Uygulamayı yükle
How to install the app on iOS

Follow along with the video below to see how to install our site as a web app on your home screen.

Not: This feature may not be available in some browsers.

Ölüm, Son Mu Başlangıç Mı?

  • Konbuyu başlatan Konbuyu başlatan Üye silindi 81
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 1
  • Görüntüleme Görüntüleme 84
Ü

Üye silindi 81

Guest
oluml.webp

Ölmek için yaşıyoruz. Kur’an’dan birçok ayet (Ali İmran 185, Enbiya 34-35, Ankebut 57-59) bizi böyle bir hakikatin önüne getiriyor. Üstelik bilim de bunu artık net olarak dillendiriyor. Örneğin, apoptozis hücre ölümü, latince yaprak dökümü anlamına denk düşer. P53 geni üzerinden programlı hücre ölümü vücudumuzun her çağında gerçekleşir. Dünya’ya doğarken aslında ahirete doğum için geri saymaya başlarız. Apoptozis, başlangıca giden sonun başlangıcıdır. Hz. Ali, “İnsanların solukları ecellerine doğru attıkları adımlarıdır” buyuruyor.

Aslında ölüm hem sondur hem başlangıçtır.

Bunu anladığımız gün varlığa bakışımız tensel olmaktan çıkıp tinsel (ruhsal) olacaktır. Zira Allah’ın verdiği yaşam döngüsü sadece insanlarda da değil tüm canlılarda bir perdenin kapanıp öbür perdenin açıldığı bölümlerden ibarettir. Kuantum fiziği bize gösterdi ki, kapladığımız alan değişmemektedir. Değişen şey bizim algılarımız ve oluşturduğumuz bölümlerimizdir. Mesela inşa ettiğimiz evler 4 duvar ve bir çatıdan müteşekkildir. Ev yansa küle dönse de kapladığı alan kaybolmaz. Kaybolan tek şey inşa ettiklerimizdir. Perdelerle bölünen yaşamlar da böyledir. Beden bir eve benzer. Doğumla inşa edilir ölümle yıkılır ama ruh değişmez, olduğu yerde kalır. Orası da Allah’ın katıdır.

Ölüm bir perdenin yırtılmasına kapı açar aksi halde varlık âlemindeki tinsel varlığınız kaybolmaz, yok olmaz. Ölünce varlıktaki sadece bir sahnemiz kapanacak. Hayati risklerin yaşandığı anlara tanıklık edenler hep şunu söylerler, hayatım film şeridi gibi gözlerimin önünden geçti. Belki de bu öbür âleme geçiş için bir muhasebe anıdır yani her geçiş bir öncekinin hesabını bizlere hatırlatır. İki yoktur tek vardır kıymetli okuyucularım, o da TEK’e varır. Sıcak-soğuk yoktur aslında ısının farklı halleri vardır. Yağış, rüzgâr yoktur havanın farklı halleri vardır. Varlık birdir ve BİR’e yani ALLAH’a varır.

Ölüm, Allah’ın varlığı bir âlemden öbür âleme aldığı bir kapıdır.

Anne karnından Dünya’ya doğum da böyle değil midir? Anne karnında yaşam başlarken Dünya’ya doğumla beraber anne karnındaki bu yaşamın ölümü gerçekleşir. Nörologlar doğum öncesi beynin azami hücrelere sahip olduğunu ama doğumla beraber bu hücrelerin ölerek daha zeki bir beynin kendi sinapslarını gerçekleştirebilmesi için zemin hazırlandığını fark ettiler. Yani bir âlemden öbürüne geçerken ölümle beraber doğum gerçekleşiyor. Hatta doğum sonrası yaş evrelerimize bir bakın. Çocukluk öldü, gençlik doğdu. Gençlik öldü olgunluk dönemi doğdu. Olgunluk dönemi öldü ihtiyarlık doğdu. Nihayet ihtiyarlık öldü ahiret bebeği doğdu.

