Venöz yetmezlik kronik bir hastalıktır. Kronik venöz yetersizlik olarak adlandırılmaktadır. Çünkü 5-10 yıllar içerisinde gelişen, toplardamarların kapakçıklarının hamilelik, bazı ilaçların kullanımı, uzun süreler ayakta kalma ya da hızlı kilo alımı gibi sebeplerle bozularak toplardamarlarda normalde yukarı gitmesi gereken kanın aşağıya kaçıp özellikle ayak bileği çevresinde toplardamar dolaşımını etkileyerek öncelikle oradaki doku beslenmesini bozup, ağrı, şişlik, dolgunluk gibi şikayetlerin yanı sıra varislerin ortaya çıkması ve en son cilt dokusunu da bozarak staz dermatiti adı verilen tablonun ortaya çıkması durumudur.
Kronik venöz yetersizliğin en ağır tablosu da varis ülserlerinin ortaya çıkmasıdır. Varis ülserleri ayak bileğinin iç ya da dış kısmında ortaya çıkan yaralardır.
Kronik venöz yetersizliğin klinik sınıflamalarının en ağır şekli varis yaralarının ortaya çıktığı hasta için de doktor için de tedavide ciddi zorluklar oluşturan halidir. Üçlü bandaj tedavileri, çok sıkı varis çorapları, ciddi yara bakımı ve bazense vakum uygulamaları gibi ileri klinik tedaviler gerektiren ve tedavisi bazen aylar süren bir sorundur.
Bu nedenle kronik venöz yetersizlikte hastalar bu aşamaya gelmeden; ilk şikayetler ortaya çıkmaya başladığında yani ameliyat kriterleri ortaya çıktığında hastalar bu ameliyattan kaçınmamalıdır. Çünkü hastalar genelde varisi kozmetik bir sorun olarak görmek de ya da başka bir yanlış inanışla tedavi olsalar dahi yeniden varisin tekrarlayacağını zannetmektedir. Bu nedenle yıllarca ameliyatlarını erteleyen hastalar bulunmaktadır.
Oysa artık varis ameliyatları çok basit yöntemlerle yapılabilmektedir. Bu nedenle venöz yetersizliğin en son aşaması olan varis ülseri aşamasına gelmeden tedavi olmak önem taşımaktadır. Ameliyat, varislerin ilerleyişinin durmasını sağlar. Ameliyat sonrası lokal bölgelerde küçük ya da orta büyüklükte varisler bazen görülebilse de asıl sorun olan varis ülserine varmasını engeller. Ameliyatın amacı budur.
Kronik venöz yetersizliğin en ağır tablosu da varis ülserlerinin ortaya çıkmasıdır. Varis ülserleri ayak bileğinin iç ya da dış kısmında ortaya çıkan yaralardır.
Kronik venöz yetersizliğin klinik sınıflamalarının en ağır şekli varis yaralarının ortaya çıktığı hasta için de doktor için de tedavide ciddi zorluklar oluşturan halidir. Üçlü bandaj tedavileri, çok sıkı varis çorapları, ciddi yara bakımı ve bazense vakum uygulamaları gibi ileri klinik tedaviler gerektiren ve tedavisi bazen aylar süren bir sorundur.
Bu nedenle kronik venöz yetersizlikte hastalar bu aşamaya gelmeden; ilk şikayetler ortaya çıkmaya başladığında yani ameliyat kriterleri ortaya çıktığında hastalar bu ameliyattan kaçınmamalıdır. Çünkü hastalar genelde varisi kozmetik bir sorun olarak görmek de ya da başka bir yanlış inanışla tedavi olsalar dahi yeniden varisin tekrarlayacağını zannetmektedir. Bu nedenle yıllarca ameliyatlarını erteleyen hastalar bulunmaktadır.
Oysa artık varis ameliyatları çok basit yöntemlerle yapılabilmektedir. Bu nedenle venöz yetersizliğin en son aşaması olan varis ülseri aşamasına gelmeden tedavi olmak önem taşımaktadır. Ameliyat, varislerin ilerleyişinin durmasını sağlar. Ameliyat sonrası lokal bölgelerde küçük ya da orta büyüklükte varisler bazen görülebilse de asıl sorun olan varis ülserine varmasını engeller. Ameliyatın amacı budur.