Cübbeli Ahmet’in kızı Yüsra Palazoğlu kimdir? Kaç yaşında?

yusra-unlu-palazoglu-kimdir.webp

Yüsra Ünlü Palazoğlu, kamuoyunda “Cübbeli Ahmet Hoca” olarak tanınan Ahmet Mahmut Ünlü’nün kızıdır.

25 Mayıs 2016 tarihinde Bolulu iş insanı Esat Palazoğlu ile İstanbul Beşiktaş’taki Four Seasons Bosphorus Otel’de düzenlenen bir düğünle evlenmiştir. Düğüne eski Başbakan Ahmet Davutoğlu ve Fenerbahçe’nin eski başkanı Aziz Yıldırım gibi tanınmış isimler katılmıştır.

Son olarak, İstanbul Etiler’de çakar takılı lüks bir araçla trafik kurallarını ihlal ettiği iddiasıyla gündeme gelmiştir. Eşi Esat Palazoğlu, aracın çakar kullanımının tahsisli olduğunu belirterek, “Neden tahsisli çakar olduğunu, devletle ne yaptığımı, ne fayda sağladığımı size mi anlatacağım?” şeklinde bir açıklama yapmıştır..


Yüsra Palazoğlu'na 139 bin TL ceza trafik cezası kesildi

3769554_3e127cbb9f877f2041b30fbf01687a33.webp
'Cübbeli Ahmet' olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü'nün kızı Yüsra Palazoğlu'nun çakar tertibatlı bir lüks ciple hatalı dönüş yaptığı görüntülerin sosyal medya platformlarında yer alması üzerine çalışma başlatıldı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü ekipleri, Palazoğlu'na 139 bin 165 lira idari para cezası verildi.

ESAT PALAZOĞLU KİMDİR, KAÇ YAŞINDA?

Esat Palazoğlu, Cübbeli Ahmet'in damadıdır ve İstanbul'da yaşayan bir iş insanıdır. Palazoğlu İstanbul Beykent Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümünden 2009 mezun olmuştur.

Uzun süredir iş dünyasında aktif olan Palazoğlu, özellikle Caraba Filo Kiralama ve PLZ Franchising şirketlerinde önemli görevlerde yer aldı. Şu anda Caraba Filo Kiralama şirketinin Genel Müdürü olarak görev yapıyor. Bu görevini Ocak 2010'dan itibaren 15 yıldır sürdürüyor.

PLZ Franchising şirketinde de Genel Müdür olarak görev almakta olup, bu pozisyonda Haziran 2013'ten beri aktif olarak çalıştığı bilgisine ulaşıldı.

B5 Vitamini (Pantotenik Asit) Nedir, Ne İşe Yarar, Hangi Besinlerde Bulunur?

b5-vitamini-nedir-ne-işe-yarar-hangi-besinlerde-bulunur-arguntc.webpB5 Vitamini (Pantotenik Asit) Nedir?

B5 vitamini yani pantotenik asit, tüketilen gıdaların sindirilmesine ve hücrelerin kullanabileceği enerjiye dönüşmesine yardımcı olan, suda çözünen bir B vitamini çeşididir. Diğer B vitaminleri gibi B5 vitamini de vücudun çalışma sürecinde önemli bir rolü vardır. Bunun yanında cilt ve saç bakım ürünlerinde de sıklıkla pantotenik asit tercih edilir.

Suda çözünen bir vitamin olan pantotenik asit, et, fasulye, baklagiller, tatlı patates, kabuklu yemişler, süt ve yumurta gibi hem bitki hem de hayvansal gıdalardan vücuda alınabilir.

Günlük B5 Vitamini Alım Miktarı Ne Kadar Olmalıdır?

Günlük yeterli miktarda B5 vitamini alımı vücudun ihtiyacı olan enerjinin sağlanmasında önemlidir. Fazla miktarda alınan B5 vitamini, hafif ishal ve mide sorunlarına neden olabilir.

Yeterli B5 vitamini alım miktarları şöyle açıklanabilir:
  • 6 ay ve daha küçük bebekler: 1,7 miligram (mg)
  • 7-12 ay: 1,8 mg
  • 1-3 yaş: 2 mg
  • 4-8 yaş: 3 mg
  • 9-13 yaş: 4 mg
  • 14 yaş ve üzeri: 5 mg
  • Hamileler: 6 mg
  • Emziren anneler: 7 mg

B5 Vitamini (Pantotenik Asit) Ne İşe Yarar?

Kırmızı kan hücrelerinin üretiminde kritik etkisinin olmasının yanı sıra B5 vitamini, enerji üreten kimyasal reaksiyonlarda koenzim görevi görür. Özellikle günlük yenilen gıdalardaki yağ ve karbonhidratları parçalayarak enerjiye dönüştürmesi, adrenal bezlerde üretilen cinsellik ve stres ile ilgili hormon üretiminde rol alması b5 vitaminin önemli faydalarındandır. Cilt, saç, göz ve karaciğer sağlığını destekler. Sindirim sisteminin doğru çalışmasına yardım eder. Diğer B vitaminleriyle çalışarak besin maddelerinin metabolik sürece katılımını sağlar.

B5 Vitamini (Pantotenik Asit) Faydaları Nelerdir?

Yiyecekleri glikoza dönüştürerek vücuda gerekli olan enerjiyi sağlamak, stres mücadele eden hormonların ve kırmızın kan hücrelerinin üretimini desteklemek B5 vitamini faydaları arasında yer alır. Vücut bu vitamini enerji, doku, kas ve organların yeniden inşası için kullanır.

B5 vitamini (pantotenik asit) faydaları şöyle sıralanabilir:
  • Kardiyovasküler sağlığı destekler
  • Besinleri enerjiye dönüştürür
  • Sinir fonksiyonunu korur
  • Kırmızı kan hücrelerinin üretimini sağlar
  • Cildi nemlendirir ve yaraların iyileşmesinde rol oynar

Kardiyovasküler sağlığı destekler

Vücut kolesterolü sentezlemek için pantotenik asite ihtiyaç duyar. B5 vitamini, kolesterol seviyelerini koruyarak kalp krizi veya felce yol açabilecek tehlikeli plak oluşumunu önler. B5 vitamini, kandaki kötü yani LDL kolesterol ve trigliserit düzeylerini azaltmaya yardımcı olur.

Besinleri enerjiye dönüştürür

B vitaminlerinin tümü vücuda alınan karbonhidratların yakıt olarak kullanılmasını sağlayarak enerji üreten glikoza dönüştürür. B5 vitamini ise bunu enerji için glikoz formundaki şekerleri parçalayan, koenzim A olarak bilinen bir enzimi sentezleyerek yapar. Pantotenik asit içeriğe sahip olan besinleri düzenli olarak tüketmek, metabolizmanızın en uygun seviyelerde çalışmasına yardımcı olur.

Sinir fonksiyonunu korur

B5 vitamini, sinir fonksiyonuna yardımcı olan asetilkolin adı verilen önemli bir molekülün üretilmesini sağlar. Asetilkolin, sinir sisteminin organlarla ileri geri iletişim kurmasını sağlayan kimyasaldır. Vücutta yeterli miktarda B5 vitamini olmadığı durumda kişide sinir hasarı ve hareket bozukluğu gelişebilir.

Kırmızı kan hücrelerinin üretimini sağlar

B5 vitamini yani pantotenik asit, kırmızı kan hücrelerinin oluşumunda rol alır. Bunun yanında ciltte D vitamini sentezini sağlar. Vücutta kırmızı kan hücreleri zarar gördüğünde anemi hastalığı ortaya çıkarak baş dönmesi, kaslarda kramplar ve yorgunluğa neden olur.

Cildi nemlendirir ve yaraların iyileşmesinde rol oynar

B5 vitamini cildin nemlenmesine yardımcı olarak yaraların hızla iyileşmesini destekler. Bunun yanında ciltte kırışık, koyu leke ve renk bozuklukları gibi belirtilerin de onarımını sağlar. Ayrıca saç köklerinin pigmentasyonu ve büyümesinde de önemli rol oynadığı bilinir.

B5 Vitamini (Pantotenik Asit) Nelerde Var?

Pantotenik asit yani B5 vitamini, tüm bitkisel ve hayvansal gıdalarda belirli bir miktarda bulunur çünkü bu vitamin tüm canlı hücrelerde yer alan bir vitamin türüdür. Fakat en iyi kaynaklar et, tavuk, tahıllar ve bazı sebzelerdir.

B5 vitamini içeren besinler şöyle sıralanır:
  • Tahıllar
  • Karaciğer ve böbrek gibi organ etleri
  • Biftek
  • Tavuk göğsü
  • Mantarlar
  • Avokado
  • Fındık tohumları
  • Süt ürünleri ve yoğurt
  • Patates
  • Yumurta
  • Esmer pirinç
  • Yulaf
  • Brokoli

B5 Vitamini Eksikliği Belirtileri Nelerdir?

B5 vitamini eksikliği, genellikle yetersiz beslenme nedeniyle ortaya çıkar. Fakat B5 vitamini birçok besinde yer aldığından bunun B5 vitamin eksikliğinin görülme olasılığı düşüktür. Pantotenik asit eksikliği, metabolize edilemediği genetik mutasyonlara sahip kişilerde nadir olarak ortaya çıkabilir.

B5 vitamini eksikliği durumunda vücutta şu belirtiler görülebilir:
  • Ayak yanması
  • Depresyon ve tükenmişlik
  • Kaslarda kramp
  • Kusma ve mide bulantısı
  • Baş ağrısı
  • Mide krampları
  • Sinirli olma hali
  • Uykusuzluk
  • El ve ayaklarda uyuşma
  • Üst solunum yolu enfeksiyonları

B5 Vitamini (Pantotenik Asit) Hakkında Sık Sorulan Sorular

B5 hangi meyvelerde var?

B5 vitamini yani pantotenik asit açısından zengin meyveler portakal ve avokado olarak bilinir.

B5 vitamini fazla alınırsa ne olur?

B5 vitamini vücuda fazla alındığı durumda kişide ishal ve mide rahatsızlığı gibi durumların oluşmasına neden olabilir.

B5 vitamini cilde faydaları nelerdir?

B5 vitamini cilt yüzeyinde nemlendirme sağlayarak cilt yapısının onarılmasına yardımcı olur. Bunun yanında ciltte meydana gelen kırışıklık görünümünü azalmasını da destekler.

B3 Vitamini (Niasin) Nedir, Ne İşe Yarar, Hangi Besinlerde Bulunur?

b3-vitamini-nedir-ne-işe-yarar-hangi-besinlerde-bulunur-arguntc.webpB3 Vitamini (Niasin) Nedir?

B3 vitamini ya da niasin, tüketilen yemeklerin enerjiye dönüşmesine, cildin korunmasına ve DNA onarımına yardımcı olan aynı zamanda besinlerden de alınan bir B vitamini türüdür. Nikotinik asit olarak da bilinen niasin, besinlerden alınan karbonhidratları vücudun enerji üretmek için kullandığı glikoza dönüşmesini sağlar. Bunun yanında niasin, vücudun yağ ve protein kullanmasına da yardımcı olur. Cildin sağlıklı görünmesi, saç, göz ve sinir sisteminin doğru çalışması konusunda da B3 vitamini desteğine ihtiyaç duyulur.

Günlük B3 Vitamini İhtiyacı Ne Kadar?

Vücudun sağlıklı ve normal işleyişi için belli miktarda niasine ihtiyaç duyulur. B3 vitaminin vücuda alınması gereken miktar kişinin cinsiyetine ve yaşına göre farklılık gösterir.

Günlük olarak vücuda alınması gereken B3 vitamini miktarı şöyledir:
  • Çocuklarda günde 2-16 miligram aralığında,
  • Erkeklerde günde 16 miligram,
  • Kadınlarda günde 14 miligram
Her yaştan yetişkin için maksimum günlük alım miktarı günde 35 miligram olması gerekir. Emziren ve hamile kadınlarda ise bu oran günlük ortalama 17 miligramdır.

B3 Vitamini (Niasin) Ne İşe Yarar?

B3 vitamini ya da niasin, besinler enerjiye dönüşmesine yardımcı olarak hücresel metabolizmada önemli bir rol oynar. Aynı zamanda antioksidan görevi görerek hücrelerde, DNA yapımı ve onarımını sağlar.

B3 vitaminin vücuttaki etkileri şöyle sıralanabilir:
  • İyi kolesterolü artırır, kötü kolesterolü azaltır
  • Kan basıncını düzenler ve iyileşmesini sağlar
  • Tip 1 diyabetin tedavisine yardımcı olur
  • Beyin fonksiyonlarını artırır
  • Cilt sağlığını iyileştirir

İyi kolesterolü artırır, kötü kolesterolü azaltır

Niasin, kanda yer alan yağ seviyesini iyileştirmeye yardımcı olur. B3 vitamini sayesinde HDL yani iyi kolesterolü artırarak, LDL yani kötü kolesterolün azalmasını sağlar. Bunun yanında trigliserit seviyesinin de azalmasında etkilidir. Böylelikle kalp hastalığı riskinde bir azalma meydana gelir.

Kan basıncını düzenler ve iyileşmesini sağlar

Niasin, kan damarlarında genişlemesini sağlayarak kan akışının düzenlenmesinde ve iyileşmesinde etkili olur. Böylelikle yüksek tansiyonun tedavisinde de önemli bir rol oynar.

Tip 1 diyabetin tedavisine yardımcı olur

Otoimmün hastalık olarak bilinen tip 1 diyabet, vücutta pankreasta insülin üreten hücrelere saldırarak yok ettiği diyabet türüdür. Niasin, bu hücrelerin korunmasına yardımcı olarak risklerin azalmasında etkilidir. Bunun yanında tip 2 diyabete sahip kişilerde sıklıkla görülen yüksek kolesterol seviyelerinin düşürülmesine yardımcı olur.

Beyin fonksiyonlarını artırır

Beynin enerji alabilmesi ve düzgün çalışabilmesi için kişinin B3 vitaminine ihtiyacı vardır. Kişilerde çeşitli nedenlerle meydana gelen bilinç bulanıklığı ve ruh halinde meydana gelen değişimlerde niasin eksikliği yatabilir. Özellikle şizofreni türlerinde B3 vitamin eksikliğinin neden olduğu beyin hücrelerindeki hasarın giderilmesine yardımcı olur.

Cilt sağlığını iyileştirir

Hem besinlerden hem de takviye şeklinde alınan B3 vitamini, cildi güneş hasarından korunmasına yardımcı olur. Böylelikle cilt kanser türlerinin de önlenmesini sağlar.

B3 Vitamini (Niasin) Nelerde Var?

Niasin yani B3 vitamini, tüketilen besinlerin birçoğunda yer alan günlük multi vitaminlerin bir parçasıdır. Süt, et ve tahıl ürünleri B3 vitamini açısında zengin besinler arasındadır.

B3 Vitamini (Niasin) içeren besin kaynakları şöyle sıralanabilir:
  • Balık
  • Ay çekirdeği
  • Yer fıstığı
  • Kırmızı et
  • Kümes hayvanları
  • Avokado
  • Esmer pirinç
  • Muz

B3 Vitamini (Niasin) Eksikliği Belirtileri Nelerdir?

B3 vitamini eksikliği görüldüğü durumda ciltte pullu döküntüler, cilt bölgelerinde koyu lekeler oluşturabilir. Bunun yanında kabızlık, ishal, baş ağrısı ve depresyon da niasin eksikliği belirtileri arasında yer alır.

B3 vitamini (niasin) eksikliği belirtileri şöyle sıralanabilir:
  • Deride döküntü veya ciltte renk değişikliği
  • Dilde kırmızı parlaklık,
  • Baş ağrısı
  • Kusma
  • Kabızlık veya ishal
  • Depresyon
  • Tükenmişlik sendromu
  • Hafıza ve iştah kaybı
Bununla beraber yetersiz beslenen kişiler B3 vitamin eksikliği açısından en fazla risk altında bulunanlardır.

B3 Vitamini (Niasin) Hakkında Sık Sorulan Sorular

B3 vitamini hangi meyvelerde bulunur?

Meyveler yüksek miktarda B3 vitamini içermese de avokado, kuru üzün ve papaya gibi meyvelerde 100 gramda ortalama 1,74-0,766 mg olarak bulunur. Portakal ve limonda da B3 vitamini yer alır.

B3 vitamini eksikliği nelere sebep olur?

B3 vitamin eksikliği yaşandığı durumda demansa ve dermatite sebep olan pellegra hastalığı meydana gelebilir.

B3 vitamini ciltte ne işe yarar?

B3 vitamini yani niasin, günlük olarak vücuda alınması gereken oranda alındığında cildi UV ışınlarından korur, cilt tonunu eşitler. Ayrıca cildi beslenmesini sağlayarak daha güçlü bir cilt bariyerine sahip olmasını destekler.

B2 Vitamini (Riboflavin) Nedir, Ne İşe Yarar, Hangi Besinlerde Bulunur?

b2-vitamini-nedir-ne-işe-yarar-hangi-besinlerde-bulunur-arguntc.webpB2 Vitamini (Riboflavin) Nedir?
B2 vitamini (riboflavin), karbonhidrat, protein ve yağların parçalanması sonucu enerji üretimi yanı sıra birçok bedensel sürece dahil olan, vücutta depolanmayıp suda çözünen 8 B vitamini türünden biridir. B2 vitamini bitki ve hayvanlarda doğal olarak bulunmasının yanı sıra vücutta depolanmadığı için takviye olarak da alınabilir.

Diğer tüm B vitaminleriyle birlikte çalışan B2 vitamini (riboflavin), vücut gelişimi için önemli bir vitamin türü olmasıyla birlikte eritrosit olarak bilinen kırmızı kan hücresi üretimine yardımcı olur. B2 vitamini aynı zamanda proteinlerden enerji salınımına da yardım ederek vücut gelişimi ve enerji üretiminin korunması yönünde de destek olur.

Süt ve süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler, yağsız etler, baklagiller ve fındık gibi besinler B2 vitamini açısından zengin besinler olarak öne çıkar. Bu besinlerle ilgili bilinmesi gereken en önemli konu başlıklarından biri ışığa maruz kalma konusudur. Riboflavin ışığa maruz kaldığında yok edilir. Bu sebeple riboflavin içeren gıdalar ışığa maruz kalan şeffaf kaplarda saklanmamalıdır.

Önemli işlevlere ve faydalara sahip olan B2 vitamini, vücuttaki eksikliği durumunda birtakım belirtilere sebep olabilir. Anemi, ağızda yara ve dudakta çatlaklar, baş ağrısı, boğaz ağrısı, saç dökülmesi, cilt sorunları ve eksikliğin şiddetli olduğu durumlarda katarakt, B2 vitamini (riboflavin) eksikliğinde görülen başlıca belirtilerdir.

B2 Vitamini (Riboflavin) Ne İşe Yarar?

B2 vitamini (riboflavin), vücudun enerji üretimini desteklemesi ve sinir sisteminin sağlıklı çalışması için gereklidir. Kırmızı kan hücresi üretiminde önemli bir rol oynayan B2 vitamini, migrene bağlı baş ağrısı, cilt sorunları, tiroid hastalıkları, katarakt, kalp sağlığı ve yara iyileşmesi gibi birçok hastalığın tedavisinde etkilidir.

Bitki ve hayvansal gıdalarda bulunarak doğal bir şekilde vücuda alınabilen B2 vitamini aynı zamanda eksikliği durumunda takviye olarak da suda çözünerek elde edilebilen bir B vitamini türüdür.

Kırmızı kan hücresi üretimine yardımcı olan B2 vitamini faydaları şöyledir:
  • Vücudun enerji üretimini destekler
  • B2 vitamini sinir sisteminin sağlıklı çalışmasına yardım eder
  • Kırmızı kan hücresi üretilmesini sağlar ve kansızlığı önler
  • Tiroid hastalıklarını iyileştirici etkisi vardır
  • Kalp-damar hastalıklarına karşı koruyucudur
  • B2 vitamini gözleri korur, katarakt riskini azaltır
  • Antioksidan etkisiyle serbest radikallerin hücrelere zarar vermesini önler
  • Migren tipi baş ağrısı tedavisinde etkilidir
  • Riboflavin cilt ve saç sorunlarına iyi gelir
  • Yaşlanma sürecini yavaşlatabilir
  • Uyku kalitesini artırabilir

Vücudun enerji üretimini destekler

Proteinlerin enerji salınımı sürecinde önemli bir rol üstlenen B2 vitamini bu sayede vücudun enerji üretimini destekler.

B2 vitamini sinir sisteminin sağlıklı çalışmasına yardım eder

Riboflavin olarak da ifade edilen B2 vitamininin sağladığı faydaların başında sinir sisteminin sağlıklı çalışmasına yardım etmesi gelir.

Kırmızı kan hücresi üretilmesini sağlar ve kansızlığı önler

B2 vitamini (riboflavin) vücudunuzun demiri emmesine yardımcı olarak kırmızı kan hücresi (eritrosit) üretilmesini sağlar ve kansızlığı önler.

B2 vitamini gözleri korur, katarakt riskini azaltır

B2 vitamini (riboflavin), gözde katarakt oluşmasını engeller, göz yorgunluğunu hafifletir ve migren ataklarını azaltabilir. Bunu, gözde önemli bir antioksidan olan glutatyonu koruyarak yapar.

Migren tipi baş ağrısı tedavisinde etkilidir

B2 vitamini, mitokondriyal fonksiyon bozukluğundan kaynaklandığı düşünülen migren tipi baş ağrısı tedavisinde mitokondriyal fonksiyonda anahtar rol oynaması sebebiyle etkilidir.

Riboflavin cilt ve saç sorunlarına iyi gelir

B2 Vitamini (riboflavin) sağlıklı cilt ve saç yapısı oluşturmakla görevli kolajen seviyelerinin korunmasında rol oynar. Çünkü cildin genç yapısını korumak, ince çizgileri ve kırışıklıkları önlemek için kolajene ihtiyaç vardır.

Tiroid hastalıklarını iyileştirici etkisi vardır

Tiroid hormonlarını üretimi için gerekli olan vitamin türlerinden biri de B2 vitaminidir. Tiroid bezinin sağlıklı çalışması için doğal olarak veya takviye şeklinde B2 vitamini alabilirsiniz.