79-olum.webp


Hep bir rüyadayız sanki. Geçmiş ve gelecek arasında gidip gelen an’ı kaybeden bir rüya âlemindeyiz. An’ı yakalayıp ruhlarımızı dinlediğimizde bedenin ruhun içinde olduğunu, ruhun bedene hapsedilemeyecek bir enerji olduğunu ve elbette ölüm ile beraber bedenin ruhu terk ettiğini fark etmiş olacağız. Beden bu Dünya’da ancak ruha giydirilmiş bir binek ya da bir elbise gibidir. Dolayısıyla buradan Ahirete geçiş de Dünya’nın ölümü ahiretin ise doğumu olacaktır. Dikkat edin ayetler ölümü tadacağımızı söylüyor aksi halde mutlak bir ölümden yok oluştan bahsetmiyor.

Ölüm her dönem için aksi gerçekleşmeyecek olan bir bitiş, bir tükeniş değil aksine yeni dönemin aksi asla mümkün olmayan yepyeni bitimidir. Bitkiler neden sonbahar, kışta ölür de ilkbahar ve yazda tekrar hayat bulurlar. “Anne karnında cenin iken gıdan kandı, doğduğunda bebek oldun ve gıdan süte döndü, sütten kesildin bu defa lokma yemeye başladın, artık lokmadan da kesilip hakikat ile beslenmeye başla” diyen Mevlana bize doğum-ölüm sarmalındaki tek gerçekliğe yöneltiyor.

Üstad Necip Fazıl Kısakürek ne güzel de betimlemiş;

Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber...

Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber?

Öleceğiz müjdeler olsun, müjdeler olsun!

Ölümü de öldüren Rabbe secdeler olsun!



Kapı kapı, yolun son kapısı ölümse;

Her kapıda ağlayıp o kapıda gülümse!

O demde ki, perdeler kalkar, perdeler iner,

Azrail’e hoş geldin, diyebilmek de hüner...



İnsan aceleci bir varlıktır.

Hızlı bir yaşam döngüsünde anlaşılan o ki meğerse ruhlarımız sabitkademmiş. Onca telaş, kaygı, hırs hakikati değiştirmediği gibi enerjinin gereksiz olarak bitirilmesine, An’ın yaşanamamasına sebep olmaktadır. İnsan aceleci bir varlıktır. Hiç büyümek için acele eden bir bitki, hayvan gördünüz mü? Resulullah (sas) acele etmeyerek sakince yanına varan için hızlıca, telaşla hareket edenlere dönüp işte bu arkadaşınızın işi daha güzeldir mealinde beyanlarda bulundu.

Kendini Bilmek

İnsan kendini bilmiyorsa ne bilse sadece yorgunluğunu ve perişanlığını arttırır. Yunus ne güzel ırlamış ama değil mi? “İlim ilim bilmektir. İlim kendin bilmektir. Sen kendin bilmezsen ya nice okumaktır.”

Kendimizi bilmek bulunduğumuz yeri kendimiz zannetmemekle olur. Kullandığımız her ne eşya, unvan varsa onlardan müteşekkil olmadığımızı fark etmekle olur. Evimiz, arabamız, makamlarımız var ama bizi biz yapan bunlar değil diyebilmekle olur. Koca bir okyanustayız ama suyu tanımıyoruz. Suyu tanımak suyun dışına çıkmakla olur. Bizi biz yapan sır 4 boyutlu perdeleri aşıp varlığın sırrına ermekle olur.

Modernizm nasılları soruyor ama nedenleri sormuyor. Nasıl doğdun, nasıl yaşadın, nasıl öldün ama neden doğdun, neden yaşadın ve neden öldün sorulmuyor.

