı kesiciler ve triptan türevleri adet döneminde bir kaç gün önce başlanıp adet süresi boyunca kullanılabilir.
- Uzun süreli atak profilaksisi: Bu tedavi sırasında hastaların diğer hastalıkları ile beraber değerlendirilerek günlük kullanımı için ilaç seçilir. Bunlara örnek beta bloker grubundan olan antihipertansif ilaçlar, düşük doz antidepresan ilaçlar, kalsiyum kanal blokerleri ve bazı antiepileptik ilaçlar gösterilebilir. Son dönemler özellikle migren ataklarında önemli rolü olan kalsitonin ilişkili peptit’e karşı geliştirilen ve 2019-2020 yılından itibaren kullanımı sağlık bakanlığı tarafından onaylanan enjeksiyon formunda ilaçlar da artık ülkemizde mevcuttur. Bu ilaçlar ayda 1 kere kullanılır ve 2022 yılına ait son verilere göre yan etkileri az, etkinlikleri yüksek ilaçlardır. Kullanıma yeni giren diğer ilaçlarda olduğu gibi şu an maliyeti yüksek olduğu için ilk tercih değildir.
Doğum sonrasında: menstrüel migrenli hastalarda hasta doğum sonrasın atak sıklığında ve şiddetinde artış olabilmektedir. Emzirmeyen hastaların tedavi normal migren tedavisi ile aynıdır. Emziren kadınlarda ilaç etkileşmesi ve anne sütüne geçme oranı ve bebekte yapabileceği etkiler göz önüne alınarak tedavi planlanması yapılmaktadır. Bu nedenle özellikle ergot türevi ilaçların kullanılması emziren kadınlarda bebekte yapabileceği yan etkiler açısından uygun değildir.