Kalp-damar hastalıklarına karşı koruyucudur

Homosistein kanda biriktiğinde arterlerin daralmasına ve kalp hastalığı riskinin hızla artmasına yol açabilir. Bu durum da homosistein seviyelerini kontrol altında tutmayı zorunlu hale getirir. Riboflavin de, vücutta bulunan bir amino asit olan homosistein düzeylerini düzenleyerek kontrol altında tutar.

Yaşlanma sürecini yavaşlatabilir

Antioksidan özellikleriyle vücudu onarma etkisi bulunan B2 vitamini, derileri onararak yaşlanma karşıtı bir özellikle öne çıkar.

Uyku kalitesini artırabilir

Vücuttaki melatonin üretimine destek olan B2 vitamini, uyku kalitesini iyileştirebilir ve uykusuzluk sorununa karşı çözüm üretir.

Antioksidan etkisiyle serbest radikallerin hücrelere zarar vermesini önler

B2 Vitamini, antioksidan etkisiyle bağışıklık sisteminin birçoğunun depolandığı sindirim sistemindeki sağlıklı astarı koruyarak serbest radikallerin hücrelere zarar vermesini önler ve hastalıklara karşı vücudu korur.

B2 vitamininin sağladığı tüm bu faydalardan yararlanmak için hem doğal olarak B2 vitaminini vücuda alabilir hem de takviye olarak temin edebilirsiniz.

B2 Vitamini Hangi Besinlerde Bulunur?

B2 vitamini genel olarak süt ve süt ürünleri, et, yeşil yapraklı sebzeler, tahıllar ve fındık gibi besinlerde bulunur. Ayrıca somon, patates ve havuçta da B2 vitamini bulunur. Bu besinleri tüketerek vücuda ihtiyacı olan B2 vitaminini almanız mümkündür ancak B2 vitamininin dozu konusunda da doktorunuzla birlikte hareket etmeniz daha sağlıklı olur.

B2 vitamini (riboflavin) şu besinlerde yer alır:
  • Süt, peynir ve yoğurt süt ürünleri
  • Yağsız etler ve tavuk göğsü
  • Patates ve havuç gibi sebzeler
  • Ispanak, kuşkonmaz ve brokoli gibi bazı yeşil yapraklı sebzeler
  • Somon gibi deniz ürünleri
  • Kinoa ve mercimek gibi tahıl ve baklagiller
  • Badem ve fındık gibi kuruyemişler
  • Yumurta
  • Mantar
  • Domates, nar ve kavun gibi bazı meyveler
Doğal olarak hem bitki hem de hayvansal gıdalardan elde edilen B2 vitamini ayrıca takviye olarak da alınabilir. Ancak vücuda çok fazla B2 vitamini yüklemesi yaptığınız zaman idrarınız koyu sarı bir renge dönüşebilir. Bu rengin kaynağı riboflavin’dir.

B2 Vitamini (Riboflavin) Hakkında Sık Sorulan Sorular

B2 vitamini eksikliği belirtileri nelerdir?

B2 vitamini eksikliği yaşanması durumunda vücut bazı belirti sinyalleri verir. B2 vitamini eksikliği belirtilerinin başında ağız yaraları, dudaklarda çatlama, baş ağrısı, boğaz ağrısı, kansızlık, saç ve deri döküntüleri, gözlerde kaşıntı ve kızarıklık gelir.

B2 vitamini zararları var mı?

B2 vitamini hem de gıdalardan hem de takviye olarak fazla alınırsa bazı olası yan etkiler ortaya çıkabilir. Bu yan etkiler baş ağrısı, çarpıntı, halsizlik, ağız yaraları, iştah kaybı, cilt sorunları, mukoza zarının şişmesi ve mide bulantısıdır. Ancak bunlar olası yan etkilerdir ve kesin görüleceğine dair bir kesinlik içermez.

Günlük ne kadar B2 vitamini alınmalı?

Yetişkinler için alınması gereken günlük B2 vitamini miktarı 1-2 mg aralığındadır. Bu değer bebekler, hamileler ve yaşlılar için değişkenlik gösterebilir. Bu durumda B2 vitamini dozu için doktor yönlendirilmesi büyük önem taşır.

B1 Vitamini (Tiamin) Nedir, Ne İşe Yarar, Hangi Besinlerde Bulunur?

b1-bitamini-nedir-ne-işe-yarar-hangi-besinlerde-bulunur-arguntc.webpB1 vitamini (Tiamin) nedir?

B1 vitamini diğer bir adıyla tiamin, B grubu vitaminleri içerisinde ilk bulunan vitamindir. Neredeyse hücrelerin tümü tarafından kullanılır. B1 vitamini alınan besinlerin enerjiye dönüşmesini sağlamakla görevlidir. Tüketilen karbonhidratların enerjiye dönüşmesini sağlar. B1 vitamini, B kompleksinin tüm vitaminleri gibi suda çözünen bir vitamin olup vücutta depolanmadığı için günlük olarak alınması gerekir. Tiamin sayesinde üretilen enerji beyin, sinir sistemi, kas, kalp ve mide-bağırsak fonksiyonlarında önemli rol oynar.

B1 vitamini (Tiamin) faydaları nelerdir?

B1 vitamini besinler yoluyla alınan bir vitamindir. B1 vitaminin vücutta önemli işlevleri bulunmaktadır. B1 vitamini; besinlerin enerjiye dönüştürülmesinde görevlidir ve beyin fonksiyonları ve beyinde enerji üretimi için gereklidir. B1 vitamini çeşitli sinir fonksiyonlarını da destekler. Kalp ve damar sağlığını korur, bağırsak ve sindirim sağlığını destekler ve göz sağlığını koruyucu özelliktedir. ‘Öğrenme’ gibi beyin fonksiyonları, büyüme ve gelişim için gereklidir. B1 vitamini sigara ve alkolün zararlı etkilerini azaltır, güçlü bir anti-oksidandır ve deriyi yaşlanma belirtilerine karşı koruyucudur.

B1 vitamini (Tiamin) hangi besinlerde bulunur?

Vücut uzun vadede B1 vitamini depolayamaz bu nedenle besinler yoluyla alınmalıdır.

B1 vitamini ısıya, UV ışınlarına ve oksijene karşı da hassastır. Besinlerdeki içeriği saklama ve hazırlamaya bağlı olarak değişebilmektedir. B1 vitamini eksikliği genellikle sağlıklı ve dengeli bir diyetle kolayca önlenebilir. B1 vitaminin bulunduğu bazı besinler şunlardır; tahıllar, (bulgur, kabuğu tam ayrılmamış pirinç, mısır, tam buğday, çavdar vb.) hayvansal ürünler, (karaciğer, böbrek, et, süt, yumurta, balık vb.) baklagiller (nohut, kuru fasulye, soya fasulyesi, nohut vb.) ve fındık, ceviz, fıstık, ay çekirdeği gibi yağlı tohumlardır.

Günlük B1 vitamini (Tiamin ) ihtiyacı ne kadardır?

Günlük B1 vitamini ihtiyacı yetişkin kadınlarda 1,1 mg, yetişkin erkeklerde 1,2 mg’dır. Hamile ve emziren kadınlarda günlük B1 vitamini ihtiyacı 1,4 mg’a çıkar. Sporcularda ise günlük ihtiyaç 6-8 mg’dır.

B1 vitamini (Tiamin) eksikliği belirtileri nelerdir?

B1 vitamini vücut tarafından besinler yoluyla temin edilir. Vücut yeterli B1 vitamini temin etmezse eksiklik belirtileri ortaya çıkar. Yeme bozuklukları, bazı karaciğer hastalıkları, Crohn hastalığı, çölyak hastalığı ve alkol bağımlılığı B1 vitamini eksikliğine neden olabilir. Çok fazla kahve, siyah çay veya çiğ balık tüketenler B1 vitaminini yiyeceklerden tam olarak alamayabilir. Bu gıdalardaki bazı bileşenler B1 vitamini emilimini engeller.

B1 vitamini eksikliği belirtileri şunlardır; sinir hücrelerinin hasarına bağlı psikolojik rahatsızlıklar, unutkanlık, kafa karışıklığı, ayaklarda yanma, batma hissi, duyu kayıpları, kas ağrıları ve hareket etmede zorlanma, uyku bozuklukları, yorgunluk, iştahsızlık, kilo kaybı, sindirim sistemi hastalıkları (şişkinlik, kabızlık vb.), kalp rahatsızlıkları, cilt hastalıkları, görme bozuklukları ve kronik halsizliktir.

B1 vitamini (Tiamin) eksikliğinde görülen hastalıklar nelerdir?

Kalıcı B1 vitamini eksikliği bazı hastalıklara neden olabilmektedir. Bu hastalıklar; Beriberi hastalığı, Wernicke Korsakoff sendromu (alkole bağlı) ve Leigh’s sendromu (ensafomiyelopati)’dur.

Beriberi hastalığı

B1 vitamini eksikliği ciddi bir boyuttaysa ve bu uzun süreli olarak gerçekleşmişse, Beriberi hastalığı olarak bilinen klinik tabloya yol açabilir. Sinir sistemini etkileyen Beriberi hastalığı hala gelişmekte olan ülkelerde yetersiz beslenme nedeniyle görülmektedir. Beriberi hastalığı, özellikle bacaklarda önemli bir fonksiyonel bozulmaya yol açan kas atrofisi, kalp yetmezliği, ödem veya şiddetli depresyon gibi semptomlara neden olabilmektedir.

İki farklı Beriberi formu vardır:
Kuru Beriberi
, ağırlıklı olarak nörolojik bozuklukların meydana geldiği nörolojik olarak vurgulanan B1 vitamini eksikliği formunu tanımlar. Bunlara örneğin kas zayıflığı, refleks bozuklukları ve duyu bozuklukları dahildir.

Islak Beriberi, kardiyovasküler sistem hastalıklarının sıklıkla meydana geldiği ödemli vitamin eksikliği formunu tanımlar.

Wernicke Korsakoff sendromu

Wernicke-Korsakoff Sendromu B1 vitamini (tiamin) eksikliğinde oluşan bir hastalıktır. Genellikle kronik alkol kullanımının sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Ayrıca yetersiz beslenme, yeme bozuklukları, kanser, AIDS, obezite cerrahisi, doku nakli veya kemoterapi sonucunda da oluşabilmektedir.

K Vitamini Nedir, Ne İşe Yarar, Hangi Besinlerde Bulunur?

k-vitamini-nedir-ne-işe-yarar-hangi-besinlerde-bulunur-arguntc.webpK Vitamini Nedir?

K vitamini, vücudun kanın pıhtılaşması için ihtiyaç duyduğu, yaraların iyileşmesine yardımcı olan ve ağırlıklı olarak yeşil yapraklı sebzelerde bulunan bir vitamin grubudur. Bunlarla birlikte K vitamini kemik sağlığına da faydalı bir vitamindir.

K vitamini K1 ve K2 olmak üzere iki ana gruba ayrılır. K1 Vitamini bitki kaynaklı gıdalarda bulunurken K2 Vitamini daha çok hayvansal gıdalarda mevcuttur. K vitamininin en fazla bulunduğu besinler başlıca olarak ıspanak, kara lahana, maydanoz, brokoli, karnabahar, kuşkonmaz, bezelye, taze fasulye ve domatestir. Ayrıca kırmızı ve beyaz et, ciğer ve böbrek gibi sakatatların yanı sıra yumurta ve süt ürünlerinde de K vitamini vardır.

Bilimsel olarak açıklamak gerekirse, ortak kimyasal yapısı 2-metil-1,4-naftokinon olan bir bileşik ailesinin jenerik adı olan "K Vitamini", bazı gıdalarda doğal olarak bulunan ve besin takviyesi olarak bulunan, yağda çözünen bir vitamindir Bu bileşikler filokinon (K1 vitamini) ve bir dizi menakinon (K2 vitamini) içerir. Menakinonların doymamış izoprenil yan zincirleri vardır ve yan zincirlerinin uzunluğuna bağlı olarak MK-4 ila MK-13 olarak adlandırılır. MK-4, MK-7 ve MK-9 en iyi çalışılmış menakinonlardır.

Vücutta yeterli miktarda K vitamini bulunmadığında pıhtılaşma etkisi yaratma eksikliği yaşanacağından kanama olasılığı artar. Vücutta daha kolay morarma meydana gelir, adet dönemleri daha ağır geçer. Her zamankinden daha kolay morarabilirsiniz veya bir yaralanma ya da ameliyattan sonra kanamayı durdurmak daha zor olabilir. Ayrıca adet dönemlerinizi daha da ağırlaştırabilir.

K Vitamini Türleri Nelerdir?

K vitamini, K1 ve K2 vitamini olarak iki farklı forma ayrılır.

Phylloquinone (K1 vitamini): K1 vitamini daha çok lahana, karalahana ve ıspanak gibi yeşil yapraklı sebzelerde bulunur.

Menaquinone (K2 vitamini): K2 vitamini ise et, yumurta ve peynir gibi bazı hayvansal ve fermente gıdalarda bulunur. K2 vitamini ayrıca insan bağırsağındaki bakteriler tarafından da oluşturulabilir.

K Vitamini Ne İşe Yarar?

K vitamini kan akışkanlığını kontrol ederek kanın pıhtılaşmasını sağlar, kemiklerin gelişiminde önemli rol oynar ve yaraların hızlı iyileşmesine katkıda bulunur.

K vitamininin vücuda sağladığı faydalar şu şekildedir:
  • Kanın pıhtılaşmasını sağlar
  • Kalp hastalıkları riskini azaltır
  • Kemiklerin güçlenmesine yardım eder
  • Yaraları hızlı iyileştirir
  • Sabah bulantısını hafifletmeye yardımcı olabilir
  • Bilişsel yeteneği koruyabilir

Kanın pıhtılaşmasını sağlar

K vitamini temelde vücuttaki kan akışkanlığını kontrol eder ve kanın pıhtılaşması için gerekli olan proteinlerin üretilmesine yardımcı olur. Bu kontrol ve üretim sayesinde kanın pıhtılaşmasını sağlayan bir vitamin grubu olarak kabul edilir.

Kalp hastalıkları riskini azaltır

K vitamini, kan damarlarında kalsiyum birikmesini engelleyen ve kalp hastalığını önlemeye yardımcı olabilecek çeşitli proteinlerin üretimini sağlar. Bu da kalp hastalıkları riskinin azalmasına yardımcı olur. Bunun yanı sıra K vitamini kalp sağlığını destekleyen ve koruyan arterlerin esnekliğinin artmasını da sağlar.

Kemiklerin güçlenmesine yardım eder

K vitamini, düşük kemik yoğunluğunu önlemeye yardımcı olan osteokalsin üretimine yardımcı olarak kemiklerinizi güçlendirir ve bu rolü sayesinde kemik dostu bir vitamin grubu olarak değerlendirilir.

Yaraları hızlı iyileştirir

K vitamininin yaraları hızlı iyileştirmesi, kanın pıhtılaşmasını sağlaması özelliğinden gelir. Kanı pıhtılaştıran K vitamini bu sayede kanamaların önüne geçerek yaraları hızlı iyileştirir.

Tüm bunların dışında K vitamininin doğal veya takviye olarak vücuda alınmasının sabah bulantılarını hafifletmesi ve bilişsel yeteneği de koruyabilmesi söz konusu olabilir.

K Vitamini Hangi Besinlerde Bulunur?

K vitamini açısından zengin besinler, ıspanak, brokoli, lahana, maydanoz, pazı, marul ve yeşil fasulye gibi sebzeler, katı ve sıvı yağlar, avokado, yaban mersini, kuru erik, kivi, üzüm ve elma gibi meyveler ile karaciğer, böbrek ve tavuk gibi et ürünleri, yumurta ve süt ürünleridir.

K vitamini içeren besinler şöyledir:
  • Ispanak, pazı, brokoli, marul, maydanoz, kara lahana, brüksel lahanası ve karnabahar gibi sebzeler
  • Bezelye ve soya fasulyesi gibi bakliyatlar
  • Kırmızı ve beyaz etler
  • Ciğer-böbrek gibi sakatatlar
  • Avokado, yaban mersini, incir, kivi, domates gibi meyveler
  • Sızma zeytinyağı ve avokado yağı
  • Nar suyu ve havuç suyu
  • Kaju, ceviz ve fındık gibi kuruyemişler

K Vitamini Eksikliği Belirtileri Nelerdir?

Yetişkinlerde K vitamini eksikliği nadir olarak görülür ancak antibiyotikler gibi K vitamini metabolizmasını bloke eden ilaçları alan kişilerde veya gıda ve besin maddelerinin emilim bozukluğuna neden olan durumlarda K vitamini eksikliği görülebilir. Yaygın görülen K vitamini eksikliği belirtileri diş eti kanaması, burun kanaması, mide veya bağırsakta kanamayla birlikte idrar veya dışkıda kanamadır. Ayrıca ciltte morarmalar ve osteoporoz da söz konusu olabilir.

Yenidoğan bebeklerde de K vitamini eksikliği görülebilir zira K vitamini plasentaya geçmez ve anne sütü az miktarda K vitamini içerir. K vitamini eksik olan bebeklerde doğumun ilk haftasında mide-bağırsak yolu veya göbek kütüğünden morarma ve / veya kanama ile yenidoğanın hemorajik hastalığı riski vardır. Protrombin zamanı ve aktive parsiyel tromboplastin zamanı uzayacaktır.

K vitamini eksikliğinin en yaygın belirtileri şunlardır:
  • Diş eti kanaması, burun kanaması
  • Mide veya bağırsakta kanama
  • İdrar veya dışkıda kanama
  • Ciltte morarmalar ve küçük kırmızı lekeler
  • Osteoporoz
  • Uyku hali
  • Sarılık
Not: Antibiyotikler bağırsaktaki K vitamini üreten bakterileri yok edebilir. Antibiyotiklerin birkaç haftadan daha uzun süre kullanılması K vitamini seviyelerini düşürebilir. Uzun süreli antibiyotik kullananlardan iştahı zayıf olan kişiler K vitamini eksikliği açısından daha büyük risk altındadır. Söz konusu kişiler bu durumda doktor tavsiyesiyle K vitamini takviyesinden faydalanabilir.

K Vitamini Eksikliği Neden Olur?

K vitamini eksikliğinın temel sebebi, yeşil yapraklı sebzeler başta olmak üzere K vitamini açısından zengin gıdaların yetersiz tüketimi sonucunda meydana gelir. K vitamini içeren besinler listesinin başında ıspanak, brokoli, kara lahana, karnabahar, bezelye, taze fasulye, avokado yer alır.

K Vitamini Hakkında Sık Sorulan Sorular

K vitamini nelerde var?

En yaygın K vitamini kaynakları, ıspanak, brokoli, lahana, kara lahana, maydanoz, pazı ve marul gibi yeşil yapraklı sebzeler, yeşil fasulye, kanola yağı başta olmak üzere katı ve sıvı yağlar, soya fasulyesi, avokado, yaban mersini, kuru erik, kivi üzüm ve elma gibi meyveler ile karaciğer ve tavuk gibi et ürünleridir.

Günlük K vitamini ihtiyacı ne kadardır?

Yetişkinlerin vücut ağırlıklarının her kilogramı için günde yaklaşık 1 mikrogram K vitaminine ihtiyaçları vardır. Örneğin, 65 kg ağırlığındaki bir kişinin günde 65 mikrogram K vitaminine ihtiyacı olurken, 75 kg ağırlığındaki bir kişinin günde 75 mikrograma ihtiyacı olacaktır. Bir mikrogram, bir miligramdan (mg) 1.000 kat daha küçüktür. Vücudunuzun ihtiyaç duyduğundan fazla alınan K vitamini, ileride kullanmak üzere karaciğerde depolanır.

K vitaminin fazla miktarda alınması zararlı mıdır?

K vitamini, karaciğer, kalp, beyin, kemikler ve pankreas dahil olmak üzere vücutta yaygın olarak bulunur. K vitamini diğer yağda çözünen vitaminlerin aksine fazla miktarda alınsa bile vücutta nadiren toksik seviyelerde birikir. Bunun nedeni, çabuk parçalanması ve idrar veya dışkı yoluyla atılmasıdır.

K vitamini eksikliği hangi hastalıklara yol açar?

Vücuttaki K vitamini eksikliği kanın pıhtılaşma sorunu meydana getireceği için kalp hastalıkları, kemik gelişimini olumsuz etkileyeceği için de osteoporoz hastalığına yol açabilir.

K vitamini neden önemli?

K vitamini kanın pıhtılaşmasının sağlanması, kalp hastalıkları riskinin azalması ve kemik gelişiminin güçlü olması açısından önemli bir vitamin grubudur.

E vitamini Nedir, Ne İşe Yarar, Hangi Besinlerde Bulunur?

e-vitamini-nedir-ne-işe-yarar-hangi-besinlerde-bulunur-arguntc.webpE vitamini nedir?

E Vitamini, çeşitli formlara sahip, yağda çözünen bir vitamindir. E vitamini içinde alfa, beta, gama ve delta tokoferolleri bulunur. Bunların içinden özellikle E vitamini önemli bir antioksidandır.

E vitamini özellikle buğday, mısır, darı, pirinç gibi tahıllarda çok bulunur. E vitamini bunlarla birlikte ayçiçek yağı, mısırözü yağı, pamukyağı gibi yağlarda, ceviz, badem ve yerfıstığı gibi kuru yemişlerde ve yeşil sebzelerde de bulunur. E vitamini aynı zamanda pişirmeye ve sıcağa dayanıklıdır, böylece pişirilme esnasında tahrip olmazlar. Fakat yağda kızartma ve tahılların öğütülmesi esnasında E vitaminleri de tahrip olur ve çoğu bozulur. Bu yüzden E vitamini içeren ürünleri yağda kızartmadan pişirmek ve özellikle beyazlatılmadan geçmemiş tahıl ürünlerini (kepekli ürünler gibi) tüketmek daha sağlıklıdır.

E vitamini faydaları nelerdir? E vitamini neye iyi gelir?

E vitamini çok güçlü bir antioksidandır, serbest radikaller adı verilen gevşek elektronları temizler. Aynı zamanda bağışıklık fonksiyonunu güçlendirir, kalp arterlerinde pıhtı oluşumunu önler. E vitamini, yeterli miktarda alındığında enfeksiyon hastalıklarına karşı vücudun korunmasına yardımcı olur. Göz sağlığı açısından da yeterli E vitamini alımına dikkat edilmelidir.