[B]Varlığın sevgiliye dönme ihtimali[/B]

Hayatın güzelliği, yaşanılası hali anlatılır ya aslında yaşamı güzelleştiren husus varlığın sevgiliye dönme ihtimalidir. İnsanlık silah, ilaç gibi sektörlere ölümsüzlüğü yakalamak için oluk oluk para harcıyor. Oysaki şu Dünya hayatını 1000 yıl da yaşasak bize tat yerine ülfetin getirdiği sıkıcılığı ve acıyı tattıracaktır. Her yönüyle bu böyledir. İnsan neden ölümsüzlüğün peşinde, yaşlılığı azaltıcı her kremin müptelası, her diyetin uygulayıcısıdır. Bembeyaz saçlarını neden ilk günkü rengine boyamak ister. Çünkü gençlik enerjinin zirvesidir ve ölümden uzak başlangıcın başıdır. Onun için insan hep başa dönmek ister bilinçsizce. Hâlbuki varlığın sırrına erenler ise fani hayatın başına değil sonsuz hayatın başına varmak için can atarlar. Şehadeti arzulamak, en sevgiliye kavuşma arzusu hep asıl hayatın zirve enerjisine ulaşma gayretidir. Ayet boşuna nereye bu gidiş demiyor. Biz asıl gençliğe doğru koşturmalı iken çakma bir gençliğin peşinde koşturmaktayız.

Ölümden Korkmak

İnsan bilmediğinden korkar ve ona düşman kesilir. Mesela karanlık bir odaya girerken korkarız ama ışığı açınca korkumuz geçer. Çünkü bilmediklerimizin varlığı algısı bizi korkutur ve geriye çektirir. Ölüm de bu yüzden korkunç gelir nice insana ve düşman kesilir haliyle. Allah geçinden versin tarzı dualar, tahtalara vurmalar hep bu sebepledir. Hâlbuki perde arkasını bilseydik asla ölümden korkmaz vereceğimiz hesaptan korkardık.

“Ölümden ne korkarsın, bil ki ebedi varsın” diyor ya Yunus Emre.

Bilinmezlik tıpkı öbür kanalda ne olduğunu bilememek gibidir. O kanalda vardır bir program ama sadece biz o an bilemeyiz ta ki kumandaya basana kadar. Ölümü inkâr etmek de öbür kanalda hiçbir şey yok demeye benzer.


12121.webp

[B]Asıl hayat nedir?[/B]

Şu algı dünyasında hayvanların gökyüzünü farklı insanın farklı algıladığı bir yerde gerçeğin sadece ALLAH olduğunu fark ettiğinizde, varlık birdir ve BİR’e varır dediğinizde ölümü öldürürsünüz. Artık korkulan ölüm sizin için bir şeb-i aruz olur. Çünkü yok olacak olan korkar hâlbuki ruh ölümsüzdür.

Tıpkı Sadi Şirazi’nin ifade ettiği gibi;

Yadında mı doğduğun zamanlar?

Sen ağlar îdîn gülerdî âlem;

Bîr öyle ömür geçîr kî olsun

Mevtîn sana hande halka matem.


Resulullah (sas) buyurdular ki; “Ölüm, Mümin’in rahata, huzura kavuşması demektir.” [Hakim, el-Müstedrek, 4/319]

Ey İnsan! Toprağın hatta haşeratın olacak bir beden için mi bunca tenperestlik, haz perestlik! Anlamak gerçekten mümkün değil.

Önemli olan perdeler arasında geçirdiğimiz süre değildir o süreler içinde ne işlediğimizdir.
 

Ekli dosyalar

  • 5ec5913c55427e19ec1285e6.webp
    5ec5913c55427e19ec1285e6.webp
    18.2 KB · Görüntüleme: 27
Ekli dosyayı görüntüle 3366
Ölmek için yaşıyoruz. Kur’an’dan birçok ayet (Ali İmran 185, Enbiya 34-35, Ankebut 57-59) bizi böyle bir hakikatin önüne getiriyor. Üstelik bilim de bunu artık net olarak dillendiriyor. Örneğin, apoptozis hücre ölümü, latince yaprak dökümü anlamına denk düşer. P53 geni üzerinden programlı hücre ölümü vücudumuzun her çağında gerçekleşir. Dünya’ya doğarken aslında ahirete doğum için geri saymaya başlarız. Apoptozis, başlangıca giden sonun başlangıcıdır. Hz. Ali, “İnsanların solukları ecellerine doğru attıkları adımlarıdır” buyuruyor.