E vitamini ayrıca ciltten su kaybını önlemeye ve cildin doğal nemini korumaya katkı sağlar. Yani E vitamini hücrelerin etrafında bir bariyer oluşturan hücre zarlarını koruduğu için cildin nemli, sağlıklı ve nemli kalmasına yardımcı olur. E vitamini antioksidan özelliklerinden dolayı akne, sedef hastalığı, egzama ve güneşe maruz kalmanın yaşlanma etkileri gibi bir dizi farklı cilt durumuna da iyi gelir. Cildin kırmızı, kuru ve pul pul hale gelebileceği bir durum olan sedef hastalığı olanların cildine E vitamini yağı uygulamaları, sorunlu bölgelerdeki hasarı onarmaya yardımcı olabilir. E vitamini ayrıca egzama iltihabını azaltabilir ve kaşıntı ve kuruluğu hafifletebilir.

E vitamininin; C vitamini, beta karoten ve çinko ile kombinasyon halinde alınması yüksek risk altındaki kişilerde ileri yaşa bağlı makula dejenerasyonunun (AMD) gelişimine karşı bir miktar koruma sağlar. Bununla birlikte, bazı gözlemsel çalışmalar ve klinik deneyler, E vitamini takviyelerinin sigara içenlerde ilerlemiş prostat kanseri riskini azaltabileceğini ileri sürüyor.

E vitamini, yağ oksidasyona uğradığında oluşan reaktif oksijen türleri (ROS) üretimini durduran, yağda çözünen bir antioksidandır. Bu bağlamda bilim insanları serbest radikal üretimini sınırlayarak ve diğer mekanizmalar yoluyla, E vitamininin serbest radikallerle ilişkili kronik hastalıkları önlemeye veya geciktirmeye yardımcı olup olmayacağını araştırıyor. Günlük E vitamini almanın nitrat toleransını önlemeye yardımcı olabileceğine dair bazı çalışmalar mevcuttur. Ayrıca yapılan araştırmalar, E vitamini takviyesinin tırnakların soyulmasına, çatlamasına ve sararmasına neden olan sarı tırnak sendromunu önleyebileceğini göstermektedir.

E vitamini hangi besinlerde bulunur?

E vitamini çoğunlukla bitki bazlı yağlarda, kuruyemişlerde, tohumlarda, meyvelerde ve sebzelerde bulunur.
E vitamini içeren besinlerden bazıları şunlardır:
  • Buğday tohumu yağı
  • Ayçiçeği, aspir ve soya fasulyesi yağı
  • Ay çekirdeği
  • Badem
  • Fıstık, fıstık ezmesi
  • Pancar yeşillikleri, kara lahana, ıspanak
  • Kabak
  • Kırmızı dolmalık biber
  • Kuşkonmaz
  • Mango
  • Avokado

E vitamini eksikliği nelere yol açar?

E vitamini doğal besinlerde bol miktarda bulunduğundan eksikliği sık rastlanılan bir durum değildir. Günlük E vitamini ihtiyacı erkekler için 4mg, kadınlar için günde 3 mg’dir. Bebeklerde, yağ emilim bozukluğu olan kişilerde E vitamini eksikliğine sahip olma olasılığı daha yüksektir. Anemi, iskelet miyopati, ataksi, periferik nöropati, retinopati, immün yanıtın bozulması ve sinir hasarı, E vitamini eksikliğinin olabileceğinin işaretleridir.

Öte yandan nadir görülen kalıtsal bir bozukluk olan ve diyetle alınan yağın zayıf emilmesine neden olan abetalipoproteinemili bazı kişilerin çok yüksek dozlarda tamamlayıcı E vitamini alması gerekir. (yaklaşık 100 mg / kg veya 5-10 g / gün) . Zira abetalipoproteinemiye sekonder E vitamini eksikliği, sinir uyarılarının zayıf iletimi, kas güçsüzlüğü ve körlüğe yol açan retina dejenerasyonu gibi sorunlara neden olur.

Ataksi ve E vitamini eksikliği (AVED), karaciğerin alfa-tokoferol transfer proteininin kusurlu olduğu veya bulunmadığı, nadir görülen, kalıtsal bir hastalıktır. AVED'li kişiler o kadar şiddetli E vitamini eksikliğine sahiptirler ki, büyük dozlarda tamamlayıcı E vitamini almazlarsa bu kişilerde sinir hasarı gelişebilir, yürüme becerileri olumsuz olarak etkilenebilir.

Ciddi miktarda E vitamini eksikliği belirtileri özetle şöyle sıralanabilir:
  • Kas güçsüzlüğü
  • Kas kütlesi kaybı
  • Anormal göz hareketleri
  • Görüş problemleri
  • Azalmış bağışıklık fonksiyonu
  • Yürümede problemler- Ataksi (vücut hareketlerinin kontrolünün kaybedilmesi)
  • Uzun süreli E vitamini eksikliği karaciğer ve böbrek sorunlarına da neden olabilir

E vitamini fazlalığı nelere yol açar? E vitamini takviyelerinin olası yan etkileri nelerdir?

Oral olarak E vitamini kullanımı uygun dozlarda alındığında genellikle herhangi olumsuz bir duruma neden olmaz, güvenli kabul edilir. Ancak nadir vakalarda E vitamininin ağızdan takviye olarak alınması bulantı, gazlanma ve ishal yapabildiği bildirilmiştir.

E vitamini kanın pıhtılaşmasını yavaşlatabilir. Nitekim kan sulandırıcı ilaçlar kullanan kişilerin E vitamini takviyesinden kişilerde kaçınmaları gerekebilir. Yine ameliyattan iki hafta önce alınan E vitamini takviyesini aynı nedenden dolayı durdurmak gerekebilir.

Aşağıdaki ilaçlardan herhangi biriyle tedavi görenler, doktorla görüşmeden E vitamini takviyesi almamalıdır:

Antidepresan ilaçlar
: E vitamini, antidepresan desipraminin (Norpramin) emilimini engeller. Desipramin, trisiklikler olarak bilinen bir ilaç sınıfına aittir. Diğer trisiklikler arasında imipramin (Tofranil) ve nortriptilin (Pamelor) bulunur.

Antipsikotik ilaçlar: E vitamini, vücudun klorpromazin (Thorazine) adı verilen antipsikotik ilacı emmesine müdahale edebilir. Klorpromazin, fenotiyazinler olarak bilinen bir ilaç sınıfına aittir.

Aspirin: E vitamini kanama riskini artırabileceğinden, aspirin alan kişiler E vitamini takviyesi almadan önce doktorlarıyla konuşmalıdır.

Beta blokerler: Bu tür ilaçlar, yüksek tansiyonu tedavi etmek için kullanılır. E vitamini, vücudun bir tür beta bloker olan propranolol (Inderal) emilimini engeller.

E vitamini takviyelerinin hamilelik ve emzirme döneminde güvenli olduğu varsayılmaktadır. Kalp krizi, felç, kanama bozuklukları veya baş ve boyun kanseri öyküsü olan kişilerde E vitamini takviyelerinden de kaçınılmalıdır.

Not: Etkileşimlerden ve öngörülemeyen yan etkilerden kaçınmak için günlük E vitamini takviyesi doktorun bilgisi dahilinde alınmalıdır.

E vitamini Alzheimer hastalığına iyi gelir mi?

E vitamininin Alzheimer hastalığını önlemeye veya tedavi etmeye yardımcı olup olamayacağına dair kesin bir kanıt mevcut değildir. Bazı araştırmacılar, antioksidanların Alzheimer hastalığını önlemeye yardımcı olabileceğine inanıyor.

Yapılan bir çalışmada, genellikle takviyelerde bulunan d-alfa-tokoferol değil, tüm E vitamini düzeylerine sahip kişilerin Alzheimer geliştirme olasılığının daha düşük olduğu saptandı. Ancak başka bir bilimsel çalışmada ise Alzheimer'ın erken semptomları olan ve E vitamini takviyesi alan kişilerin, plasebo alanlarla aynı oranda hastalığı geliştirmeye devam ettiği belirtildi.

E vitamini bağışıklık sistemi ilişkisi nasıldır?

Yapılan araştırmalarda E vitamininin T lenfositleri veya T hücreleri adı verilen bir tür bağışıklık hücresinin düzeylerini artırdığı saptanmıştır. T hücreleri, bağışıklık sisteminde rol oynayan beyaz kan hücreleridir. Düzenleyici ve sitotoksit olmak üzere iki tür T hücresi vardır. Düzenleyici T hücreleri, yabancı partiküllere karşı bağışıklık reaksiyonlarını yönetir ve enflamatuar bağırsak hastalığı ve tip 1 diyabet gibi otoimmün durumları önler.

Bu arada sitotoksik hücreler, bakteri ve virüslerle enfekte olan hücrelere yapışarak hücreleri öldürür. Bu bağlamda E vitamini, T hücre zarlarının gücünü ve canlılığını korumaya, bu hücrelerin doğru şekilde çoğalmasına ve diğer bağışıklık süreçleriyle iletişim kurmasına yardımcı olur. T hücreleri yaşla birlikte azalır, bu nedenle bu vitaminin optimal alımını sürdürmek, iyi işleyen bir bağışıklık sisteminin sürdürülmesinde önemlidir.

D Vitamini Nedir, Ne İşe Yarar, Hangi Besinlerde Bulunur?

d-vitamini-nedir-ne-işe-yarar-hangi-besinlerde-bulunur-arguntc.webpD Vitamini Nedir?

Kalsiferol olarak da bilinen D vitamini, vücudun kalsiyum ve fosforu kullanarak güçlü kemikler ve diş yapımına yardımcı olan, yağda çözünebilen vitamin türüdür. Kalsiyum ve fosforun emilmesini, vücutta depolanmasını sağlar. Karaciğerde ve yağ dokuda depolanan D vitaminin, D2 ve D3 olarak iki çeşidi bulunur. D2 vitamini (ergokalsiferol) ve D3 vitamini (kolekalsiferol) 7-dehidrokolesterolden sentezlenir ve ayrıca hayvansal gıdaların tüketimi yolu ile vücuda alınır. Doğal olarak güneşten alınabilen D vitamini için en iyi besin kaynakları yağlı balık eti ve balık karaciğeri yağlarıdır. Aynı zamanda yumurta sarısı ve peynirde az miktarda bulunur.

D Vitamini Kaç Olmalı?

D vitamininin normal aralığı mililitre başına nanogram (ng/mL) olarak ölçülür. 20 ile 50 ng/mL arasında bir seviye vücudun sahip olması gerektiği düşünülen D vitamini seviyeleridir. 12 ng/mL seviyelerinin altı ise düşük olarak kabul edilir.

D Vitamini Günlük İhtiyacı Ne Kadardır?

D vitamini ihtiyacı yaşa ve kişiye göre değişkenlik gösterir. 1 yaşına kadarki bebeklerde 400 IU yeterli iken, 1 yaşından sonraki 600 IU alınması gerekir. 70 yaşından sonra günlük D vitamini ihtiyacı artmaktadır. Düşük D vitamini seviyeleri, özellikle kemikler ve kaslar ile ilgili bir dizi soruna yol açabilir.

D Vitamini Eksikliği Neden Olur?

D vitamini eksikliğinin nedeni, güneş ışınlarına yeterince maruz kalmamak ve d vitamini içeren besinlerin yeteri kadar tüketilmemesidir. Ayrıca koyu cilt pigmentine sahip olmak, çölyak gibi emilim bozuklukları, böbrek veya karaciğer yetmezliği ve kanser gibi hastalıklarda d vitamini eksikliğinin nedenleridir.

D vitamini eksikliğine neden olan durumlar genel olarak şunlardır:
  • Güneş ışınlarına az maruz kalma
  • Emilim bozuklukarı
  • D vitamini içeren besinlerin az tüketilmesi
  • Koyu cilt pigmentine sahip olunması
  • İlaç kullanımları
  • Böbrek ve karaciğer hastalıkları
  • Kanser hastalığı

D Vitamini Eksikliği Belirtileri Nelerdir?

D vitamini düşüklüğünde vücut, kas ve kemik ağrıları, yorgunluk, ciltte solgunluk, saç dökülmesi, baş ağrısı, el ve ayakların ısınamaması, daha sık hastalanma ve uykusuzluk ortaya çıkan belirtilerdir. Uzun süreli ve aşırı D vitamini eksikliğinde kemik yoğunluğu kaybı, kemik erimesi ve kırık oluşumu da görülebilir. Çocuklarda görülen raşitizim hastalığı da D vitaminin uzun ve aşırı eksikliğinin bir belirtisidir.

D vitamini eksikliği belirtileri şunları içerir:
  • Kas ve kemik ağrıları
  • Yorgunluk, halsizlik ve enerji eksikliği
  • Depresif ruh hali
  • Uykusuzluk
  • Saç dökülmesi
  • Baş ağrısı
  • Üşüme
  • Ellerde veya ayaklarda karıncalanma ya da iğne batması hissi
  • Kas güçsüzlüğü ve kas seğirmeleri
  • Yürüme güçlüğü gibi denge sorunları
  • Cilt renginde solgunluk
  • Göz altlarında morarma
  • Çocuklarda büyüme geriliği
  • Raşitizm hastalığı

D Vitamini Eksikliği Nelere Neden Olur?

D vitamini eksikliğinin neden olduğu en yaygın hastalıklar kemik erimesi(osteoporoz), osteomalazi ve raşitizim olup, kansere, diyabet gelişmesine, hipertansiyona, romatizmaya ve kalp hastalıklarıdır.

☑️ Kemik erimesi ve kemik hastalıkları
Kemikler de tıpkı diğer dokular gibi canlı bir yapıya sahiptir ve uzun süreli D vitamini eksikliği kemik yapısında bozulmalara, kemik erimesi oluşumuna ve kas güçsüzlüğüne sebep olabilmektedir. D vitaminine bağlı olarak çocuklarda raşitizm, erişkinlerde kemik yumuşaması, ilerleyen yaşlarda da osteoporoz oluşabilmektedir. Raşitizm, D vitamini eksikliğinden dolayı kemiklerin yumuşaması ve zayıflaması anlamına gelir. Bu hastalık, bacaklarda eğrilik, el ve ayak bileklerinde kalınlaşma, büyüme geriliği, göğüs kemiği deformitesi gibi kemik yapısında kalıcı bozukluklara neden olabilmektedir.

D vitamini eksikliğinde kemik erimesiyle birlikte kemik ağrısı görülebilmekte ve bu tüm vücutta hissedilebilmektedir. İlerleyen zamanlarda halsizlik de bu ağrılara eşlik edebilir. Kemiklerin güçlendirilmesi için omega-3, kalsiyum, magnezyum, potasyum ve D vitamini içeren besinler tüketilmelidir. İlerleyen yaşlarda kendini gösteren kemik erimesinden korunmak için sağlıklı beslenmek ve diğer vitaminlerle birlikte D vitamini seviyesini korumak gerekmektedir. İlerleyen yaşlarda kemik sorunun yaşanmaması için bebeklik döneminde anne sütü tüketiminin önemi büyüktür.

☑️Şeker ve kalp hastalıkları
Şeker hastalığı, inme, kalbe bağlı ölüm riski, yüksek tansiyon gibi sorunlar da D vitamini eksikliğinin yol açabileceği sağlık sorunları arasında yer almaktadır.

☑️Kanser
D vitamini eksikliği kanser oluşumunu tetikleyebilir. Özellikle meme kanserinin D vitamini eksikliği ile bağlantısı olduğu düşünülmektedir. Meme kanserine yakalanmış ve D vitamini değeri yüksek olan kadınların, bu değeri daha düşük olanlara göre yaşam süreleri daha uzundur. Meme kanserine yakalanmış kişilerin D vitamini seviyesinin 50 ng/ml ve üzerine çıkarılması tedaviyi olumlu yönde etkilemektedir.

D vitamini, hücreler arasındaki iletişimi arttırdığı için hızlı bölünmelerini engellemektedir. Hücrelerin anormal bir şekilde çoğalmasını engelleyerek buraya kan akımını hızlandırmakta ve kanser hücrelerinin beslenmesini yavaşlatmaktadır. Zararlı hücreler de beslenemediği için bir süre sonra yok olmaktadır.

Kapalı ortamlarda yaşayan kadınların D vitamini seviyeleri 17 ng/ml civarındadır. Kansere yakalanmamış kadınlarda D vitamini seviyesi en az 30 ng/ml civarında olmalıdır. D vitamini seviyesi 50 ng/ml ve üzerine çıkınca meme kanserine yakalanma riski %50 azalmaktadır.

Yapılan araştırmalara göre D vitamini eksikliği meme kanseri dışında akciğer, kalın bağırsak ve prostat kanseri riskini de artırmaktadır.

Hastalık Oluşabilecek Risk Grupları

  • Açık tenliler
  • Yaşlılar
  • Diyabet hastaları
  • Kapalı ortamlarda çalışanlar ve kapalı giyinenler
  • Yüksek faktörlü güneş koruyucu kullananlar
  • Böbrek ve karaciğer hastalıkları olanlar
  • Beslenme bozukluğu olanlar
  • Mide ameliyatı olanlar
  • Gebelik ve emzirme döneminde olanlar
  • Epilepsi ilacı kullanan kişiler
  • Kortizon kullananlar
  • Çölyak hastalığı olanlar

D Vitaminin Faydaları Nelerdir?

D vitamini vücudun kalsiyum ve fosforu emmesine ve tutmasına yardımcı olur, kemik yapısının sağlıklı oluşmasını ve sağlıklı kalmasını sağlar, bağışıklığı destekler, kalp sağlığını korur, diyabet ve çocuklarda raşitizim gibi hastalıkların oluşmasını önler.

D vitamini faydaları şu şekilde sıralanabilir:
  • Vücuttaki kalsiyum ve fosfatı düzenler
  • Kemik, diş ve kasların sağlıklı kalmasını sağlar
  • Bağışıklığı artırır
  • Beyin hücresi aktivitesini destekler
  • Kalp sağlığını korur
  • Raşitizim ve kemik deformitesi gibi kemik sorunlarını önler
  • Ruh halini etkiler, depresyonu azaltır
Kasları ve kemik sağlığını korur
Fosfor ve kalsiyum maddelerinin kan seviyelerini dengeleyen vitamin, D vitaminidir. Diş ve kemik sağlığı açısından son derece önemlidir. Kalsiyumun bağırsaklarda emilimini sağlarken böbreklerde de kalsiyum kaybını azaltmaktadır. Kemiklerin kalsiyum birikimi ile sertleşmesi D vitamini ile gerçekleşmektedir. Kas gücünü ve kas kütlesini arttırdığı için özellikle yaşlılarda görülen düşme durumlarını azaltmaktadır. Kemik erimesine neden olan paratiroid hormonun salgılanmasını önlemektedir. Kas ve kemik sağlığı için vitamin alımına ve beslenme düzenine özen gösterilmesi son derece önemlidir.

Diyabet gelişme riskini önler
D vitamini diyabete karşı koruma özelliğine sahiptir. Yeterli D vitaminine sahip olan çocuklarda Tip 1 diyabetin azaldığı, düşük olanlarda ise Tip 2 diyabetin arttığı görülmektedir. Ayrıca metabolik sendrom gibi durumlar, D vitamini eksikliği görülen kişilerde ortaya çıkar.

Bağışıklık sistemini destekler
Bağışıklık sistemini güçlendiren vitaminler arasında D vitamini de yer almaktadır. Bağışıklığı güçlendirerek hastalıklara karşı koruma sağlayan D vitamini, vücuttaki tüm hücreler için yararlıdır. Ülseratif kolit, Crohn, Multipl Skleroz (MS) gibi bağışıklık sisteminin neden olduğu hastalıklarda düşük D vitaminine rastlanmaktadır. Yeterli D vitamini ile bu hastalıkların önlenebildiği görülmektedir.

Kalp sağlığını korur
D vitamini kalp sağlığına ve hastalıklarına iyi gelmektedir. Yüksek tansiyon, kalp hastalıkları, bazı kanser türleri ile ilgili hastalıklara karşı koruyucu etkisi vardır.

D Vitamini Nelerde Var?

D vitamini açısından en zengin besinler, somon, uskumru ve sardalya gibi yağlı balık etleri, kırmızı et, karaciğer, yumurta sarısı, peynir, bazı mantar türleri, süt ürünleri ve d vitamini açısından zenginleştirilmiş kahvaltılık tahıllar ve d vitamini içerikli takviyelerdir.

Vücudun ihtiyacı olan D vitamini, en önemli kaynağı olan güneş ışınları dışında şunlarda bulunur:
  • Somon, uskumru ve sardalya gibi yağlı balıklar
  • Kırmızı et ve karaciğer
  • Tavuk ciğeri
  • Yumurta sarısı
  • Peynir ve tereyağı gibi süt ve süt ürünleri
  • Maydonoz
  • Isırgan otu
  • Kahvaltılık tahıllar D vitamini alınabilecek gıdalardır.
Sıcak yaz günlerinde öğlen güneşine uzun süre maruz kalmanın negatif etkileri olabileceği için sabah ve öğleden sonraki saatlerde gün ışığına çıkmak iyi olacaktır. Güneş ışığı gereksinimi, kişilerin ten rengine, yaşına ve güneşlenme şekline göre değişiklik gösterebilir. Deri rengi koyu olan kişilerin yeterli D vitaminin deride oluşabilmesi için özellikle kış aylarında daha uzun süre güneş ışığına ihtiyacı vardır.

D vitamini takviyesi

D vitamini takviyesi (d vitamini ilaçları) doktor kontrolünde alınmalıdır. Yapılan testlerde vücutta D vitamini eksikliği tanısı konuldu ise günlük ihtiyacın karşılanması için oral yolla alınan vitamin hapları yazılabilir. Daha yüksek dozlu D vitamini ihtiyacı söz konusuysa kalçadan enjeksiyon ile D vitamini verilebilir. D vitamini hapı ya da D vitamini damlası yağlı yemeklerle alındığında vitaminin emilimi daha fazla olmaktadır.

D Vitamini Yüksekliği Zararlı mıdır?

Her şeyin fazlası vücut için zararlıdır. D vitamini miktarı için de aynı şey geçerlidir ve fazlası zehirlenmelere sebebiyet verebilmektedir. Yağda depolanan ve idrar ile atılamayan D vitamini için yüksek seviye aralığı 125 nmol / l veya daha fazladır. Yüksek D vitamini seviyesi, organlarda ve yumuşak dokularda kalsiyum birikimlerine yol açabilmektedir. D vitaminin gelişigüzel kullanılması yüksek kan düzeylerine sebebiyet verebilir. Fazla miktarda D vitamini kullanılmasının zararları aşağıdaki gibi sıralanabilir.
  • Doku ve eklem kireçlenmelerine
  • Böbrek taşı oluşumuna ve böbrek hasarına yol açabilmektedir
  • Hipertansiyona yol açabilir
  • Kanda kalsiyum yükselmesine neden olabilmektedir.
Öte yandan fazla D vitamini zehirlenmelere yol açabilmekte ve bu zehirlenme sonucunda gelişen böbrek yetmezliği ve kalp yetmezliği ölüme sebep olabilmektedir. Erken toksisite (zehirlenme) belirtileri kemik ağrıları, sersemlik, ağız kuruluğu, kabızlık, sürekli baş ağrısı, susuzluk, kas ağrısı, iştahsızlık, mide bulantısı, kusma, düzensiz kalp atışı şeklinde görülebilmektedir. Kronik toksisite belirtileri ciltte kaşıntı, mide bulantısı, cinsel isteksizlik, şiddetli mide ağrısı, psikiyatrik problemler, kemik ağrısı, idrarda bulanıklık, gözlerin ışığa karşı hassas olması, kusma gibi durumlarla kendini belli edebilmektedir.

Not: Güneş ışınları, D vitamini fazlalığını yok ettiği için güneşlenme ile D vitamini zehirlenmesi meydana gelmemektedir.

D Vitamini ile İlgili Sık Sorulan Sorular

D vitamini eksikliği nasıl anlaşılır?

D vitamini düşük olduğunda, kemik ağrısı, kaslarda güç kaybı ve zayıflık, depresyon, yorgunluk, daha sık hastalanma, saç dökülmesi ve yaraların geç iyileşmesi gibi belirtiler ortaya çıkar. Ayrıca kemik yoğunluğunda kayba, osteoporoza ve kemiklerin daha kırılgan hale gelmesine de neden olabilir.

D vitamini eksikliği şu belirtilerle anlaşılabilir:
  • Halsiz ve bitkin hissetme
  • Uyku sorunları
  • Kemik ağrısı
  • Kaslarda zayıflık ve ağrı
  • Depresyon
  • Saç dökülmesi
  • İştah kaybı
  • Daha sık ve kolay hastalanma
  • Üşüme
  • Cildin soluklaşması
  • Kaslardaki zayıflamaya bağlı yürümede güçlük
  • Acıya karşı artan hassasiyet

D vitamini ne işe yarar?

D vitamini, bağışıklığı güçlendirir, inflamasyon, otoimmün hastalıklar ve enfeksiyon gelişmesini önlemeye yardımcı olur. Kemik oluşumu, kemik ve kas sağlığının korunması, kanser, tip 2 diyabet ve kalp hastalıklarının gelişme riskini azaltır. Yeterli d vitaminine sahip olmak çocuklarda raşitizmi ve yetişkinlerde osteomalaziyi önler.

Gebelikte ve menopoz dönemlerinde D vitaminin önemi nedir?

Gebelik döneminde de D vitamininin etkileri önemlidir. Sağlık Bakanlığı, gebe ve yeni doğanlara D vitamini verilmesi yönünde bir politika izlemektedir. Bu olumlu ve doğru bir politikadır. Özellikle yeni doğanlarda raşitizm problemlerinin önlenmesinde D vitamini oldukça etkin bir rol oynamaktadır. Ayrıca özellikle Türkiye nüfusunda yaşam süresi 70’lerden 85’lere çıkmıştır.

Yaş ilerledikçe anatomik olarak kemik yapısı çökmektedir. Bunun önlenmesinde D vitamini oldukça önemlidir. Menopoz dönemlerinde D vitamini eksikliği kalça kemiği kırıklarına, omurga kırık ve çökmelerine neden olmaktadır. D vitamini eksikliğinde kişinin yapısında bariz değişiklikler meydana gelebilmektedir. Ve bu kişilerin özellikle kadınların sosyal hayat kalitesini olumsuz yönde etkileyebilmektedir.

D vitamini eksikliği kaç günde düzelir?

D vitamini eksikliği durumunda, gerek takviye, gerek besin gerekse de enjeksiyon gibi yöntemlerle düzenli D vitamini alımı sağlanmaya başlandıktan sonra ki 4-6 hafta içinde iyileşme görülmeye başlanır. Bu elbette vücudun durumuna, altta D vitaminin düşmesine neden olan ciddi bir sağlık sorunu bulunmaması ile de ilişkilidir.

D vitamini eksikliğinin en belirgin göstergesi nedir?

D vitamini eksikliğinde kişide yorgunluk ön plana çıkar, vücut ağrıları yaygındır, güçsüzlük söz konusudur, yürüme güçlüğü bile görülebilir. Daha ciddi eksikliklerde saç dökülmesi, depresyon, göz altı morlukları ve üşüme gibi belirtiler de ortaya çıkar.

D vitamini kaynakları nelerdir?

Yağlı balıklar, yumurta sarısı. d vitamini açısından zenginleştirilmiş tahıllar, portakal suyu, yulaf ezmesi gibi kahvaltılıklar, kırmızı et ve karaciğer d vitamini açısından zengin besinlerdir.

D vitamini kaynağı olan besinler şunlardır:
  • Somon, alabalık, uskumru ve sardalya ve ton balığı gibi yağlı balıklar
  • Kırmızı et ve karaciğer
  • Tavuk ciğeri
  • Yumurta sarısı
  • Peynir ve tereyağı gibi süt ve süt ürünleri
  • Mantarlar
  • Tahıl ve yulaf ezmesi

B Vitamini Nedir, Ne İşe Yarar, Hangi Besinlerde Bulunur?

b-vitamini-nedir-ne-işe-yarar-hangi-besinlerde-bulunur-arguntc.webpB Vitamini Nedir?

B vitaminleri, vücudun sindirdiği yiyeceklerden enerji elde etmesi gibi metabolik süreçlerde rolü olan, kırmızı kan hücrelerinin oluşmasını sağlayan, tamamı suda çözünebilen 8 farklı vitaminden oluşan ve vücutta depolanamayan vitamin sınıfıdır. Kalp ve hücre sağlığı başta olmak üzere vücudun daha sağlıklı çalışması ve işlemesi için birçok yarar sunan b vitamini 8 farklı kompleksten oluşur ve her bir kompleks vücut için ciddi önem arz eder.

B Vitamini Kompleksleri Nelerdir?

B vitamininin vücut için her biri önemli olan 8 farklı kompleksi bulunur.
Bunlar şöyledir:
  • B1 (tiavin)
  • B2 (riboflavin)
  • B3 (niasin)
  • B5 (pantotenik asit)
  • B6 (piridoksin)
  • B7 (biyotin)
  • B12 (kobalamin)
  • B9 (folik asit)

B Vitamini Ne İşe Yarar?

8 farklı kompleksten oluşan b vitamini, metabolizma yolu ile karbonhidrat, yağ ve proteinlerden enerjinin serbest bırakmak, kötü kolesterolü düşürüp, iyi kolesterolü artırarak kalp hastalığı riskini azaltmak, sinir sistemini desteklemek ve kırmızı kan hücrelerini artırmak gibi yararları vardır. B vitamini ayrıca hücrelerin çoğalmasına da destek olarak, vücut dokularının ve beyin hücrelerinin korunmasına da destek olur.

B Vitamini Faydaları Nelerdir?

B vitamini, daha sağlıklı bir vücut yapısının olması için vücutta yeterli düzeyde bulunması gereken bir bileşiktir. Vücudun enerji düzeyi, beyin fonksiyonları ve hücre metabolizması üzerinde doğrudan etkisi bulunan b vitamininin oldukça dikkat çekici faydaları bulunur.

B6, B9 ve B12 vitaminleri kalp hastalığı ve inme riskini azaltır:

Yapılan araştırmalar, b vitamini komplekslerinden olan b6, b9 ve b12 vitaminlerinin kalp hastalıkları ve inme arasında bir bağlantı olduğunu ortaya çıkarmıştır. Özellikle B6 vitaminleri içeren besinlerin tüketilmesi sonucu kalp krizi, inme ve felç riskinin azaldığı gözlenmiştir.

B12 kansızlığı önler:

B vitamini kırmızı kan hücrelerinin oluşumuna katkı sağlar. Yeterli düzeyde kırmızı kan hücresi olmadan dokular ve organlar yeteri kadar oksijen alamaz ve vücudunuz olması gerektiği gibi çalışmaz. Kırmızı kan hücrelerinin eksikliği sonucu ortaya çıkan anemi hastalığı, b12 vitamini eksikliğinin en belirgin semptomlarından biridir. Aneminin etkisi, b12 vitamininin vücutta doğal olarak sentezlendiği veya dışarıdan takviye olarak alındığı durumlarda etkisi azalır.

B1 vitamini beriberi riskini düşürür:

B1 vitamini eksikliğine bağlı bir sinir sistemi hastalığı olan beriberi, b1 vitamini eksikliği durumunda kendisini gösterir. B1 vitamini içeren tam tahıllı tahıllar, maya, fasulye ve fındık gibi besinlerin tüketilmesiyle hastalığın önüne geçilir.

B2 vitamini bağışıklık sistemini güçlendirir:

B2 vitamini bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi için güçlü bir şekilde antioksidan üretir ve vücudun enfeksiyonlarla mücadele gücünü artırır.

B2 vitamini migreni azaltır:

B2 vitamini takviyeleri, migrenin meydana getirdiği baş ağrılarını azaltma konusunda etkilidir.

B3 ve B12 vitamini demans tedavisinde kullanılır:

Özellikle B12 vitamini eksikliği, sinir sistemine zarar verir ve demans hastalığının yanı sıra depresyonla da ilişkilidir. Doğal olarak alınmasının yanı sıra takviye olarak da kullanılan B3 ve B12 vitaminleri demans hastalığının olası etkilerini azaltma yönünde tercih edilir.

B5 vitamini bazı hormonları sağlıklı kılar:

B5 vitamini, stres hormonu olarak adlandırılan kortizol hormonunu düzenlemesiyle stres önleyen hormon olarak bilinir. B5 vitaminini brokoli, lahana ve avokado gibi besinler aracılığıyla vücudunuza alabilirsiniz.

Folik asiti hamilelikte bebeğin sağlıklı gelişimine katkı sağlar

Folik asit olarak bilinen B9 vitamini vücut büyümesi ve gelişimi konusunda etkilidir. B9 vitamini özellikle bebeklerin gelişiminde yardımcıdır.

Bunların yanı sıra aşağıdaki maddeler de b vitamini faydaları arasında yer alır:
  • Hücre sağlığını düzenler
  • Görme kusurlarını önler
  • Sindirim sistemini iyileştirir
  • İştah açıcıdır
  • İshali engeller
  • Tırnak güçlenmesine katkı sağlar
  • Saç köklerini besleme özelliği vardır
  • Cilt yapısını onarır

B Vitamini Nelerde Var? B Vitamini Hangi Besinlerde Bulunur?

Vücudun ihtiyaç duyduğu B vitamini, doğal olarak besinlerin içerisinde yer alır ve bu besinlerin tüketilmesinin sağlık açısından birçok faydası bulunur.
B vitamini içeren besinler aşağıdaki gibidir:
  • Süt, peynir, yumurta
  • Karaciğer ve böbrek gibi et ürünleri
  • Balık, ton balığı, uskumru, somon ve istiridye deniz ürünleri
  • Fasulye, nohut ve mercimek gibi baklagiller
  • Ispanak ve lahana gibi koyu yapraklı yeşil sebzeler
  • Tavuk eti ve kırmızı et ürünleri
  • Patates
  • Limon
  • Portakal
  • Tam tahıllar
  • Fındık
  • Narenciye, muz ve karpuz
  • Soya içeren ürünler
  • Buğday tohumu
  • Maya
Bu besinleri diyet listesine ekleyerek vücudun ihtiyaç duyduğu B vitamini ihtiyacını karşılamış olursunuz. Doğal olarak sentezlenmeyen veya takviye yapılmadığında eksikliği oluşan b vitamini, olumsuz etkileri olan bazı belirtiler ve hastalıklar doğurabilir.

B Vitamini Eksikliği Belirtileri Nelerdir?

Yeterli seviyede B vitamini alınmadığında vücut bazı semptomlar ortaya çıkarır ve bu semptomlar sonucu farklı sorunlar oluşabilir.

B vitamini eksikliği belirtileri maddeler halinde şu şekildedir:
  • Yorgunluk ve zayıflık
  • İştah kaybı
  • Deri döküntüleri
  • Anemi
  • Beyin ve sinir hasarları
  • Hafıza problemleri
  • Depresyon
  • Baş ağrısı
  • Kalp çarpıntısı
  • Ağız içinde yara oluşması
  • Tat ve koku kaybı
  • Mide bulantısı
  • İshal
  • Mide krampları
  • Kabızlık
  • El ve ayaklarda karıncalanma
Bu belirtilerden yaşadığınız varsa doktora danışmanız gerekir. Doktor, belirtiler ışığında kontrollerini yapıp, basit bir kan ve idrar testiyle b vitamini eksikliği olup olmadığını değerlendirecektir.

B Vitamini İlaçları ve Takviyesi Gerekli mi?

Birçok insan doğal besinler yoluyla ihtiyaç duyulan B vitaminini alır. Vücudun b vitaminini sentezlemesinin en iyi yolu da besinler olarak kabul edilir. Doktorun b vitamini eksikliği tespit etmediği süreci b vitamini ilacı ve takviyesi alınmasına gerek yoktur. Eksiklik belirlendiği senaryoda özellikle bazı durumlar takviye alınmasını daha da gerekli kılar.
  • 50 yaşından daha büyükseniz
  • Hamileyseniz,
  • Belirli kronik sağlık sorunlarınız varsa,
  • Uzun süreli bazı ilaçlar kullanıyorsanız,
  • Et içermeyen bir diyet yapıyorsanız,
B vitamini takviyesi almanız gerekebilir. Ancak özellikle hamilelerin doktor kontrolünde bu süreci yönetmeleri daha sağlıklı olacaktır.

B Vitamini Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

B vitamini eksikliğinde neler olur?

B vitamini eksikliğinde oluşabilecek en temel sorun anemi hastalığıdır. Anemi sonucu vücutta nefes darlığı, yorgunluk ve kalp atış hızında düzensizlik yaşanabilir.

B vitamini en çok hangi meyvede var?

Narenciye olarak adlandırılan portakal, greyfurt, limon gibi meyvelerde yüksek oranda b vitamini bulunur.

B vitamini ve B12 aynı mı?

B12, b vitamini çeşitlerinden biridir ve eksikliği durumlarıyla çok sık karşılaşılır. B12, vücutta kırmızı kan hücrelerinin oluşumunda etkilidir.

A Vitamini Nedir, Ne İşe Yarar, Hangi Besinlerde Bulunur?

a-vitamini-nedir-ne-işe-yarar-hangi-besinlerde-bulunur-arguntc.webpA Vitamini Nedir?

A vitamini, vücutta karaciğerde depolanarak bağışıklık sistemini destekleyen ve besinlerde doğal olarak yer alan bir vitamindir. Yağda çözünen A vitamini aynı zamanda retinol olarak da bilinir. A vitamini ayrıca beyaz kan hücrelerinin üretimini destekler ve aktivitesini uyarır. Kemiklerin yeniden şekillenmesin önemli bir rol oynar. Sağlıklı endotel hücrelerin korunmasına yardımcı olur. Bunun yanında üreme için ihtiyaç duyulan hücre büyümesini ve bölünmesini destekler.

A vitamini besinlerde 2 farklı şekilde bulunur. Et ve süt ürünleri gibi hayvansal ürünlerde önceden oluşturulmuş şekilde vücuda alınır. Bitkilerde ise Provitamin A (beta-karoten) vücutta A vitaminine dönüştürülür. Besinlerde bulunan beta-karotenin yaklaşık % 8'i vücutta A vitamini haline getirilir. Karaciğer, vücudun A vitamininin yüzde 90'ını depolar. A vitamini ihtiyacı besinlerden kolayca karşılanabilir.

A Vitamini Ne İşe Yarar?

A vitamini de vücudun metabolizmasının sorunsuz çalışmasını sağlamak için gerekli olan organik (karbon içeren) bir bileşiktir. Görme, büyüme, üreme, embriyo gelişmesi, kan yapımı, bağışıklık sistemi ve doku hücre büyümesi için gereklidir. Vücudun hastalıklara karşı bağışıklık sisteminin oluşumunda yardımcıdır. Bağırsak, deri gibi epitel doku yapımı, gelişimi ve korunmasında görev alır. Ağız, mide ve ince bağırsakların ve idrar yollarındaki deri ve dokuların sağlıklı bir şekilde devamlılığını sağlayarak, enfeksiyonlara karşı korur.

Karotenoid formları bir antioksidan olarak çalışırlar ve çeşitli kanser türleri ile yaşlanmaya bağlı hastalıklara karşı koruyucu etki gösterebilir. A vitamini aynı zamanda gözlerin karanlıkta normal olarak görmesine ve alacakaranlığa alışmasına yardım eder.

A vitamini faydaları şöyle sıralanabilir:
  • A vitamini, görme fonksiyonunda, cildi onarmada ve güçlendirmede, cilt hastalıklarını iyileştirmede, diş ve kemik yapılarının sağlıklı bir şekilde oluşmasında ve virüslerin neden olduğu enfeksiyonlarda kullanılır.
  • A vitamini bağışıklık sisteminin sağlıklı kalmasına ve en iyi şekilde çalışmasına yardımcı olur.
  • A vitamini güçlü bir antioksidan olduğu için kardiyovasküler hastalıklar ve immün sistemi kuvvetlendiren bir ajan olarak kullanılır.
  • A vitamini çeşitli kanser türlerine ve yaşlanmaya bağlı hastalıklara karşı koruyucudur.
  • Ayrıca güneşe duyarlı hastalıklarda da A vitamininden yararlanılır.
  • A vitamini, hem erkeklerde hem de kadınlarda sağlıklı bir üreme sistemini sürdürmek ve ayrıca hamilelik sırasında embriyoların normal büyümesini ve gelişmesini sağlamak için gereklidir.
  • A vitamini takviyesi alınması kızamık vakalarının önlenmesine yardımcı olarak kızamıktan ölme riskini azaltabilir.

A Vitamini Nelerde Var?

Besinlerde retinol ve karoten olarak bulunan A vitamini, lahana, ıspanak, brokoli gibi yeşil yapraklı, havuç, tatlı patates, kabak gibi turuncu ve sarı sebzelerde, süt ürünlerinde, balık yağında ve yumurtada bulunur. Bitkilerde bulunan beta karoten gerektiğinde kolayca A vitaminine dönüştürülebilir. Karotenler ise antioksidan görevi görür, katarakta karşı koruyucu özellikler içerir ve akciğer kanser riskini azaltıcı etkiler gösterir.

A vitamini vücutta sadece yağ ile tüketildiğinde emilebilir. Dolayısıyla, A vitamini kaynağında tek başına çok fazla yağ yoksa (çiğ meyve veya sebzelerde olduğu gibi), zeytinyağı, avokado veya fındık gibi faydalı ve kaliteli yağ kaynakları ile birlikte tüketilmelidir.

A Vitamini Hangi Besinlerde Bulunur?

Vücudun hastalık ve enfeksiyonlara karşı doğal savunmasının düzgün çalışmasına yardımcı olan A vitamini bazı besinler içerisinde doğal olarak yer alır. Bazı durumlarda ise besinlerden alınan beta karoten vücutta A vitaminine dönüştürülür. Retinol olarak da bilinen A vitamini, yağlı balık, karaciğer, peynir ve tereyağı gibi hayvansal kaynaklı gıdalarda bulunur.

Önceden oluşturularak vücuda alınan A vitamini retinol kaynakları şunları içerir:
  • Peynir
  • Krema
  • Yumurta sarısı
  • Morina ciğeri, uskumru ve somon gibi sağlıklı balıklar
  • Süt ve yoğurt
  • Balık yağı
  • Karaciğer ezmesi
  • Tavuk ciğeri
Vücut alınan besini retinole dönüştürebildiğinden, beslenme şekline beta-karoten kaynakları eklenerek A vitamini alınabilir.

Beta-karotenin ana besin kaynakları da şöyle sıralanır:
  • Ispanak
  • Havuç
  • Tatlı patates
  • Kırmızı biber
  • Sarı, kırmızı ve yeşil sebzeler
  • Mango, papaya ve kayısı gibi sarı meyveler

A Vitamini Eksikliği Belirtileri Nelerdir?

A vitamini eksikliği belirtileri, bağışıklık sisteminde, gözlerde ya da ciltte kendini gösterir. Saç dökülmesi, tırnakların zayıflaması ya da ciltte kuruluk görülmesi vücutta A vitamini eksikliğini belirtileri olarak sıralanabilir. Yetersiz ve dengesiz beslenenlerde ve büyümenin hızlı olduğu çocukluk, gebe ve emzirme dönemlerinde A vitamini eksikliği daha sık görülür.

A vitamini eksikliği belirtileri şöyle sıralanır:
  • Gece körlüğü (niktalopi)
  • Çok kuru ve pürüzlü bir cilt
  • Saçlı deride kepeklenme
  • Bağışıklık sisteminde zayıflama
  • Gözde kuruma
  • Bağışıklık sisteminin zayıflamasına bağlı enfeksiyon hastalıklarında artış
  • Çocuklarda büyüme geriliği gibi belirtilerle ortaya çıkar.
A vitamini eksikliği kızamık içinde bilinen bir risk faktörüdür. En yaygın eksiklik belirtisi kseroftalmi (az ışıkta görememe) denilen bir göz rahatsızlığıdır. Tedavi edilmemesi körlüğe sebebiyet verebilmektedir.

A Vitamini Fazlalığı Zararlı mı?

Vitaminler gerekli ve tamamen doğal olmasına rağmen aşırı miktarlarda tüketilirlerse zararlı olabilirler. A vitamini vücutta depolanan bir vitamindir. İhtiyaç olandan fazlası alınırsa, vücudun dokularında yavaş yavaş birikerek toksik reaksiyonlara yol açabilir.A vitamini birikerek karaciğer hasarına neden olabilir.

A vitamini, en çok yağlı balıklarda, süt ürünlerinde, yumurta ve karaciğerde bulunur; A vitamini takviyeleri, antikoagülanlar, beksaroten gibi kanser ilaçları, hepatoksik ilaçlar veya reçeteli retinoidler kullanılıyorsa da tehlikeli olabilir.