Aslında ölüm hem sondur hem başlangıçtır.

Bunu anladığımız gün varlığa bakışımız tensel olmaktan çıkıp tinsel (ruhsal) olacaktır. Zira Allah’ın verdiği yaşam döngüsü sadece insanlarda da değil tüm canlılarda bir perdenin kapanıp öbür perdenin açıldığı bölümlerden ibarettir. Kuantum fiziği bize gösterdi ki, kapladığımız alan değişmemektedir. Değişen şey bizim algılarımız ve oluşturduğumuz bölümlerimizdir. Mesela inşa ettiğimiz evler 4 duvar ve bir çatıdan müteşekkildir. Ev yansa küle dönse de kapladığı alan kaybolmaz. Kaybolan tek şey inşa ettiklerimizdir. Perdelerle bölünen yaşamlar da böyledir. Beden bir eve benzer. Doğumla inşa edilir ölümle yıkılır ama ruh değişmez, olduğu yerde kalır. Orası da Allah’ın katıdır.

Ölüm bir perdenin yırtılmasına kapı açar aksi halde varlık âlemindeki tinsel varlığınız kaybolmaz, yok olmaz. Ölünce varlıktaki sadece bir sahnemiz kapanacak. Hayati risklerin yaşandığı anlara tanıklık edenler hep şunu söylerler, hayatım film şeridi gibi gözlerimin önünden geçti. Belki de bu öbür âleme geçiş için bir muhasebe anıdır yani her geçiş bir öncekinin hesabını bizlere hatırlatır. İki yoktur tek vardır kıymetli okuyucularım, o da TEK’e varır. Sıcak-soğuk yoktur aslında ısının farklı halleri vardır. Yağış, rüzgâr yoktur havanın farklı halleri vardır. Varlık birdir ve BİR’e yani ALLAH’a varır.

Ölüm, Allah’ın varlığı bir âlemden öbür âleme aldığı bir kapıdır.

Anne karnından Dünya’ya doğum da böyle değil midir? Anne karnında yaşam başlarken Dünya’ya doğumla beraber anne karnındaki bu yaşamın ölümü gerçekleşir. Nörologlar doğum öncesi beynin azami hücrelere sahip olduğunu ama doğumla beraber bu hücrelerin ölerek daha zeki bir beynin kendi sinapslarını gerçekleştirebilmesi için zemin hazırlandığını fark ettiler. Yani bir âlemden öbürüne geçerken ölümle beraber doğum gerçekleşiyor. Hatta doğum sonrası yaş evrelerimize bir bakın. Çocukluk öldü, gençlik doğdu. Gençlik öldü olgunluk dönemi doğdu. Olgunluk dönemi öldü ihtiyarlık doğdu. Nihayet ihtiyarlık öldü ahiret bebeği doğdu.

Ekli dosyayı görüntüle 3367

Hep bir rüyadayız sanki. Geçmiş ve gelecek arasında gidip gelen an’ı kaybeden bir rüya âlemindeyiz. An’ı yakalayıp ruhlarımızı dinlediğimizde bedenin ruhun içinde olduğunu, ruhun bedene hapsedilemeyecek bir enerji olduğunu ve elbette ölüm ile beraber bedenin ruhu terk ettiğini fark etmiş olacağız. Beden bu Dünya’da ancak ruha giydirilmiş bir binek ya da bir elbise gibidir. Dolayısıyla buradan Ahirete geçiş de Dünya’nın ölümü ahiretin ise doğumu olacaktır. Dikkat edin ayetler ölümü tadacağımızı söylüyor aksi halde mutlak bir ölümden yok oluştan bahsetmiyor.