Hamilelikte A Vitamini Alınır mı?

Hamilelikte A vitamini alımı bebeğin gelişimi ve doğum sonrası doku onarımı açısından önemlidir ancak dikkatli bir şekilde alınmalıdır. A vitamini, fetüsün büyümesi, gelişimi ve anne sağlığı için gerekli bir vitamindir. Ancak, aşırı alımı vücutta toksik etkiler yaratabilir ve doğum kusurları riskini artırabilir. Bu nedenle hamilelikte A vitamini tüketimi dengeli bir şekilde olmalıdır.

Hamilelikte A vitamini neden önemlidir?

Bebeğin gelişmi açısından: Hamilelikte A vitamini alımı, fetüsün hücre büyümesi, bağışıklık sistemi gelişimi ve organ oluşumu açısından gereklidir.

Anne sağlığı açısından: Hamilelikte A vitamini anne sağlığını da olumlu etkiler. Özellikle göz sağlığı, bağışıklık fonksiyonu ve cilt sağlığına fayda sağladığı değerlendirilir.
Plasenta gelişimi açısından: A vitamini, plasentanın sağlıklı bir şekilde işlev görmesine yardımcı olur.

A vitamini hamilelik sürecinde hangi kaynaklardan alınabilir?

Güvenli Kaynaklar:
Beta-karoten (bitkisel kaynaklar):
Havuç, tatlı patates, balkabağı, ıspanak gibi gıdalarda A vitamini bulunur. Vücut, beta-karoteni ihtiyaca göre A vitaminine dönüştürür ve bu form toksik etki yaratmaz.
Doğal gıdalar: Süt, yoğurt, yumurta gibi besinlerde düşük dozda retinol bulunur.

Dikkat Edilmesi Gereken Kaynaklar:
Karaciğer ve karaciğer ürünleri:
Karaciğer ürünleri A vitamini bakımından zengindir ancak aşırı miktarda tüketilmesi toksik etki yaratabilir.

Takviyeler: Multivitaminler alırken A vitamini içeriği kontrol edilmelidir. Beta-karoten formunda olan takviyeler daha güvenli kabul edilir. Ayrıca alınacak takviyeler doktor kontrolünde alınmalıdır.

Hamilelikte A vitamini alımı için öneriler

Günlük İhtiyaç: Hamile kadınlar için önerilen günlük A vitamini alımı 770 mcg retinol eş değeri civarında olabilir kişinin sağlık durumuna göre doktorun önereceği doz miktarına uyulmalıdır. Ayrıca bu miktar, beslenmeyle kolayca karşılanabilir.

Takviyeler: Doktor önerisi olmadan A vitamini takviyesi almamaya özen gösterin. Özellikle retinol içeren takviyelerde dikkatli olunmalıdır. Eğer bir multivitamin kullanıyorsanız, içeriğindeki A vitamini miktarını kontrol ederek doktor onayıyla alın.

Beslenme Düzeni: Havuç, ıspanak, tatlı patates gibi beta-karoten açısından zengin besinleri tercih edin ancak bu süreçte karaciğer tüketimini sınırlandırın (ayda bir kez gibi).

Sonuç olarak hamilelikte A vitamini alımı bebeğin gelişimi ve anne sağlığı açısından önemlidir ancak bu tüketim dengeli bir şekilde yapılmalıdır. Doğal ve güvenli kaynaklardan alınan A vitamini (özellikle beta-karoten) yeterli ve güvenli kabul edilir ancak aşırı dozda alınan retinol formundan kaçınılmalıdır. Herhangi bir takviye almayı düşünüyorsanız mutlaka doktorunuza danışmalısınız.

A vitamini zehirlenmesi belirtileri nelerdir?

A vitamini zehirlenmesi günde 15mg dozda 3 aydan uzun süre kullanıldığında gelişir. Zehirlenmenin ilk belirtileri daha çok baş dönmesi, çift görme, baş ağrısı, kasılma nöbetleri, dudaklar ve avuç içlerinin soyulması, şiddetli kusma, kafa içi basıncı artışı şeklindedir. Ayrıca, kuru cilt, kusma, kellik, kemik ağrıları, kalsiyum yükselmeleri, lenf bezlerinde büyüme, kan yağlarında yükselme, regl olamama, yalancı beyin tümörü belirtileri, sinirlilik, huzursuzluk, kansızlık görülebilir.

A Vitamini Hakkında Sık Sorulan Sorular

A vitamini eksikliğinde görülen hastalıklar nelerdir?

A vitamini eksikliği ilerlemediği durumda vücutta ciddi bir belirti göstermeyebilir. A vitamini eksikliğinin devam ederek semptomların görülmesi durumunda ise çeşitli hastalıklar görülür.

A vitamini eksikliğinde görülen hastalıklar şöyle sıralanabilir:
  • Göz kuruluğu (Kseroftalmi)
  • Saç dökülmesi
  • Enfeksiyon
  • Ciltte kuruluk
  • Gece körlüğü
  • Akne
  • Kemik ve eklem hastalıkları
  • Üreme problemleri

Gebelerde A vitamini fazlalığı görüldüğünde ne olur?

Gebelerin A vitaminini fazla alması fetüste ciddi anomalilere sebep olabilmektedir. Gebe kadınlara yüksek doz A vitamini verildiğinde düşüklere, bebekte kalp ve kafa anomalilerine rastlanabilir. Gebelikte, günlük A vitamini dozu belirli bir seviyeyi aşılmamalıdır. Yaşlılar, alkolikler, karaciğer hastalığı olanlar A vitamini zehirlenmesine daha duyarlıdırlar. A vitamini takviyesi alınmadan önce mutlaka uzman bir hekime danışılmalıdır.

A vitamini göz sağlığı için neden önemlidir?

A vitamini göz sağlığının korunması için hayati bir öneme sahiptir. Özellikle görme fonksiyonu, göz yüzeyinin sağlığı ve gözdeki hücrelerin yenilenmesi bakımından önemli bir vitamin türü olan A vitamini, eksiklik durumunda gece körlüğü, kuru göz sendromu ve çok ciddi durumlarda kornea hasarına yol açabilir. Göz sağlığı için doğal kaynaklar olan havuç, tatlı patates ve ıspanak tüketebilirsiniz.

A vitamininin cilde faydaları nelerdir?

Araştırmalar, uzun vadede A vitamini açısından zengin beslenmenin yaşlanma öncesi için iyi bir önleyici olabileceğini ve potansiyel olarak cilt kanseri riskini azaltabileceğini göstermektedir. A vitamini deri gibi epitel doku yapımı, gelişimi ve korunmasında görev alır.

Retinoik asit veya retinoidler cildin en üst tabakasında bulunan hücrelerin 21-25 gün süren oluşum, olgunlaşma ve atılım döngüsü üzerinde etkili A vitamini türevleridir.

Retinoidler:
  • Cilt hücrelerinin (keratinositlerin) yenilenmesini ve onarımını hızlandırıp, cilt üzerindeki ölü deri tabakasının atılmasına yardımcı olur.
  • Açık ya da kapalı komedonların oluşmasını engelleyerek akne üzerinde de tedavi edici etkisi vardır.
  • Cilt yüzeyini yenilenmesi sayesinde epidermis olarak adlandırılan üst deri tabakasında lokalize lekelerin azalmasına yardımcı olur.
  • İnce yaşlanma çizgilerinin oluşmasını engeller ve yaşlanma karşıtı etki gösterir.
  • Düzenli kullanıldıklarında kolajen yapımına destek vererek cildi daha esnek ve dayanıklı hale getirmektedir.
  • Retinoidler UV ışınlarına bağlı gelişen cilt kanseri ve öncü lezyonlarının gelişimini ve ilerlemesini önlemektedir. Yine retinoidlerin güneş ışınlarının neden olduğu foto yaşlanmanın önlenmesinde ve tedavisinde etkili olduğunu bildiren pek çok çalışma bulunmaktadır.
Retinoid içeren ürün kullanmadan önce mutlaka bir dermatoloji uzmanına danışılmalı ve cilt yapısının uygunluğu öğrenilmelidir. Retinoik asit türevleriyle tedavileri güneşin etkisini yitirdiği sonbahar ve kış dönemlerinde sıklıkla tercih edilmektedir.

Günlük A vitamini ihtiyacı nedir?

Besinlerde A vitamini retinol ve A vitamininin ön maddesi karoten olarak bulunur. Günlük A vitamini ihtiyacı yetişkin bir erkek için 1000 mikrogram, yetişkin bir kadın için 800 mikrogram, çocuklar ve ergenler için ise 300-600 mikrogramdır. Bazı hayvansal besinlerle birlikte bol miktarda kırmızı, turuncu veya sarı sebzeler tüketilerek A vitamini doğal yollardan elde edilebilmektedir. Kullanım amacı A vitamininin dozunu belirler. Gebelerin A vitamini kullanmaması gerekmektedir.

A vitamini en çok hangi besinlerde bulunur?

Retinol formundaki A vitaminini hayvansal kaynaklı karaciğer, balık yağı, süt, tereyağı, yumurta gibi besinlerden alınır. A vitamini, bitkilerde bulunan bazı karotenoid antioksidanlardan da üretilebilmektedir. En çok sarı, turuncu (havuç, kış kabağı vb.) koyu yeşil yapraklı sebzeler, sarı ve turuncu meyvelerde (kayısı, şeftali vb.) bulunur.

En iyi kaynaklardan bazıları şunlardır:
  • Yumurta (büyük bir yumurtada 75 mikrogram)
  • Somon (85 gr içinde 59 mikrogram)
  • Sade yoğurt (1 su bardağı 32 mikrogram)
  • Konserve ton balığı (85 gramda 20 mikrogram)
  • Tatlı patates (bir orta boy tatlı patateste 1.403 mikrogram)
  • Havuç ( yarım su bardağı çiğ 459 mikrogram)
  • Kavun (yarım su bardağında 135 mikrogram)
  • Kırmızı dolmalık biber (yarım su bardağı 117 mikrogram)
  • Kuru kayısı (5 adetta 63 mikrogram)

Hangi Vitamin ve Mineralin Neye Faydası Var?

hangi-vitamin-ve-mineralin-neye-faydasi-var_arguntc.webpHangi Vitamin ve Mineralin Neye Faydası Var?

Vitamin ihtiyacı kişinin yaşına, cinsiyetine, hastalığına, bünyesine veya özel durumuna göre değişebilir. Ancak belirli hastalıkları ve hassassiyetleri olan insanların belirli vitamin ve minerallere ihtiyaç duyduğu da bir gerçek.

Vitamin ve Minerallerin Faydaları

Vitamin ve mineraller sağlık için faydalıdır. Bazıları vücut tarafından üretilirken bazıları sadece dışarıdan alınabilir. Her vitamin ve mineralin faydası farklıdır. Vitamin içeren besinler tüketen kişilerin alacağı fayda da buna bağlı olarak değişkenlik gösterir. Aynı şekilde mineral içeren besinler de farklı faydalar sağlar. Diyabet hastalarında özellikle E, C ve B grubu vitaminlerinin olumlu etkileri vardır. Her gün taze sebze ve meyve, tahıl ve et grubundan tüketilirse yetersizlik oluşmaz. Özellikle her öğünde C vitamin kaynağı besinlerin alınması gereklidir. B grubu vitaminlerin ise hap olarak alınması önerilir. E vitamini daha çok yeşil yapraklı bitkiler, yağlı tohumlar ve bunlardan elde edilen yağlar, fındık ve fıstık gibi sert kabuklu meyveler, tahıl taneleri ve kuru baklagillerde bulunur. C vitamin ise yeşil sebzeler, kuşburnu, turunçgiller, çilek ve domateste bulunur.

Diyabet Hastaları Hangi Besinleri Almamalı?

  • Şeker ve şekerli tatlıları (reçel, bal, pekmez, çikolata, kurabiye, kek ve pastalar)
  • Tereyağı, margarin, iç yağı, kaymak, krema
  • Salam, sosis, sucuk, pastırma
  • Sakatatlar (karaciğer, beyin, dalak, işkembe vb.)
  • Kızartılmış ve kavrulmuş besinler
  • İçeriğini bilmediğiniz hazır gıdalar

Selenyum Kullanımı Kalp Krizi Riskini Azaltabilir

Selenyumun vücudumuza sağladığı faydalar:
  • En önemli faydası güçlü antioksidan oluşudur.
  • Serbest radikallerle savaşır. Hastalıklardan özellikle kanser ve kalp hastalıklarından korur.
  • Guatr hastalığında gerekli mineraldir. Eksikliğinde tiroit salgılamada düzensizlik olur.
  • Özellikle kanın pıhtılaşmasını azaltır ve inme olayı, kalp krizi riskini azaltır.
  • İyi huylu kolesterol ve kötü huylu kolesterolü dengeler.
  • Vücuttaki atıkları atmaya yardımcı olur.

Magnezyum Migren Tedavisinde Faydalı

Magnezyumun vücudumuza sağladığı faydalar:
  • En önemli etkisi anti-stres etkisidir. Bu yüzden vücudu rahatlatır, migren gibi şiddetli baş ağrılarının tedavisinde magnezyumdan faydalanılır.
  • Kalp sağlığı için çarpıntı ve kalp ritim bozukluklarında faydalanılır.
  • Kas sağlığı için oldukça önemlidir. Eksikliğinde kaslarda kramplar görülür.
Fazla kahve, çay, stres ve bazı ilaçlar magnezyum eksikliğine yol açar.

Hamilelikte Demir Eksikliğine Dikkat

Demirin vücudumuza sağladığı faydalar:
  • Demirin vücudumuzda en çok bulunduğu yer kanın kırmızı hücreleridir. Kanın kırmızı hücrelerinin yapılmasında önemli yapı taşıdır.
  • Demir eksikliği, ülkemizde de sık rastlanan kansızlık anemisine sebep olur.
  • Özellikle çocuklarda annenin hamilelik döneminde demir eksikliği zeka gelişimini olumsuz etkiler.
  • 1 yaşından önce inek sütünün kullanılması emilimi bozar ve kansızlık sebebidir.
  • Yine çocuklarda demir eksikliği huzursuzluk, zeka düzeyinde gerilik, motivasyon, vücut direnci düşmesi, iştahsızlık sebebidir.

Kalsiyumun Faydaları

Kalsiyumun vücudumuza sağladığı faydalar:
  • Kalsiyumun en önemli faydası kemik yapımı ve diş yapımıdır.
  • Kalsiyum ihtiyacı anne karnında başlar. Cenin çok fazla kalsiyum aldığı için kalsiyum alımı eksikse annede bazı problemler yaratabilir. Eğer az almışsa vücutta zararlı maddeler çok fazla birikir.
  • Kemik erimesi riski yüksek, menopoz dönemi kadınlar ve büyüme çağındaki çocuklar kalsiyum alımına önem göstermeli.

Kükürt Beyin Sağlığını Destekler

Kükürt, vücudun oksijen dengesini ve bağışıklık sistemini koruyarak, beyin fonksiyonlarının çalışmasını destekleyen bir mineraldir. Ayrıca B vitaminlerinin kullanılmasına yardımcı olan kükürt, bazı zararlı bakteriler üzerinde yok edici etkiye de sahiptir. Kalp-damar hastalıkları riskini de düşüren kükürt; havuç, soğan, sarımsak, kereviz, turp, lahana, ıspanak, muz, maydanoz, marul, patatesin yanı sıra kırmızı et, tavuk, balık ve yumurtada bulunur.

Kanserden Koruyan Vitaminler

Bağışıklık sistemini destekleyici ve hastalıklara karşı direnci artırmada önemli görevleri olan birçok vitamin ve mineral vardır. Bunlardan bazıları A vitamini ve C vitaminidir. A vitamini; karoten, retinol; özellikle viral enfeksiyonlara karşı bağışıklık sisteminin destekleyicilerindendir. Ayrıca karotenlerin kansere karşı koruyucu etkileri olduğu da bilinir. Bu nedenle A vitamini yeterli miktarda alınmalıdır.

A vitamini kaynakları; sarı-kırmızı-turuncu meyve ve sebzeler, karaciğer ve süttür. C vitamini ise bağışıklığın güçlendirilmesinde doğal bir rol oynar. Anti-viral ve anti-bakteriyel özelliğe sahiptir. Asıl işlevi ise bağışıklık sisteminin güçlendirilmesidir. Bunun yanında da kanserojen yapıların etkinliğini azaltmakta da önemli görevler alır.

C vitamini kaynakları; sebze (koyu yeşil yapraklı) ve meyvelerdir. E, B6, B12 vitamini ve folik asit; bu yapılar hem antikorlar hem de hücre aracılı bağışıklık sisteminin önemli yapıtaşlarıdır.

Bağışıklık Sistemini Güçlendiren Vitaminler

Vücut direnç sistemini destekleyecek öneriler:
  • A vitamini yumurtanın sarısı, ciğer ve yeşil yapraklı sebzelerde bulunur. İhmal etmeyin.
  • C vitamini tüketirken meyve suyunu sıkıp, bir saat sürahide bekletirseniz faydası kalmaz.
  • Sebzeleri birçok parçaya bölüp, ağzı açık pişirmek, saatlerce yıkamak vitamin kaybına neden olur.
  • E vitamini kuru baklagil, yağ, fındık, fıstık gibi besinlerde bulunur. E vitamini kalbi korur, zararlı bileşenlerin vücuttan atılmasına yardımcı olur.
  • Selenyum deniz ürünlerinde ve hayvansal gıdalarda bol bulunur.
  • Güneşli günlerde biraz dışarı çıkmak, yürüyüş yapmak D vitamini almaya yarar.
  • Balık omega 3 kaynağıdır. Haftada iki defa ızgara balık tüketmek kilo dengesini sağlar.
  • Et ve sütte bulunan çinko büyüme, gelişme, doku onarımında ve bağışıklık sistemi üzerinde önemli bir mineraldir.

Değişen Havalarda Hangi Vitamin Kullanılmalı?

Sık değişen hava koşullarında, özellikle mevsim değişikliği sürecinde soğuk algınlığı, üst solunum yolu enfeksiyonları, sinüzit, bronşit gibi hastalıklar sıklıkla görülür. Bu dönemlerde vücut direncini yüksek tutmak gerekir. Doktor kontrolünde alınan vitaminler bağışıklığı güçlendirebilir. Bilinçsiz kullanım ise istenmeyen sonuçlara neden olabilir.
  • C vitamini, B vitamini ve mineralleri mevsim değişikliği zamanlarında kullanmak vücut direncini artırır ve olası sağlık sorunlarına karşı vücudu korur.
  • Kış aylarında güneşin az görüldüğü dönemlerde ise kalsiyum ve D vitamini takviyesi gereklidir.

Fazla Alınan Vitaminlerin Zararları

Gereksiz yere alınan vitaminler çok ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. Bilinçsiz alınan vitaminler; kalp ve böbrek hastalıklarına, kabızlığa, kramplara, ciltte koyulaşmalara, pullanmaya, kafa içi basıncın artmasına, şiddetli baş ağrısına, görme problemine, kanda pıhtılaşmaya varan çok ciddi sağlık sorunlarına neden olur.

Vitaminlerin suda eriyen ve yağda eriyen vitaminler olmak üzere iki gruba ayrılır. B ve C vitaminlerinin suda eriyebildiği için vücudumuzda depo edilmesinin söz konusu olmadığını, bu nedenle eksiklikleri yağda eriyen vitaminlere göre daha sık görülür. Fazla tüketilmeleri vücutta birikim yapmadığı için çoğu zaman sorun oluşturmaz.

Yağda eriyen vitaminler (A, D, E, K vitaminleri) fazla alındığında vücutta birikir ve kontrolsüz kullanıldığı zaman 'hipervitaminoz' denilen vitamin fazlalığına yol açar. Vitamin eksikliği kadar fazlalığı da bir sağlık sorunu haline dönüşür. Sağlıklı beslenmenin vitamin alımı için yeterlidir. Ek vitamin ihtiyacı ise doktor kontrolünde olmalıdır.

Gereksiz yere alınan vitaminlerin neden olduğu sorunlar:
  • D vitamini fazlalığı kanda kalsiyum düzeyinde artışa ve buna bağlı olarak kas krampları, kalp ritim problemleri, kabızlık gibi sorunlara,
  • A vitamini fazlalığı beyin basıncının artmasına, kas güçsüzlüğüne, baş ağrısına, görme sorunlarına, ciltte koyulaşmaya, pullanmaya, kafa içi basıncının artmasına,
  • C vitamininin fazlalığı vücutta depo edilmemesine karşın idrarla atıldığından bazı böbrek taşlarının oluşmasına,
  • K vitamini fazlalığı kanın pıhtılaşmasına,
  • E ve C vitaminleri fazlalığı akciğer kanserinin oluşumuna neden olabilir.
Vitamin eksikliğinde karşılaşılan sorunlar:
  • C vitamini eksikliğinde cilt ve diş eti problemleri,
  • A vitamini eksikliğinde görme problemleri,
  • D vitamini eksikliğinde kemik problemleri,
  • B vitamini eksildiğinde ise cilt ve sinir sistemi problemleri oluşur.

Vitamin ve Mineral Rehberi

Vitamin_ve_mineraller-arguntc.webp
Vitamin nedir?
Besinlerin içinde yer alan protein, yağ, karbonhidratlardan başka çok sayıdaki mikrobesleyiciye vitamin denir. Vitaminler çok güçlü besleyicilerdir ve bütün hücrelerin vitamine gereksinimi vardır. Hücreler vitamin almazsa metabolizma yavaşlar ve insanlar daha çabuk yaşlanır.

Vitaminin görevleri nelerdir?
Vitamin, metabolik reaksiyonlarda olmazsa olmazdır. Kalori içermez ve kilo aldırma özelliği yoktur. Vücutta sentezlenemez ve yiyeceklerle birlikte dışarıdan alınması gerekir. Karbonhidrat, yağ ve proteinlerden enerji elde edilmesini sağlar. Hücrelerde biyokimyasal düzenlenmelere yardımcı olurken, doku ve organların yapımında, besin öğelerinin bozulmadan işlevini sürdürmesi ve bazı zararlı maddelerin etkilerinin azaltılmasında kullanılır.

Vitaminlerin kullanım amaçları
Vitaminler, fiziksel performans artışı (güzellik-estetik), zihinsel performans artışı (anti-aging), hastalıklardan korunma (antioksidan) ve hastalık tedavi etme (replasman) amacı ile kullanılır.

Mutlaka almamız gereken vitaminler nelerdir?
A, D, E, C, B1 ve B2 vitaminleri insan vücudunda sentezlenmediğinden dolayı dışarıdan takviye gerekir.

Vitaminler hangi besinlerde bulunur?
Yeşil sebze meyveler vitamin deposudur. Ancak suni tarım nedeni ile vitamin içerikleri çok azalmıştır. Bu nedenle organik olarak takviye gerekir.

Vitamin takviyesi kullanımında dikkat edilmesi gerekenler?
Kanser hastalıklarının %33’ü yanlış beslenmeden kaynaklanır. Beslenme düzeni, vitamin, mineral ve fitobesleyici ihtiyacı belirlenerek oluşturulmalıdır. Ayrıca kişinin protein, karbonhidrat ve kaloriye gereksinimi göz önünde bulundurulmalıdır. Vitamin takviyeleri mutlaka hekim ve beslenme uzmanı kontrolünde yaşa, cinsiyete ve ihtiyaca yönelik kullanılmalıdır.

Antioksidanlar
Serbest radikaller bir elektronu eksik olan oksijen molekülleri olup, hücre hasarından yaşlanmasına ve kansere kadar varan birçok hastalığın temel noktası olarak değerlendirilir. Antioksidanlar oksidasyonu durdurma yeteneğinde olan moleküllerdir. Serbest radikalleri uzaklaştırırlar. Serbest radikaller ile reaksiyona girip zincir reaksiyonları sonlandırırlar. Hücrelerin anormalleşme ve sonuç olarak tümör oluşturma risklerini azaltırlar. Hücre yıkımını da azalttıkları için, daha sağlıklı ve yaşlılık etkilerinin minimum olduğu bir yaşam yaşama şansını yükseltirler. Sentetik antioksidanların muhtemel karsinojenik etkileri vardır. Sentetik antioksidanların yerine doğal antioksidanların kullanımı için özen gösterilmesi gerekir. Antioksidanların düşük düzeyleri veya antioksidan enzimlerin inhibisyonu oksidatif strese neden olabilir ve hücrelere zarar verebilir veya ölümüne neden olabilir.

En güçlü antioksidan nedir?
Glutatyon, en güçlü antioksidandır. E ve C vitaminleri de güçlü antioksidanlardandır.

Doğal antioksidanlar nelerdir?
Enginar, ceviz, yaban mersini, ıspanak, çilek, pancar, ahududu, brokoli, fasulye ve Türkiye’de bulunmayan noni meyvesi doğan antioksidanlardandır.

Antioksidan vitaminler
Serbest radikaller artınca, fiziksel sistemimizin koruması aşırı yüklenir. Organizmanın antioksidativ mikrobesleyicilerle desteklenmeye ihtiyacı olur. Folat, vitamin B6 ve B12, homosistein metabolizması için gereklidir ve koroner kalp hastalığı riski ile birliktedir. Yetersiz folat alımı nöral tüp defekti ve bazı kanserler ile beraber görülür. Vitamin E ve likopen, prostat kanser riskini azaltabilir. Çinko, betakaroten ve vitamin E, makuler dejenerasyon progresyonunu azaltır.

Vitaminler ne işe yarar?
A vitamini: Antioksidandır. Cildin yapılanması ve korunmasında görev alır. Yaraların iyileşmesine yardımcı olur.
B vitamini: Suda çözünebilen 8 farklı vitaminden oluşur. Vücutta depolanamaz, fazlası vücuttan uzaklaştırılır.
B1 vitamini (tiamin): Hücrelerin ihtiyaç duyduğu enerjiyi ortaya çıkarır ve sinir sisteminin bazı fonksiyonlarına yardımcı olur. Hücrelerin büyümesi ve çalışmasında etkin rol oynar.
B2 vitamini (riboflavin): Vücuda alınan protein, yağ ve karbonhidratların yıkımına yardımcı olur, vücut için gerekli olan enerjinin üretilmesi sürecine katkı sağlar. Vücuttaki birçok enzimin çalışma mekanizmasında rol alır.
B3 vitamini (niasin): Enerjinin ortaya çıkarılmasına, birçok enzim ve hormonun sağlıklı şekilde çalışmasına katkı sağlar. Ayrıca sindirim ve sinir sisteminin sağlıklı çalışmasında görev alır.
B5 vitamini (pantotenik asit): Kırmızı kan hücreleri aracılığıyla vücudun farklı bölgelerine taşınarak, besin kaynaklı enerji üretimi sürecine katkıda bulunur.
B6 vitamini (pridoksin): Hormonal sistem, sinir sistemi, bağışıklık sistemi ve kan üretimi gibi birçok alanda görev alır. Ayrıca kırmızı kan hücrelerinin üretimine katkı sağlar.
B7 vitamini (biotin): H vitamini olarak da adlandırılır. Protein, karbonhidrat ve yağ metabolizması gibi birçok metabolik süreçte görev alır. Hücre büyümesine, Dna ve protein sentezine katkıda bulunur.
B9 vitamini (folik asit): DNA ve RNA yapımı için mutlak gerekli bir vitamindir. Kırmızı kan hücrelerinin yapımı için gereklidir ve gıdaların enerjiye dönüşmesinde rol oynar.
B12 vitamini (kobalamin): Vücut içerisindeki hemen her hücrenin ihtiyaç duyduğu bir vitamin türüdür. Sinir sisteminin, beyin fonksiyonlarının ve alyuvarların üretimi için gereklidir.
C vitamini: Antioksidandır. Demir emilimini destekler. Bağ dokusunun gelişmesine katkı sağlarken, kemikler için de önem taşır.
D vitamini: Kalsiyum ve fosfatın kemiklerde yapılanmasını sağlar.
E vitamini: Antioksidandır. Hücreler için koruyudur. Kas ve sinirlerin sağlıklı çalışabilmesine destek olur.
K vitamini: Kanın pıhtılaşmasında ve kemik metabolizmasında rol alır. Protrombin adlı proteinin üretimi için gereklidir.

Mineraller ne işe yarar?
Bakır:
Metabolizmanın sağlıklı olmasına, sinir sisteminin düzgün çalışmasına katkı sağlar. Ayrıca kemiklerin güçlü olmasında da rol oynar.
Bor: Kemiklerin ve kasların güçlenmesinde rol oynar.
Çinko: Antioksidandır. Yaraların iyileşmesini destekler.
Demir: Vücuda oksijen taşıyan kırmızı kan hücrelerinin yapımına yardımcı olur. Bağışıklık sisteminin güçlenmesine ve hücre bölünmesine katkıda bulunur.
Flor: Diş çürükleriyle savaşır, osteoporozun önlenmesine katkı sağlar.
Fosfor: Güçlü ve sağlıklı kemikler oluşturmak için kalsiyum ile birlikte çalışır. Doku ve hücrelerin onarılmasında rol alır.
İyot: Enerji metabolizması başta olmak üzere pek çok önemli görevi bulunur. Fetüsün bebeklerin iskelet ve merkezi sinir sisteminin gelişiminde rol oynar.
Kalsiyum: Kemik gelişiminde ve kemik sağlığının korunmasında büyük önem taşır.
Klor: Vücut içindeki sıvı miktarının düzenlenmesine yardımcı olur ve asit-baz dengesini düzenler.
Magnezyum: Enerji üretimi, kan basıncının düzenlenmesi, sinir sinyal iletimi gibi birçok metabolik süreçte rol oynar.
Manganez: Vücut bağ dokusu, kemik ve cinsiyet hormonlarının oluşumunda etkilidir. Kan şekerinin regülasyonunda ve büyüme-gelişmede etkilidir.
Potasyum: Kalp, kas ve kemik sağlığı olmak üzere vücut sistemlerinin düzgün çalışmasına yardımcı olur.
Selenyum: Antioksidandır. Glutatyon kazandırır.
Sodyum: Suyun vücutta dağılımında rol oynar ve asit-baz dengesinin korunmasına yardımcı olur. Ayrıca sinir uyarılarının iletilmesine katkı sağlar.

Güzellik için beslenme desteği
Vücudumuza enerji kazandıran her işlemde serbest radikaller oluşur. Ama vücudumuz bunu belli limitler dahilinde temizleyebilir. Serbest radikallerin neredeyse %80-90’ı yiyeceklerden gelir. ATP oluşmasına yetecek kadar ama serbest radikallerin fazla oluşmasını engelleyecek kadar az yemeliyiz.

Yağlar
Günlük alınması gereken kalorinin %20-30’u yağlardan oluşmalıdır. Bu miktar 3 bölümden oluşur. Bunlar doymuş yağlar, tekli doymamış yağlar (omega-9) ve çoklu doymamış yağlardır (omega-3 ve omega-9). Doymamış yağlar hücrelerimizde kararlılık sağlar, kan ve oksijen kullanımını verimli hale getirir. Bağışıklık sistemimiz için olmazsa olmazdır.

Omega-3 ne işe yarar?
Omega-3 vücudumuzda üretilemeyen ve dışarıdan besinlerle almamız gereken yağ asitleridir. Omega-3 yağ asitleri hücre zarında bulunur. Fiziksel aktivite sırasında hücreleri korur. Kan için pozitif etkisi vardır. Düzenli olarak kullanıldığında LDL kolesterolü düşürür, HDL kolesterolün artmasına yardım eder. Trigliseridi düşürürken, tansiyonu düzenler. Kalp krizi riskini azaltır. Yüksek miktarda alınan yağlı ve proteinli yiyeceklere rağmen, damar sertliği oluşumunu yavaşlatır. Sature yağ veya hayvansal yağın fazla miktarda alınması ile kolon ve meme kanseri riski artar. Omega -3 ile beslenmeden sonra kolon karsinogenezis riski azalır. Balık yağı verilmesi kanser kaşeksisi, radyoterapi ve kemoterapi esnasında hastanın durumunu düzeltir. Disleksi, serebrovasküler hastalıklar, demans, şizofreni, davranış bozuklukları, depresyon, stres, otoimmün hastalıklar ve alerjik hastalıkların önlenmesinde yardımcı olur.

Omega-3 içeren besinler
Balıklardan direkt olarak omega-3 yağ asitlerinden olan eikozapentaenoik asit (EPA) ve dokosaheksaenoik asit (DHA) alabiliriz. Zehirli kimyasal madde ve ağır metallerden korunmak için alınan balık yağına dikkat etmek ve saflaştırılmış olanları tercih etmek gerekir. Pişmiş balıklarda omega 3 düzeyinin çok daha düşük olduğu tespit edilmiştir.

Omega-3’ün kullanım alanları
  • Hamilelik dönemi
  • Çocukların zeka gelişimi ve bağışıklık sistemlerinin desteklenmesi
  • Kalp sağlığı
  • Kemik eklem sağlığı
  • Cilt sağlığı
Gebelikte omega-3 kullanımı
Gebelikte omega-3 takviyesi bebeğin beyin, göz, sinir sistemi gelişiminin desteklenmesi, doğum sonrası depresyondan korunma, erken doğum riskinin azaltılması ve çocukta alerji ve astım gelişimi riskinin azaltılmasına yardımcı olur.

Kalp sağlığına karşı omega-3
Amerikan Kalp Derneği, trigliserid seviyelerinin düşürülmesinde 2-4 gram, koroner kalp rahatsızlığı olan bireylerin ise günde 1 gram EPA ve DHA kullanmasını önermektedir.

Çocuklarda omega-3 kullanımı
Beyin, göz, sinir sistemi gelişimini destekler. Öğrenme becerilerini, problem çözme yeteneğini ve konsantrasyonu artırır. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite tedavisini destekler. Bağışıklık sistemini güçlendirir. Alerjik hastalıklara karşı korunmayı destekler. Astım semptomlarının görülme sıklığını azaltır.

CLA (konjuge linoleic asit) nedir?
Ette ve mandıra ürünlerinde doğal olarak bulunan bir serbest doymamış yağ asitidir. CLA'nın faydalarını görmek için bu gıdalardan önemli miktarlarda tüketmek gerekir. Bu hem pratik değildir hem de aynı zamanda yüksek kalori ve proteinden dolayı negatif etkilerle vücudumuza zarar verir. Özellikle besi hayvanlarının meralarda beslenmek yerine suni yem ile beslenmeleri sonucu içerdikleri CLA miktarında %65 oranında düşme görülmüştür.

CLA’nın faydaları
Vücuttaki kas ve yağ dengesini etkiler. Depolanmış yağların azaltılmasında ve yağsız kasların artırılmasında çok önemli bir rol oynar. Düzenli CLA alımı lipoprotein-lipaz enziminin çalışmasına engel olur ve vücutta depolanan yağ miktarını azaltır, ayrıca daha önceden depolanmış yağları serbest bırakır. Antikatabolik, antioksidan, bağışıklık sistemi güçlendiricisi, kolesterol düşürücü ve kanser önleyici etkileri vardır. CLA, meme kanseri, prostat kanseri ve damar sertliği riskini de azaltabilmektedir. Ayrıca şeker hastalarının kan şekerini kontrol altına almalarına da yardımcı olabilir.

Magnezyumun faydaları
Kas ve sinir sisteminin sağlıklı işlemesine yardımcı olur. Yüzlerce enzimatik reaksiyonda yer alır. Magnezyum’un %65‘i kemiklerde ve dişlerde bulunur. Antioksidanlar ile yaşlanma olayının yavaşlatılması, magnezyum ile kuvvetlendirilebilir. Çinko, kalp mitokondrisinde enerji bağımlı magnezyum toplanması için gereklidir. Magnezyum eksikliği D vitamini kullanımı engeller. Magnezyum eksikliğinin düzeltilmesi çocuklarda ve yetişkinlerde vitamin D rezistansını düzeltir.

ORAC nedir?
ORAC (oxygen radical absorbance capacity), çeşitli hastalıklara yol açan serbest radikallerin imha edilmesi için görev yapan besinler için kullanılan bir ölçektir.

ORAC değeri en yüksek besinler
  • Gojiberry 👉34.000
  • Nar 👉10.000
  • Blueberry👉4.750
  • Böğürtlen👉2.650
  • Çilek👉2.500
  • Ispanak👉2.400
  • Portakal👉1.475
  • Soğan👉875
  • Kırmızı biber👉710
  • Havuç👉275
  • Domates👉189
  • Karpuz👉104
Nitrik oksit
Vücudumuz içinde olması gereken, dokularda fizyolojik ve hücresel süreçlerin düzenlenmesinde rolü olan bir sinyal molekülüdür. Besinlerin hücre içine girmesini sağlar. Günümüzün yaşam koşulları, yanlış beslenme, yaşlanma süreci ve maruz kalınan stres nitrik oksit üretimini düşürür. Ayrıca vücudun nitrit oksit yapımı 20’li yaşlardan itibaren gittikçe azalmaya başlar. Bu azalma trendi ve hızı kişiden kişiye göre değişir. Hatta aynı kişide farklı organlarda azalma hızı bile değişkendir. Nitrik oksit, hastalıkların ortaya çıkmasında ve bizim onları fark etmemizde önemlidir. Kişiden kişiye sadece azalma hızı fark etmez, aynı zamanda kişinin içinde bulunduğu durum, alışkanlıklar ve beslenme gibi durumlara bağlı olarak etkilenen organlar da değişik olabilir.

D vitamini sentezi
Vücudumuzun D vitaminini üretebilmesi için güneş ışığına ihtiyacı vardır. UV-B ışınları dik açıyla gelmelidir. Ülkemizde ekim ile nisan ayları arasında güneş ışınları dik açıyla düşmez. Diğer aylarda saat 11.00-15.00 arasında, haftanın en az 3 günü, vücudun %35-40 açık olacak şekilde direkt güneş ışınları ile temas edilmelidir.

D vitamini eksikliği belirtileri nelerdir?
  • Kas güçsüzlüğü
  • Sebepsiz kas ağrısı
  • Kronik yorgunluk
  • Kırık riskinde artış

MİNERALLER HAKKINDA BİLİNMESİ GEREKENLER

mineraller-2.webp
Mineraller, doğada bulunan, sağlıklı bir yaşam için gerekli olan ve her biri hayati fonksiyonlara sahip elementlerdir. Mineraller yeterli miktarda alınmadığında veya vücutta mineral emilimini etkileyen herhangi bir sorun olduğunda “mineral eksikliği” meydana gelebilir. Dengeli bir beslenme programıyla vücudun mineral ihtiyacını büyük oranda karşılamak mümkün.

Mineraller; hava, su ve toprakta yaygın olarak bulunan, insanlarda toplam vücut ağırlığının yaklaşık olarak %4 ila 6 kadarını oluşturan inorganik elementlerdir. Bunun yanı sıra insan vücudunda üretilmez ve sentezlenmezler; besinlerle alınması gerekir.

Vücutta bulunma miktarlarına göre, mikro ve makro mineraller olmak üzere iki sınıfa ayrılır. Kalsiyum, fosfor, magnezyum gibi mineraller makro; demir, çinko, bakır, selenyum gibi mineraller ise mikro mineraller içerisinde yer almaktadır.

İnsan vücudunda en fazla bulunan mineral kalsiyumdur. Toplam vücut ağırlığının yaklaşık olarak %1,5 ile 2’si kalsiyumdan oluşur. Vücutta çok bulunan diğer mineraller ise; fosfor, magnezyum, kükürt, potasyum ve sodyum mineralleridir. Bu mineraller makro mineraller olarak bilinir.

Vücutta mikro minerallere kıyasla makro minerale daha fazla ihtiyaç vardır. Ancak mikro mineraller de insan vücudu için gereklidir ve bunların da belirli miktarlarda alınması gerekir. Vücutta bulunan başlıca mikro mineraller; demir, iyot, çinko, flor, selenyum, manganez, bakır ve krom şeklindedir.

İnsan vücudunda sayısız işlevi bulunan minerallerin faydalarından bir tanesi de metabolizmaya olan katkısıdır. Mineraller ayrıca vücut pH seviyelerinin korunması için gerekli olan asit-baz dengesini sağlamaya yardımcı olmaktadır. Aynı zamanda krom gibi mineraller vücutta karbonhidrat, protein, yağ gibi besin ögelerinin metabolizmasına katkıda bulunur.

Bunlara ek olarak mineraller, kemik ve diş sağlığı için de oldukça önemlidir. Örneğin; florür minerali diş mineralizasyonunun korunmasına katkıda bulunur. Minerallerin en önemli faydalarından bir tanesi de vücuttaki sıvı dengesi üzerinedir. Genellikle tuz olarak bilinen sodyum, sıvı dengesinin korunmasına yardımcı olur.

Mineral bakımından zengin besinlerin başında süt ve süt ürünleri gelmektedir. Kalsiyum bakımından zengin bu gıdalara ek olarak pekmez, brokoli, susam, kuru baklagiller, somon, sardalya gibi gıdalarda da bol miktarda kalsiyum bulunur. Sofra tuzu, sodyum bakımından zengindir. Bu nedenle zeytin ve doğal turşu gibi mineralli besinler iyi birer sodyum kaynağı olarak gösterilebilir. Özellikle kırmızı et ve yumurta gibi hayvansal gıdalar iyi birer demir deposudur. Buna ek olarak, ıspanak, brokoli, mercimek gibi besinler de demir içeriği yüksek gıdalardır.

Deniz ürünleri iyot bakımından zengindir. Fosfor içeren gıdalar denildiğinde ise kırmızı et ve süt gibi hayvansal ürünler ilk sırada akla gelir. Patates, muz, bezelye gibi sebzeler iyi bir potasyum kaynağıdır. Ispanak, bezelye, fasulye gibi sebzeler magnezyum bakımından zengindir. Ciğer gibi sakatatlar başta olmak üzere hayvansal gıdalar ve fasulye, mercimek gibi bakliyatlar iyi bir bakır kaynağıdır. Et ve et ürünleri, deniz ürünleri, tam tahıllar ise çinko içeren besinlerdir.

Mineraller

mineraller.webp
Kalsiyum
İnsan vücudunda en fazla bulunan mineral olan kalsiyumun %99’u kemiklerde ve dişlerde yer almaktadır. Geri kalan %1’i ise kan ve hücrelerde depolanmaktadır. Kalsiyum; kasların çalışması, kanın pıhtılaşması, kemik ve diş sağlığı ve sinir sisteminin düzenli çalışması için oldukça gerekli bir mineraldir. Kalsiyumun günlük alınması gereken miktar bebeklerde, çocuklarda, yetişkinlerde ve gebelerde farklılık göstermektedir. Eksikliğinde, kemik erimesi, raşitizm, diş çürümesi, saç ve tırnaklarda kırılma, eklem ve kaslarda ağrı, hipertansiyon gibi çeşitli hastalıklara neden olmaktadır. Hamilelikte ve bebeklikte yeteri derecede alınmazsa gelişim bozukluklarına yol açmaktadır. Fazla alınması durumunda ise böbrek taşı, kireçlenme, kas güçsüzlüğü gibi sorunlara sebebiyet vermektedir. Kalsiyum en fazla süt, yogurt, peynir gibi süt ürünlerinde, ayrıca, kuru baklagil, fındık, badem, ceviz, yumurta, tereyağı, balık gibi pek çok yiyecekte bulunmaktadır.

Magnezyum
Vücudun sürekli olarak ihtiyaç duyduğu bir mineral olan magnezyum, kemik gelişimi, kalp sağlığı, hücre yapısı, hormon dengesi ve kas yapısı için oldukça önemli bir mineraldir. Cildin, saçların ve tırnakların daha güçlü ve sağlıklı olmasında, sinir sisteminin düzgün çalışmasında etkilidir. Vücutta; kalsiyum, c vitamini, sodium ve fosfor gibi maddelerin etkin bir şekilde kullanılmasında yardımcıdır. Sinir sisteminde etkili olduğu için anti-stres minerali olarak da adlandırılmaktadır. Eksikliğinde; kalp, beyin, böbrek fonksiyonlarında bozukluklar, uyku problemleri, yorgunluk, kas krampları gibi sorunlar görülmektedir. Magnezyum; koyu yeşil sebzeler, kabak çekirdeği, soya fasülyesi, yer fıstığı, yumurta, tam tahıllı ekmek gibi pek çok yiyecekte bulunmaktadır.