Ölüm her dönem için aksi gerçekleşmeyecek olan bir bitiş, bir tükeniş değil aksine yeni dönemin aksi asla mümkün olmayan yepyeni bitimidir. Bitkiler neden sonbahar, kışta ölür de ilkbahar ve yazda tekrar hayat bulurlar. “Anne karnında cenin iken gıdan kandı, doğduğunda bebek oldun ve gıdan süte döndü, sütten kesildin bu defa lokma yemeye başladın, artık lokmadan da kesilip hakikat ile beslenmeye başla” diyen Mevlana bize doğum-ölüm sarmalındaki tek gerçekliğe yöneltiyor.

Üstad Necip Fazıl Kısakürek ne güzel de betimlemiş;

Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber...

Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber?

Öleceğiz müjdeler olsun, müjdeler olsun!

Ölümü de öldüren Rabbe secdeler olsun!



Kapı kapı, yolun son kapısı ölümse;

Her kapıda ağlayıp o kapıda gülümse!

O demde ki, perdeler kalkar, perdeler iner,

Azrail’e hoş geldin, diyebilmek de hüner...



İnsan aceleci bir varlıktır.

Hızlı bir yaşam döngüsünde anlaşılan o ki meğerse ruhlarımız sabitkademmiş. Onca telaş, kaygı, hırs hakikati değiştirmediği gibi enerjinin gereksiz olarak bitirilmesine, An’ın yaşanamamasına sebep olmaktadır. İnsan aceleci bir varlıktır. Hiç büyümek için acele eden bir bitki, hayvan gördünüz mü? Resulullah (sas) acele etmeyerek sakince yanına varan için hızlıca, telaşla hareket edenlere dönüp işte bu arkadaşınızın işi daha güzeldir mealinde beyanlarda bulundu.

Kendini Bilmek

İnsan kendini bilmiyorsa ne bilse sadece yorgunluğunu ve perişanlığını arttırır. Yunus ne güzel ırlamış ama değil mi? “İlim ilim bilmektir. İlim kendin bilmektir. Sen kendin bilmezsen ya nice okumaktır.”

Kendimizi bilmek bulunduğumuz yeri kendimiz zannetmemekle olur. Kullandığımız her ne eşya, unvan varsa onlardan müteşekkil olmadığımızı fark etmekle olur. Evimiz, arabamız, makamlarımız var ama bizi biz yapan bunlar değil diyebilmekle olur. Koca bir okyanustayız ama suyu tanımıyoruz. Suyu tanımak suyun dışına çıkmakla olur. Bizi biz yapan sır 4 boyutlu perdeleri aşıp varlığın sırrına ermekle olur.

Modernizm nasılları soruyor ama nedenleri sormuyor. Nasıl doğdun, nasıl yaşadın, nasıl öldün ama neden doğdun, neden yaşadın ve neden öldün sorulmuyor.

[B]Varlığın sevgiliye dönme ihtimali[/B]

Hayatın güzelliği, yaşanılası hali anlatılır ya aslında yaşamı güzelleştiren husus varlığın sevgiliye dönme ihtimalidir. İnsanlık silah, ilaç gibi sektörlere ölümsüzlüğü yakalamak için oluk oluk para harcıyor. Oysaki şu Dünya hayatını 1000 yıl da yaşasak bize tat yerine ülfetin getirdiği sıkıcılığı ve acıyı tattıracaktır. Her yönüyle bu böyledir. İnsan neden ölümsüzlüğün peşinde, yaşlılığı azaltıcı her kremin müptelası, her diyetin uygulayıcısıdır. Bembeyaz saçlarını neden ilk günkü rengine boyamak ister. Çünkü gençlik enerjinin zirvesidir ve ölümden uzak başlangıcın başıdır. Onun için insan hep başa dönmek ister bilinçsizce. Hâlbuki varlığın sırrına erenler ise fani hayatın başına değil sonsuz hayatın başına varmak için can atarlar. Şehadeti arzulamak, en sevgiliye kavuşma arzusu hep asıl hayatın zirve enerjisine ulaşma gayretidir. Ayet boşuna nereye bu gidiş demiyor. Biz asıl gençliğe doğru koşturmalı iken çakma bir gençliğin peşinde koşturmaktayız.

Ölümden Korkmak

İnsan bilmediğinden korkar ve ona düşman kesilir. Mesela karanlık bir odaya girerken korkarız ama ışığı açınca korkumuz geçer. Çünkü bilmediklerimizin varlığı algısı bizi korkutur ve geriye çektirir. Ölüm de bu yüzden korkunç gelir nice insana ve düşman kesilir haliyle. Allah geçinden versin tarzı dualar, tahtalara vurmalar hep bu sebepledir. Hâlbuki perde arkasını bilseydik asla ölümden korkmaz vereceğimiz hesaptan korkardık.

“Ölümden ne korkarsın, bil ki ebedi varsın” diyor ya Yunus Emre.

Bilinmezlik tıpkı öbür kanalda ne olduğunu bilememek gibidir. O kanalda vardır bir program ama sadece biz o an bilemeyiz ta ki kumandaya basana kadar. Ölümü inkâr etmek de öbür kanalda hiçbir şey yok demeye benzer.


Ekli dosyayı görüntüle 3368
[B]Asıl hayat nedir?[/B]

Şu algı dünyasında hayvanların gökyüzünü farklı insanın farklı algıladığı bir yerde gerçeğin sadece ALLAH olduğunu fark ettiğinizde, varlık birdir ve BİR’e varır dediğinizde ölümü öldürürsünüz. Artık korkulan ölüm sizin için bir şeb-i aruz olur. Çünkü yok olacak olan korkar hâlbuki ruh ölümsüzdür.

Tıpkı Sadi Şirazi’nin ifade ettiği gibi;

Yadında mı doğduğun zamanlar?

Sen ağlar îdîn gülerdî âlem;

Bîr öyle ömür geçîr kî olsun

Mevtîn sana hande halka matem.


Resulullah (sas) buyurdular ki; “Ölüm, Mümin’in rahata, huzura kavuşması demektir.” [Hakim, el-Müstedrek, 4/319]

Ey İnsan! Toprağın hatta haşeratın olacak bir beden için mi bunca tenperestlik, haz perestlik! Anlamak gerçekten mümkün değil.

Önemli olan perdeler arasında geçirdiğimiz süre değildir o süreler içinde ne işlediğimizdir.
Dinimizde ölüm Allah'ın emri diye rivayetler vardır. Bu dünyadan ayrılan kişi ahirette yeni bir hayata başlar. Her ölüm ya da vefat hem son hemde yeni bir başlangıçtır.
 