Çinko
Vücudun hücre, organ, kemik gibi tüm bölgelerinde bulunan çinko; yaraların iyileşmesi, hücre onarımı, büyüme ve gelişim, bağışıklık sistemi ve üreme fonksiyonları için gerekli bir mineraldir. Ayrıca, proteinlerin sentezinde, kalp ve beyin fonksiyonlarında, hücre metabolizmasında rol alan temel minerallerden birisidir. Çinko eksikliği; çocuklarda büyüme ve gelişmede geriliğe neden olurken, yetişkinlerde ise üreme sisteminde sorunlar, saç dökülmeleri, halsizlik, bağışıklık sisteminde zayıflık, dikkat dağınıklığı gibi pek çok soruna yol açmaktadır. Daha çok hayvansal gıdalarda bulunan çinko; baklagiller, badem, fıstık, ceviz, susam, mantar, ıspanak, deniz ürünleri ve tahıllar gibi pek çok yiyecekte de bulunmaktadır.

Potasyum

İnsan vücudunda kalsiyum ve fosfor mineralinden sonra en fazla miktarda bulunan mineral olan potasyum, vücutta ph değerini dengede tutarak sinir sisteminin ve kasların çalışması için gereklidir. Beyne oksijen taşınmasında, vücuttaki su ve mineral dengesinin sağlanmasında, besinlerin hücre içine taşınmasında, kalbin düzenli çalışmasında önemlidir. Potasyum minerali gıdaların pek çoğunda bulunduğu için genel olarak eksikliği pek görülmemektedir. Ancak; yetersiz beslenme, idrar söktürücüler, ishal ve aşırı terleme gibi durumlarda potasyum eksikliğine rastlanmaktadır. Potasyum eksikliğinde vücutta; kas güçsüzlüğü, kalpte ritim bozukluğu, böbrek fonksiyonlarının bozulması, vücutta sıvı birikimi gibi çeşitli rahatsızlıklar görülmektedir. Potasyum minerali; fasülye, patates, ıspanak, mercimek, muz, kavun, kuru meyveler, yeşil yapraklı sebzeler ve süt ürünleri gibi pek çok yiyecekte bulunmaktadır.

Fosfor

Kalsiyumdan sonra vücutta en çok bulunan mineral olan fosforun çoğu, kemik ve dişlerde bulunmaktadır. Hücredeki DNA ve RNA’nın temel yapıtaşıdır. Fosfor; kemiklerin ve dişlerin güçlenmesinde, kalp ve böbreğin işleyişinde, hormonal dengenin sağlanmasında, enerji oluşumunda önemli bir mineraldir. Fosfor mineralinin işlevini yerine getirebilmesi için kalsiyum ve D vitamini ile birlikte bulunması gerekmektedir. Eksikliğinde vücutta; kemik ağrıları, diş sorunları, sinirsel sorunlar, kalp rahatsızlıkları, kaslarda yorgunluk ve zayıflık gibi rahatsızlıklar görülebilmektedir. Kemiklerde depolanmış olan fosfor, fosfat olarak adlandırılmaktadır. Fosfor minerali, et ve süt ürünleri, deniz ürünleri, badem, fıstık, mercimek, ay çekirdeği, susam, kuru baklagiller gibi pek çok yiyecekte bulunmaktadır.

Demir

Kanda oksijen taşımakla görevli hemoglobin adı verilen kan proteinin üretilmesi için gerekli olan demir, vücudun gelişimi için önemli bir mineraldir. İhtiyaçtan fazlası alındığında vücut tarafından depolanmaktadır. Erkeklere göre kadınlarda eksikliği daha fazla görülmektedir. Demir eksikliği ile meydana gelen anemi, en yaygın görülen kansızlık sorunudur. Vücutta yeteri derecede demir olmadığı zaman gerekli hemoglobin üretilememekte ve dokular için hayati olan oksijen taşınamamaktadır. Demir eksikliği; halsizlik, yorgunluk, çarpıntı, baş dönmesi, saçlarda dökülme gibi rahatsızlıklara neden olmaktadır. Demir mineralinin etkisini ve emilimini artırması için C vitamini ile birlikte alınması tavsiye edilmektedir. Yeşil yapraklı sebzeler, et ürünleri, ciğer, yumurta, tahıllar, hurma, pancar, badem, kurutulmuş meyveler, pekmez gibi pek çok yiyecekte bulunmaktadır.

İyot

Vücutta en fazla tiroid bezlerinde bulunan iyot; büyüme, gelişme, sinir sistemi ve üreme faaliyetleri bakımından önemli bir mineraldir. Boynun ön tarafında yer alan tiroid bezi, tiroid hormonlarının yapımında görevlidir. Tiroid bezinin bu hormonu üretebilmesi için iyot mineraline gereksinimi vardır. İyot eksikliği durumunda; guatr, gelişim bozukluğu, zeka geriliği, metabolizma bozukluğu, normal olmayan kilo artışları gibi çeşitli rahatsızlıklar görülebilmektedir. Özellikle hamilelikte iyot eksikliği bebekte gelişim bozuklukları, beyin gelişiminde gerilik, cücelik, sakatlık gibi ciddi sorunlara yol açabilmektedir. İyot minerali; iyotlu tuz, süt, yumurta, yeşil yapraklı sebzeler, deniz ürünleri, maden suları, mineralli sular, ıspanak, kabak gibi pek çok yiyecekte bulunmaktadır.

Vitaminler

vitaminler-arguntc.webp
A Vitamini
A Vitamini, birçok besinin içeriğinde yer alan ve yağda çözünebilen bir vitamin türüdür. Üreme, görme ve bağışıklık sistemi bakımından önemlidir. Kalp, böbrek ve akciğer gibi organların sağlıklı çalışmasına katkı sağlar. İki tür A vitamini mevcuttur. İlk tip A vitamini, et, balık, kümes hayvanları gibi günlük gıdalarda bulunan önceden şekillenmiş (preformed) A Vitaminidir.

İkinci tür A vitamini ise, meyve ve sebze gibi bitkisel gıdalarda bulunan A vitaminidir. A vitamini besinlerin içerisinde doğal olarak bulunabildiği gibi, süt, tahıl gibi ürünlerin içerisine de katılabilmektedir. Ayrıca, gerek multivitamin-mineraller içeren gerekse de yalnızca A vitamininden oluşan takviye edici gıdalar da mevcuttur.

A vitamini eksikliği özellikle çocuklarda ve hamilelerde göz kuruluğuna neden olabilmektedir. Diğer taraftan özellikle hamilelerde yüksek dozda alınan önceden şekillenmiş (preformed) A vitamini bazı sağlık sorunlarına neden olabilmektedir. A vitamini eksikliğinde ilk olarak, karanlıkta görmeyi sağlayan bir madde olan rodopsin sentezinin aksaması sonucu gece körlüğü ortaya çıkar. Bu durum tedavi edilmezse hızla görme kaybı gelişir.

Gözün dış yüzeyini örten, konjunktiva adını alan epitel örtüsü kurur ve opaklaşır. Bu tabakanın ülserleşmesine bağlı olarak kalıcı görme kaybı oluşur. A vitamin eksikliğinde ayrıca enfeksiyonlara karşı direnç azalır; kıl foliküllerinde iltihaplanma, iştah kaybı, tat ve koku duyularında kayıplar görülür. A vitamini eksikliği çeken kişilerde, özellikle derinin normal sağlıklı yapısı kaybolur ve deri yüzeyinde çeşitli cilt hastalıkları oluşabilir.

D Vitamini
D vitamini gıdalar içerisinde bulunan, kasların hareketine yardımcı olan, özellikle kemikleri güçlendiren bir yapı maddesidir. Yağda çözünen vitaminlerdendir. Gıdalarda ve takviyelerde yer alan, kemiklerin temel yapıtaşı olan kalsiyumun vücutta absorbe edilmesine yardım eder. Örneğin, sinirler beyin tarafından iletilen mesajların organlara iletilmesinde D vitaminine ihtiyaç duyar.

Kalsiyumla birlikte, yetişkinlerde kemik erimesinin önlenmesine yardım eder. Temel D vitamini kaynağı güneştir. Bunun için vücudun güneşle doğrudan temas etmesi gerekmektedir. Evin içerisinde camın arkasından temas eden güneş vücutta D vitamini oluşturmaz. Havanın bulutlu olması, gölge ve koyu ten vücudun D vitamini üretimini azaltır.

Çok az gıdada D vitamini doğal olarak bulunmaktadır. Somon ve ton balığı gibi yağlı balıklar en iyi D vitamini kaynaklarındandır. Ciğer, yumurta sarısı ve peynir düşük düzeyde D vitamini içermektedir. Bununla birlikte, bazı portakal suları ile yoğurtların, margarinlerin içerisine de D vitamini eklenebilmektedir. Bununla birlikte, takviye edici gıdaların içeriğinde de D2 ve D3 formunda olmak üzere, iki tür D vitamini yer alabilmektedir. Her iki tür de kandaki D vitaminini artırmaktadır.

D vitamininin vücuttaki doğal şekli kolekalsiferol adı verilen maddedir (D3 vitamini). Ciltte, ultraviyole ışığa (güneş ışığı) maruz kalındığında, vücutta sentezlenmiş olan ya da diyetle alınan kolesterolden D3 vitamini oluşur.

D vitamini eksikliğinde özellikle kemik, diş, tırnak oluşumunu aksatan kalsiyum anormallikleri ortaya çıkar. D vitamini eksikliği yüzünden başta östrojen hormonunun yetersiz kaldığı menopoz dönemindeki kadınlar olmak üzere erişkinlerde, hipokalsemi ve kemik kaybı olur.

Araştırmalar, kadınlarda menopoz döneminde gözlenen osteoporozda östrojen hormonunun eksikliğinden çok, D vitamini ve kalsiyum yetersizliğinin etkili olduğunu, özellikle 30 yaşından itibaren kalsiyum ve D vitaminini yeterli düzeyde almayan kadınların risk altında bulunduğunu ortaya koymaktadır.

Büyüme sırasında kemikten mineral çekilmesi (demineralizasyon), kemik matriksine mineral çökme işleminin yetersiz olmasına yol açar ve erişkinlerde ciddi kemik bozukluklarına neden olabilir. Kemiklere kalsiyum çökmesinde ortaya çıkan yetersizlik ile birlikte, büyüme sırasında mineral çökmediği için yumuşamış olan yapıların üzerine ağırlık binmesi sonucu kemiğin şekli değişir.

D vitamini eksikliği, kastaki fosfatın azalmasına bağlı olarak karaciğer hastalığı ve kas hastalıklarına da neden olur. Kas dokusunun kandan yeterli kalsiyum alamaması sonucunda sürekli olarak kasılı kalması demek olan tetaniye neden olur.

E Vitamini
Yağda çözünebilen vitaminlerden olan E vitamini birçok besinin içeriğinde yer almaktadır. Sahip olduğu güçlü antioksidan etkisi ile hücreleri serbest radikallere karşı korumaya yardım eder. Bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi için de vücudumuz E vitaminine ihtiyaç duyar.

E vitamini antioksidan etkisiyle ayrıca kanser, kalp damar gibi ciddi hastalıklara karşı da vücudumuzun korunmasına yardım eder. Birçok üründe bulunabildiği gibi E vitamini içeren takviye edici gıdalar da bulunmaktadır. Bitkisel yağlar en iyi E vitamini kaynakları arasındadır. Ispanak, brokoli gibi yeşil sebzeler de E vitamini içermektedir. Meyve suyu, margarin gibi ürünlerin içerisine de E vitamini takviye edilebilmektedir.

K Vitamini
Kanın pıhtılaşmasına ve kemiklerin sağlıklı oluşumuna katkı sağlayan K vitamini, yağda çözünen vitaminlerdendir. Bitkisel yağlar, lahana, maydanoz, brüksel lahanası, fasulye gibi yeşil yapraklı sebzeler ile et, yumurta ve peynirde K vitamini bulunmaktadır. Multivitamin/Multimineral takviye edici gıdaları içerisinde de K vitamini bulunmaktadır. Bununla birlikte, yalnızca K vitamini içeren gıda takviyeleri de mevcuttur.

B1 Vitamini (Tiamin)
Suda çözünen vitaminlerden olan B1 vitamini, yediğimiz gıdaların enerjiye dönüşmesine yardım eder. Bu nedenle, vücuttaki hücrelerin gelişimi ve büyümesi için önemlidir. Kalp ve sinir sisteminin enerji ihtiyacını karşılar. Bu vitaminin eksikliği, nörolojik hastalıklarla kalp rahatsızlıklarına neden olabilir. Tiamin eksikliği genellikle başka vitamin eksiklikleri ve kalori yetersizliği ile birliktedir.

Tiamin eksikliğinde ilk ortaya çıkan belirtiler iştahsızlık ve anksiete (kaygı) haline benzeyen psişik belirtilerdir. İhtiyaç duyulan B1 vitamini miktarı yaşa ve cinsiyete göre değişiklik göstermektedir. Tam tahıllarda, takviye edilmiş ekmeklerde ve pirinçte bulunmaktadır. Et ve balıkta da B1 vitamini bulunmaktadır. Bununla birlikte, Multivitamin/Multimineral takviye edici gıdaları içerisinde de B1 vitamini bulunmaktadır.

B2 Vitamini (Riboflavin)
Yediğimiz gıdaların enerjiye dönüştürülmesine yardım eder. Antioksidan etkiye sahiptir. Şeker seviyesini dengelemeye yardımcı olur, yaşlanmayı yavaşlatır, serbest radikallerin verdiği zararı giderir. B2 vitamini eksikliği, sindirim problemleri sorunlarına, özellikle mide ile ilgili problemlere neden olabilir. Gelişmiş ülkelerde eksikliği nadiren görülür. Ancak, subklinik eksiklikler yaygındır.

Çocuklarda büyüme geriliğine neden olabilir. Yalnız başına eksikliğinden ziyade diğer vitaminlerin eksiklikleriyle kombine bir eksiklik bulunur. Deneysel riboflavin eksiklikleri, glossit, pirürit, ciltte soyulmalar, seboreik dermatite neden olur. Korneal vaskülarizasyon görülebilir. Bu da fotofobi, görmede azalma, yanma hissine neden olur.

Eksikliği teratojenik olarak da düşünülebilir. Yanma ve cerrahi travmalar, kronik hastalıklar (tüberküloz, romatizmal ateş, subakut bakteriyel endokardit gibi), diabet, hipertiroidi, karaciğer sirozlu kişiler eksiklik için risk grubudurlar. B2 vitamini, süt ve süt ürünleri ile yumurta ve baklagillerde bulunur. Ayrıca, gerek multivitamin-mineraller içeren gerekse de yalnızca B2 vitamininden oluşan takviye edici gıdalar da mevcuttur.

vitaminler-2-arguntc.webp
B3 Vitamini (Niasin)
Karbonhidrat, yağ ve proteinlerin enerjiye dönüştürülmesini sağlar. Suda çözünen vitaminlerdendir. Alzeimer hastalığına karşı etkilidir. Niasin ayrıca kan dolaşımını artırmak ve kandaki kolesterol seviyesini azaltmak gibi önemli görevler yerine getirir. Dokularda, karbonhidratların, yağların ve proteinlerin konversiyonu ile enerji oluşturan reaksiyonlara katılırlar.

Büyüme ve hormonların sentezi için gereklidirler. Pellegra; niasin ve triptofan eksikliği ile oluşan bir hastalıktır. Semptomları, dermatit, demans, diare ve sinir rahatsızlıklarıdır. Erken dönemlerde bulantı ve kusma görülür. Özellikle bacaklarda paraliziye neden olabilir. Ayrıca, iştahsızlık, uykusuzluk, baş ağrısı, sinirlilik, mental konfüzyona da neden olur. Birçok bitkisel ve hayvansal besinde bulunmaktadır. Süt ürünleri, kümes hayvanları, balık ile brokoli, patates, domates gibi sebzelerde de B3 vitamini bulunmaktadır.

B5 Vitamini (Pantotenik Asit)
Yediğimiz gıdaların enerjiye dönüştürülmesine yardım eder. Antistres vitamin olarak da adlandırılır. Kırmızı kan hücrelerinin üretilmesine yardım eder. Koenzim A’nın bileşenidir. Karbonhidrat, protein ve yağların metabolizmasında önemli bir rolü vardır. Bu yüzden bütün hücre ve dokuların sağlamlığının sürdürülmesi ve tamirinde görev alır.

Dana eti, balık, tavuk, yumurta ile fasulye, brokoli, tahıllar, karnıbahar, avakado gibi besinlerde bulunur. Birçok besinde bulunduğu için eksikliği genellikle nadirdir. İnsanlarda eksiklik tablosu çok iyi tanımlanmamıştır. Diğer B vitaminleri eksiklikleriyle beraberdir. Deneysel olarak eksiklik yaratıldığında halsizlik, baş ağrısı, uyku düzensizlikleri, bulantı, karın ağrısı, kusma ve gaz gibi sorunlar görülmüştür.

Hayvanlardaki eksikliklerinde büyüme eksiklikleri, fertilizasyon yetersizlikleri, dermatolojik hastalıklar, adrenal bez nekrozu gibi pek çok semptom görülmüştür. Alkoliklerde ihtiyaç artmıştır. Oral kontraseptif alan kadınlarda kan düzeylerinde azalma tespit edilmiştir. Diabetlilerde idrarla atılımı artmıştır ve gastrointestinal hastalığı olanlarda emilim yetersizliği vardır. Büyüme, gebelik ve laktasyonla gereksinim artar.

B6 Vitamini (Piridoksin)
Vücudumuz, yüzden fazla kimyasal tepkimede B6 vitaminine ihtiyaç duyar. Sinir sisteminin düzenli bir şekilde çalışmasına katkı sağlar. B6 vitamininin eksikliğinin, Dudak kenarlarında yara, saç dökülmesi ve halsizlik gibi belirtileri olabilir. Balık ve sakatat B6 vitamini bakımından zengin gıdalardır. Patates gibi karbonhidrat içeren sebzeler ile turunçgiller dışındaki meyveler de B6 vitamini içermektedir. Besin takviyeleri içinde de Piridoksin formunda B6 vitamini bulunabilmektedir. Ayrıca, gerek multivitamin-mineraller içeren gerekse de yalnızca B6 vitamininden oluşan takviye edici gıdalar da mevcuttur.

B12 Vitamini (Kobalamin)
Beyin ve sinir sistemi ve kan hücrelerinin sağlıklı olması için gereklidir. DNA oluşumuna da yardımcı olur. Yorgunluğa neden olan megaloblastik anemiyi önlemeye yardım eder. Hücrelerin ihtiyacını karşılayacak kadar B12 vitamininin olmaması durumunda, kan hücrelerinin üretimi yavaşlamakta, üretilen hücreler de kalitesiz ve güçsüz olmaktadır. Bu nedenle, B12 vitamininin yeterli miktarda temin edilmesi önemlidir.

Nadir görülen eksikliği megaloblastik anemiye ve nöropatiye yol açar. Yorgunluk, halsizlik, dispne, parestezi, glossit, iştah ve kilo kaybı, impotans, psikiyatrik semptomlar ve ciddi anemiyle kendini belli eder. Sinir sisteminde geri dönüşümsüz bozukluklar yapabilir. Pernisiyöz anemisi olanlar en büyük risk grubudurlar. Gastrektomi sonrasında, koroziv ajanlara maruz kalımda gastrik mukoza zedelenirse de eksiklik olur.

Özellikle karaciğerde, bunun yanında böbrek, kalp, dalak ve beyinde bulunur. Emilimi ince bağırsaklarda ve midede intrensek faktör üretilmesi koşuluyla gerçekleşir. Emildikten sonra dokulara gideceği proteinlere bağlanır. Atılımı idrar, safra ve dışkı iledir. Vücutta çok iyi korunur. Bu yüzden de eksiklik semptomları yavaş yavaş ortaya çıkar. Işık, oksijen, asit, alkaliye maruz kalmakla yavaşça aktivitesini kaybeder, ancak ısıya dirençlidir.

Ciğer ve midye en iyi B12 kaynaklarıdır. Bunun yanında, et, süt, yumurtada da B12 bulunmaktadır. Multivitaminlerin çoğunda da B12 bulunmaktadır. Ayrıca, yalnızca B12 içeren besin takviyeleri ve folik asit ile diğer B vitaminlerini içeren besin takviyeleri de bulunmaktadır.

C Vitamini
Suda çözünen vitaminlerdendir. Sahip olduğu güçlü antioksidan etkisi ile hücreleri serbest radikallere karşı korumaya yardım eder. Yaraların iyileşmesinde kullanılan bir protein olan kolajenlerin üretiminde de vücudumuz C vitaminine ihtiyaç duyar. Ayrıca, vücudumuzu hastalıklara karşı korumak için, bağışıklık sisteminin sağlıklı bir şekilde çalışmasına yardım eder.

Eksikliğinde skorbüt hastalığı oluşmaktadır. Skorbütte deride peteşi ve ekimoz tarzında kanamalar, diş etlerinde şişme ve kanamalar, idrarda kanama ve mide barsak kanalında kanamalar (hematemez ve melena) en çok dikkati çeken bulgulardır. Deri kaba ve kuru bir hal alır, kalça ve bacaklarda kıl folikülerinde hiperkeratotik değişiklikler oluşur. Kemiklerin büyümesi durur, kemik mineralini yitirir, osteoporoz ortaya çıkar.”

En önemli C vitamini kaynağı portakal, greyfurt gibi turunçgillerdir. Diğer taraftan çoğu multivitaminin içerisinde C vitamini bulunmaktadır. Yalnızca C vitamini içeren besin takviyeleri olduğu gibi, diğer besinlerle birlikte yer alan besin takviyeleri de mevcuttur.

Folik Asit
Vücutta kan yapımı, yeni hücre oluşumu, kas yapımı için ihtiyaç duyulan vitaminlerden biridir. Özellikle hamilik öncesi ve sonrasında vücudun ihtiyaç duyduğu folik asit ihtiyacı artabilmektedir. Folatlar, hücre bölünme ve olgunlaşma aktivitelerinde rol alır. Folik asit ile B12 vitamini arasında işlev açısından sıkı bir bağlantı vardır.

Folik asit anne karnındaki bebeklerin sinir sistemini oluşturan yapıların oluşumunda önemlidir. Kan yapımı sırasında ve metabolizmanın hızlandığı durumlarda folik asit gereksinimi artar. Folik asit eksikliğinde alyuvar ve akyuvar sayısında azalma (anemi) ortaya çıkar. Ağızda ve sindirim kanalında yaralar oluşabilir, saç oluşumu ve uzaması bozulabilir.