İnsanın yaratılışı

Konuyu izleyenler

Benzer konular

İsrail ordusu abluka altında tuttuğu Gazze'nin kuzeyindeki çalışır halde olan son sağlık tesisi olan Kemal Advan Hastanesi için boşaltma emri verdi. Zorla tahliye tehdidinin bildirilmesinden bu yana tüm iletişim kesildiği için hastanedekilerin durumları ve nerede oldukları bilinmiyor. İsrail...
Cevaplar
0
Görüntüleme
36
  • Soru Soru
En iyi mitral kapak ameliyatı veya en iyi yapay kapak diye bir kavram yoktur. Her ameliyatın ve yapay kapağın avantajları ve dezavantajları vardır. Önemli olan hasta için en uygun ameliyatı ve kapağı seçmektir. Tedaviyi kişiye göre özelleştirmek ve şekillendirmek gerekmektedir. Her hastanın...
Cevaplar
0
Görüntüleme
7
  • Soru Soru
Maymun çiçeği virüsünün ölüm oranı coğrafi bölgeye ve virüsün genetik yapısına bağlı olarak değişiklik gösterir. Batı Afrika kladı: Ölüm oranı yaklaşık %1 civarındadır. Kongo Havzası kladı: Ölüm oranı %10'a kadar çıkabilir. Dünya genelinde 2024 yılı itibarıyla raporlanan verilere göre, global...
Cevaplar
0
Görüntüleme
29
Acil Servislerde Yoğunluk Alarmı! Hızla Yayılan Virüs Ölüm Riskini Katladı – Uzmanlardan Kritik Uyarı Türkiye genelinde hastanelerin acil servislerinde son günlerde dikkat çeken bir yoğunluk yaşanıyor. Uzmanlara göre, mevsimsel geçişlerle birlikte etkisini artıran solunum yolu enfeksiyonları...
Cevaplar
0
Görüntüleme
29
Üye silindi 81
Ü
  • Soru Soru
Yapılan araştırmalara göre, deneyimli cerrahlar ve anestezi uzmanlarının yaptığı mediastinoskopide ölüm oranı yüzde 0.1'den daha az ve yüzde 1.5 oranında morbiditesi olan güvenli bir prosedürdür.
Cevaplar
0
Görüntüleme
29
  • Soru Soru
Çok nadir olarak koroner anjiyografi sırasında yol olarak kullanılan ana atar damarda (aort) ve koroner damara yerleşme yerinde yırtık (diseksiyon) oluşabilir. Aort damarındaki yırtılma genellikle masum seyrederken, koroner ağzındaki yırtılma kalp kriziyle ve ölümle sonuçlanabilir. Bu risk...
Cevaplar
0
Görüntüleme
30
  • Soru Soru
“Zona hastalığı öldürür mü?” sorusu sıklıkla sorulan sorular arasında yer alır. Zona hastalığı ölümcül değildir. Ancak hastanın yaşam kalitesini ciddi oranda bozan bir rahatsızlıktır. Çok ağır hastalığı olan insanlarda zona görülmesi, enfeksiyon riskinin ve ağrıların artmasına sebep olarak...
Cevaplar
0
Görüntüleme
29
  • Soru Soru
Her Kanserden olduğu gibi multipl miyolem de tedavi edilmezse ölüm riski yüksektir.
Cevaplar
0
Görüntüleme
20
  • Soru Soru
En sık görülen kanser türü olan kolon kanseri, hem erkeklerde hem de kadınlarda kansere bağlı ölüm nedenleri arasında üçüncü sırada yer almaktadır. Ancak erken teşhis ve tedavi ile kolon kanseri ölüm riski azaltılabilir.
Cevaplar
0
Görüntüleme
22
  • Soru Soru
Göbek fıtığı ameliyatı uzman ellerde uygulanması gereken bir operasyondur. Uzman ellerde yapılan ameliyatların risk oranı düşüktür. Göbek fıtığı tedavi edilmezse pek çok komplikasyonla karşılaşılabilir.
Cevaplar
0
Görüntüleme
32

Günün trendleri

SON GÖNDERİLER

Fethiye Belediye Başkanı Alim Karaca'nın Sağlık Durumu Nasıl?
Geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Kaymakam Bey'in de belirttiği gibi sağlık durumunun iyi olması ve hayati tehlikesinin bulunmaması...
Alim Karaca Kimdir, Nereli, Yaşı, Boyu, Kilosu, Biyografisi
Paylaşım için teşekkürler! Fethiye Belediye Başkanı Alim Karaca hakkında oldukça özet ve bilgilendirici bir biyografi olmuş. Özellikle sporcu...
Kredi Çek ile Kredi Tekliflerini Karşılaştır
Paylaşımınız için teşekkürler! Finansal kararlar alırken sadece faiz oranına değil, toplam maliyete ve ek masraflara odaklanmak gerçekten çok...
Kitaplık alırken nelere dikkat edilmeli?
Kitaplık alırken dikkat edilmesi gereken bazı önemli noktalar: Boyut ve kapasite: Kitaplığın, kitapların boyutuna ve sayısına uygun olması...
Elektrik kesintisi için 187 mi 186 mı?
Elektrik kesintisi için 186 numarası aranmalıdır. Türkiye’nin tüm elektrik dağıtım bölgelerinde elektrik arıza çağrı merkezi telefon numarası...
Geri