Folik asit eksikliği olan gebelerin çocuklarında nöral tüp defekti olarak adlandırılan durum ortaya çıkmakta, bebeklerin omuriliğinde ve merkezi sinir sistemini oluşturan yapılarında bozukluklar izlenmektedir. Sakatat, yumurta, süt ve yoğurt ile baklagiller folik asit içermektedir. Takviye edici gıda şeklinde de üretilmektedir.

Gönen Kaplıcaları-Balıkesir

gönen-kaplıcaları-balıkesir-arguntc.webp
TARİHÇE
Gönen’in antik çağdaki adı Asepsus idi. Daha sonraları kaplıcaları nedeniyle Artemea adı ile anılmıştır. Yıllarca Bizanslıların elinde bulunan Gönen, Sultan Orhan Gazi tarafında 1334 yılında, Türklerin egemenliğine girmiştir.

Evliya Çelebi seyahatname’sinde Gönen’in Bursa krallarından Mihaliç’in kenti olduğunu ve bakımlı, kırmızı kiremitli yapılardan oluştuğunu kaydetmektedir.Nitekim Bursa’daki Kralların yaz aylarında Gönen’e gelerek tatillerini geçirdiklerini ve şifalı sularından yararlandıkları bilinmektedir.

YER VE KONUM
Dünyaca Ünlü Gönen Kaplıcaları Balıkesir’in Gönen İlçesindedir. Sağlık Bakanlığı’ndan ruhsatlı, Turizm Bakanlığı’ndan İşletme Belgeli Kaplıcalar Gönen ilçe merkezine 300 m uzaklıktadır. 70.000 m2 lik doğal bir park üzerinde Gönen çayı kenarında konuşlanmış yeşillikler içinde bir tesisimizdir.

GÖNEN KAPLICA SULARI
Dağın eteklerinden 275 metre derinlikten çıkan suyun en belirgin özelliği, yağmur, kar gibi atmosfer sularıyla karışmaması. Bu nedenle kaplıca suyu, dünyada çok az rastlanır bir biçimde saf, temiz ve özelliklerini yitirmeden günümüze kadar ulaşmıştır.

Gönen Kaplıcaları'nda termal suyun sıcaklığı 73 santigrat derece civarındadır. Şifalı kaynaklardan hem banyo hem de içmek suretiyle yararlanılmaktadır.

Bu termomineral suların Kas İskelet Sisteminin: Ortopedik (kırık sonrası sekeller, kontraktürleri, artroplasti, ameliyat sonrası sekeller vb) Nörolojik (spastisite, yüz felci, carpal tünel sendromu gibi sinir sıkışmaları, ilaç tedavisinden sonraki hemipileji sekelleri, miyopatiler vb) hastalıkların rehabilitasyonunda Romatolojik (ankilozan spondilit, romatoit artrit, monoartritler, poliartiritler, fibromiyalji, asteoartiritler,spondilozis, spondilostosis, spinal itenoz, mekanik bel ağrıları, bel-boyun fıtıkları, lumbo-syataljiler, her türlü artroz (kireçlenme), kronik tendon ve tendon kılıfı, eklem kapsülü gibi yumuşak doku romatizmaları, vb) hastalıkların rehabilitasyonu ve tedavisinde endike olduğu Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanmıştır.

Gönen Kaplıcaları, Marmara Bölgesi’nde, kuzeyli rüzgarların hakim olduğu, bunaltıcı sıcağı olmayan iklimi ile yeraltı sıcak mineralli sularının şifa etkinliği yüksek, geleneksel uygulamalarıyla tanınmış bir KÜR MERKEZİ’dir.

Çağdaş tıpta, KAPLICA KÜR MERKEZİ (KURORT) , Kaplıca tedavisinin etkinliğini sağlayan doğal kaynaklar-yeraltı sıcak mineralli su ile kaynağın bulunduğu yöreye özgü iklimsel faktörler, bitki örtüsü, sosyal çevre olanakları ve tüm bu olanakların, “KAPLICA HEKİMİ” (Badearz) denetiminde, kişiye, hastalığına uygun tedavi programı çerçevesinde done edilerek uygulandığı yerdir.

AYRICA;
  • Kadın hastalıkları
  • İdrar yolları hastalıkları
  • Kalp Damar Hastalıkları
  • Damar sertliği
  • Sindirim sitemi hastalıkları
  • Kolitis
  • Solunum sistemi hastalıkları tedavisinde
İKLİM ÖZELLİKLERİ
İklim özelliklerin değerlendirildiği Gönen istasyonunun denizden yüksekliği 37 m dir. Günlük en yüksek hava sıcaklığının 25 dereceyi aştığı yaz günleri sayısı 136 (gün), günlük en düşük hava sıcaklığının 0 derecenin altında olduğu donlu günler sayısı 36 (gün) yıllık toplam sisli günler sayısı 50-75 (gün) güneşlenme süresi 2400-2600 (saat) yıllık karla örtülü günler sayısı 0.1-10 (gün) dür. Yıllık kuraklık indisine göre yörede yarı nemli iklim tipi hüküm sürmektedir.

Yalova Kaplıcaları-Yalova

yalova-termal-kaplıcaları-arguntc.webp
Yalova İli’nde bulunan Yalova- Termal ve Armutlu Kaplıcaları Türkiye’nin 1. derece önemli ve öncelikli kaplıcalarındandır. Termal Kaplıcaları Yalova İl merkezi’ne 12 km uzaklıkta Termal ilçe merkezinde bulunmaktadır. 366 yatak kapasitesine sahip olan Termal Turistik İşletmeleri, Samanlı Dağı’nın yamacında vadi içerisinde yer almaktadır.

6 Eylül 1982 gün ve 17804 sayılı Resmi Gazetede yapılan ilana göre kaplıca işletme sınırları içindeki 104 hektarlık alan kamu mülkiyetinde bulunmaktadır. Termal kaplıcaları, Türkiye’nin en düzenli gelişmiş kaplıca alanıdır. Altyapı sorunu yoktur. Kaplıca‘ya ulaşım asfalt yolla sağlanmaktadır.

Termal Tesisleri’nin girişinde, Yedi Havuzlar’da denilen bir çağlayan bulunmaktadır. Çeşitli, renkli ortancaları ile ünlü Termal’de, çok nadide ağaçlar bulunmaktadır. 39 çeşit yaprağını döken ağaç, 26 çeşit yaprağını dökmeyen ağaç, 25 çeşit yaprağını döken ve sürekli yeşil çalı ve 18 çeşit sarıcı ve örtücü bitki vardır. Güney Park çam, manolya ve değişik türde ağaçlar içindedir.

Termal’de bulunan Gökçedere’ye kaplıca sularının verilmesiyle otel ve motellerin büyük bir bölümü tesisleri içerisinde müşterilerinin kaplıca sularından faydalanmalarını sağlamaktadırlar.

Yüzyıllardır çeşitli medeniyetlerin şifa merkezi olan Termal’in şifalı su kaynakları günümüzde de birçok hastalığın tedavisinde kullanılıyor. Kaplıca suları romatizmalı ve metabolizmalı hastalıklarda, sindirim sistemi, karaciğer, safra kesesi, böbrek ve idrar yolları hastalıkları, ortopedik operasyonlar sonrası, deri hastalıkları, psikolojik hastalıklar, kadın hastalıkları, fonksiyonel rahatsızlıklara sahip hastalara şifa dağıtmaktadır.

Geçmiş dönemlerde farklı kültürlerin etkisi altında kalan Termal, özellikle Romalılar döneminde kaplıcalardan dolayı çok ilgi görmüş ve önem kazanmıştır. M.Ö. 2000 yıllarında büyük deprem sonucunda ortaya çıktığı bilinen Termal kaplıcaları 6.yy ‘dan itibaren PYTHİA THERMA _Pythia ‘daki kudret ve kuvvet hamamları olarak gösterilmiştir.

Bunun nedeni ise, toprak yarıklarında çıkan buhar ve sıcak sudan dolayı burasının bir yeraltı tanrısına ait olduğunun düşünülmesiydi. Özellikle gençlik aşısı yerine geçen Hayat İksiri kaplıca hamamları ilk olarak Kral Constantinus tarafından yaptırılıp, Iustinianos zamanında da restore edilmiştir.

Kaplıcalar, Sultan Abdülhamit zamanında tekrar önem kazanmış ve Ulu Önder Atatürk döneminde son halini almıştır. Atatürk, Termal’e büyük önem vermiş, sık sık dinlenmek üzere Termal’e gelmiş ve burada uzun zaman geçirmiştir. Termal, tarihinin her döneminde bir sağlık ve dinlenme merkezi olarak önemini korumuştur.

Osmanlılar zamanında kaplıca suları 1892’de Cemiyet-i Tıbbiye tarafından incelenmiş, suların Aix Les-Bains sularına eşit olduğunun anlaşılması üzerine buraya otel ve hamam yapılmıştır. 1932 yılında Atatürk’ün kazı emrini vermesi ile başlatılan çalışmalar da çeşitli adak stelleri, mezar taşları, bir kilise ve dehliz, Bizans İmparatoru II. Iustinianos (M.S.565-578) monogramı taşıyan sütunlar bulunmuştur.

Kilise ve dehlizin o dönemin günah çıkarma yeri olarak kullanıldığı, hastaların gelecekten haber almak üzere burada uykuya yattıklarına dair rivayetler vardır. Dehlizde en ufak bir fısıltının diğer taraftan duyulması, bu rivayetlere ışık tutmaktadır. Kilisenin kapısında bulunan iki mezar taşının da Beş Melek Kilisesi’nin Ayazması’na ait olabileceği düşülmektedir

Kurşunlu Hamam
16 yüzyıl önce Bizans İmparatorluğu Iustinianos tarafından yaptırılmıştır. Afet ve savaşlar nedeni ile zamanla toprağa gömülmüş olan Kurşunlu Hamam, 1990 yılında Osmanlı Padişahı Abdülhamit’in emriyle onarılmıştır. Hamamın üstü kurşunla kaplı olduğu için Kurşunlu Hamam adını almıştır. Banyonun dış cephesinde mermer üzerine Osmanlıca yazılmış bir kitabe bulunmaktadır.

Valide Hamamı Bizans Kralı Constantinus döneminde 6 kubbeli olarak yapılmıştır. Halen 3 kubbesi yoktur. Osmanlı döneminde Sultan Mecid tarafından onarılmış ve annesi burada tedavi gördüğünden Valide Hamamı adını almıştır. Banyonun buharlı oda bölümünde mermer üzerinde Osmanlıca bir kitabe yer alır. Ayrıca Çınar otelin önünde Doğu Çınarı olarak anılan Çınar ağacı Anıt Ağaç tescil edilmiştir.

Yoncalı Kaplıcaları- Kütahya

yoncalı-kaplıcaları-kütahya-arguntc.webp
Yoncalı Efsanesi
Anadolu Selçuklu Devleti Sultanlarından II.Alaaddin Keykubat' ın Gülümser Hatun adında hasta bir kızı varmış. Genç yaşında hastalanmış ve derdine bir türlü deva bulunamamış.

Uyuz bir tilkinin Yoncalı' daki bataklıkta iyileştiğini görenlerin teklifi üzerine Gülümser Hatun' u sıcak suda yıkamışlar. Burada bir süre yıkanan Gülümser Hatun, hasta olarak getirildiği Yoncalı' dan sağlığına kavuşmuş olarak ayrılmış.

Sultan II. Alaaddin Keykubat, başka insanların da şifa bulması için Yoncalı' da havuzlu büyük bir hamam ve bir camii yaptırmıştır. Kitabesinden bu yapıların 1233 yılında inşa edildiği anlaşılmaktadır.

Konumu: Kütahya'nın batısında yer alan Yoncalı Kaplıcası şehir merkezine 16 km. uzaklıktadır
Sıcaklığı : 42 C° dir.

Etkili Olduğu Hastalıklar
Kireçlenme ve eklem romatizmaları, iltihabi eklem hastalıkları, yumuşak doku romatizmaları, nörolojik hastalıklar, travmatik ve spor rahatsızlıklarının tedavisine iyi geldiği bilinmektedir.

Konaklama Tesisleri
Yoncalı Kaplıcasında; Kültür ve Turizm Bakanlığı Turizm Belgeli 4 yıldızlıGülümser Hatun Termal Otel, Nehir Termal Otel, 3 Yıldızlı Yoncalı Termal Otel ve Yoncalı Huzur Apart Termal Otel Ayrıca Uygulama Oteli ve Belediye belgeli apart oteller bulunmaktadır. Günübirlik gelen ziyaretçiler için termal sulardan faydalanabilecekleri Türk hamamı, açık ve kapalı havuzlar mevcuttur.

YONCALI MESLEKİ VE TEKNİK ANADOLU LİSESİ UYGULAMA OTELİ
2017 yılında hizmete açılan Yoncalı Uygulama Oteli; 45 oda, 90 yatak kapasitesine sahiptir. İl merkezine 16 km mesafede bulunan Yoncalı mevkiindeki Otel, Yoncalıya hakim bir tepede bulunmakta, sakin atmosferi, konforlu odaları ve termal suyu ile misafirlerine keyif dolu bir tatil vaat etmektedir.

Oylat Kaplıcaları-Bursa

oylat-kaplıcaları-bursa-arguntc.webp
Oylat Kaplıcalarına Bursa – Ankara karayoluyla İnegöl üzerinden ulaşılıyor. Oylat sapağından girdikten sonraki 11 km. lik yol boyunca yemyeşil orman içinden tırmanırken tatilin tadını çıkarmaya başlıyorsunuz.

Bursa’nın İnegöl ilçesine 26 km. uzaklıkta olan dört mevsim tatil ve tedavi merkezi Oylat’ın kaplıca suları mineral özellikleri bakımından çok zengindir. İnegöl’den geçerken dünyaca ünlü İnegöl Köftesini tatmak tatil için iyi bir başlangıç olacaktır.

Oylat Efsanesi

Oylat tarihi Bizans Dönemi’ne kadar uzanan ilginç bir öyküye sahiptir. Oylat’ın Bizans İmparatorluğu zamanında İnegöl ve civarına hakim olan tekfurun bir kızı vardır. Günün birinde kızı hastalanır.

Zamanın hekimleri tekfurun kızının derdine çare bulamazlar. Hastalık ilerleyince tekfur çok sevdiği kızının acı çekmesine dayanamaz ve hekimler kızı uzaklaştırmak için ormanın içindeki ılıcaya gönderilmesine karar verirler.

Kızı Ilıca’ya getiren hekimler son günlerini yaşadığına inanarak “ÖLYAT” deyip bırakırlar. Kız hergün bu sularda yıkanır ve gün geçtikçe iyileşerek eski sıhhat ve neşesine kavuşarak babasının sarayına döner.

O gün bu gündür kaplıca, civar halkı tarafından şifa kaynağı olarak bilinir. Oylat’ın efsanedeki ünü bugün içinde geçerlidir. Öyle ki Oylat, her mevsim her yaştan her kesimden gelen insanların şifa ve gezi durağıdır.

Oylat Kaplıcaları Suyunun Faydaları ve Özellikleri

Stress
• Beyin yorgunluğu
• Kireçlenme ve romatizmal ağrılar
• Böbrek rahatsızlıkları
• Düşük ve yüksek tansiyon hastalıklarında tansiyonu dengeler
• Kırık yerlerinin katışarak deforme olduğu rahatsızlıklar
• Çocuk felci
• Kadın hastalıkları
• Sinir sisteminin vücut dengesini ve çalışmasını, bozulması durumunda iç salgıların kontrolü
• Muhtelif nevralji (sinir ağrıları)
• Nevritler (sinir iltihapları)
• Sinir uyuşukluğu
• Siyatik (bacak ana sinir iltihabı)
• Nevralji (karıncalanmadan oluşan sinir iltihabı)
• Cilt hastalıkları
• Reflü
• Katılaşmış ve spastizite kazanmış felç durumu
• Belden aşağı iki bacağın felç durumu
• Taş ve kum düşürme

Hüdai Kaplıcaları-Afyon

hüdai-kaplıcaları-afyon-arguntc.webp
☑️ Afyonkarahisar ili Sandıklı Belediyesi Hüdai Kaplıcaları, Sandıklı ilçesine yaklaşık 8 Km. mesafede, Afyonkarahisar - Antalya karayoulu 65. kilometresinden sonra güney batı yönündedir.

☑️Kadın-Erkek ayrı olmak üzere Kardelen Çamur Banyoları, Kür Merkezi ( su banyosu, çamur banyosu, türk hamamı), açık ve kapalı yüzme havuzları, çeşitli termal sular, 24 adet saatlik orkide aile banyoları, marketler, turistik eşya reyonları, çay bahçeleri, fırın ve restorant, yürüyüş parkurları ve masaj salonları, yeşil alanlar, piknik ve mesire alanları, dinlenmek için açık hava parkları ile tesislerimiz hizmet vermektedir.

Termal Su
Termal su yer altından takriben 72 derece sıcaklıkta çıkarılmaktadır.

Çamur Banyoları
Termal su ile özel olarak hazırlanan yöre toprağının karıştırılması sonucunda elde edilen 40-45 derece sıcaklıktaki şifalı çamur ile yapılır

Kaplıcamızın İyi Geldiği Hastalıklar
  • Romatizma
  • Romatoit (ateşli romatizma hastalıkları)
  • Nevralji (sinir boyunca yayılan iltihaplar)
  • Nevrit (sinir ucu iltihapları)
  • Polinevrit (birden fazla sinirin iltihapları)
  • Tendinit (tenden zedelenmesi)
  • Pariatrit (eklem zan iltihabı)
  • Artoz (eklem kireçlenmeleri)
  • Selulit (yumuşak doku romatizması)
  • Siyatik (siyatik sinirinin sıkışması)
  • Spondilit (omurganın kireçlenmesi)
  • Mialji (kas ağrıları)
  • Kadın hastalıkları (kronik dönemlerde)
  • Polip Sekeli (çocuk felci sekeli)
  • Hemipleji (vücudun her tarafının felci)
  • Parapleji (her iki alt ekstremitenin felci)
  • Kırık - Çıkık Sekelleri
  • Kazalardan ve ameliyatlardan kalan sekeller
  • Ruh
  • Yorgunluklar
  • Dimağ Yorgunlugu
  • Bağırsak Hastalıkları
  • Böbreklerdeki taş ve kumların düşürülmesi
  • Cilt ve Deri Hastalıkları

Karahayıt Kaplıcaları-Denizli

karahayıt-kaplıcaları-arguntc.webp
Karahayıt Kaplıcaları-Denizli
Karahayıt Kaplıcaları,
Denizli Karahayıt Mahallesi'ndedir. Yılın her mevsiminde ana kaynağından çıkan kendine has kırmızı renkli şifalı termal suyun ve termal çamurun sıcaklığı 58 ºC olup Ege Üniversitesi hidroklimatoloji enstitüsünün vermiş olduğu rapora göre içerdiği zengin mineralleri ile eşsiz bir sağlık kaynağıdır.

Karahayıt'ta bulunan turistik tesislerde (Otel, Apart Otel ve Pansiyonlarda) Kırmızı Su ve Termal Çamur sayesinde pek çok hastalık ve sağlık problemine şifa bulunabilmektedir.

Karahayıt Kaplıcalarında Tedavi Edilen Hastalıklar
Banyo uygulamaları ile tedavi edilen hastalıklar:
Ortopedik ve nörolojik sekellerin rehabilitasyonunda, tamamlayıcı tedavisinde, romatizmalı hastalıklar, siyatik, bel-boyun fıtığı, kireçlenme, dolaşım sistemi hastalıkları ve sedasyon (ruhi rahatlatma) özelliği, nörolojik rehabilitasyon gerektiren hastalıklar, ameliyat sonrası tutukluk ve sertliklerin giderilmesi, kadın hastalıkları, stres ve strese bağlı tüm hastalıkların rehabilitasyonu, uykusuzluk ve yorgunluklar, saç, tırnak ve derideki hücrelerin canlanması, cilt ve deri hastalıkları, kırıkların alçılarının alınmasını müteakip gelişen kontraktürlerin giderilmesi, adale spazmlarının giderilmesi, gut hastalığı, nevralji, nevrit, artrozlar, kolit hastalıklarının tedavisi.

İçme suyu ile tedavi edilen hastalıklar: Üst gastrointestinal sistemin fonksiyonel bozukluklarında, mide ve yemek borusu rahatsızlıklarında, kemik erimesinde, ürolithiasisde ve kalsiyum ihtiyacının tamamlayıcı tedavi unsuru olarak kullanılabileceği belirtilmiştir.

Ayrıca çamur banyosuyla cildi yumuşatma, gözenekleri açma, selülit ve çatlak tedavisi ve toparlama, antiseptik tesiri ile akne ve sivilceleri yok etme kırışıklıkları giderme, siğilleri iyileştirme özellikleri bulunmaktadır.

Kırmızı su ve termal çamurun; böbrek taşı, kalp, damar sertliği, yüksek tansiyon, romatizma, siyatik, kireçlenme, kadın ve deri hastalıkları, bel ve boyun fıtığı, sindirim, mide, bağırsak, karaciğer, safra yolları, diyabet, egzama, vücut direncini arttırma, metabolizma bozuklukları tedavisinde de son derece şifalı olduğu kanıtlanmıştır.

Karahayıt Kırmızı Su Travertenleri
Kırmızı su travertenleri, 60 ºC sıcaklıkta çıkan termal su çevresinde, termal suyun içindeki maden oksitleri nedeniyle kırmızı, yeşil ve beyaz renkli traverten tabakaları şeklinde oluşmuştur. Travertenler yaklaşık 500 metrekarelik bir alandadır.
Denizli_Karahayıt_Kırmızı_Su-arguntc.webp

Ülkemizin 7 Kaplıcası ve Şifalı Suları

ülkemizin-7kaplıcası-ve-şifalı-suları-arguntc.webpÜlkemizin 7 Kaplıcası ve Şifalı Suları

☑️ Karahayıt Kaplıcaları-Denizli

Pamukkale sisteminin bir parçası olarak sayılan Karahayıt Kaplıcası şehir merkezine 5 km uzaklıkta bulunur. Renginden dolayı kırmızı su olarak da bilinen kaynak suyunun içildiğinde üst gastrointestinal sistemin fonksiyonel bozukluklara, mide ve yemek borusu rahatsızlıklarına, kemik erimesine ve ürolithiasisde hastalıklara karşı etkili olduğu düşünülüyor. Kırmızı suyun oluşturduğu çamur ise ortopedik, nörolojik romatizmal, siyatik, bel-boyun fıtığı ve kireçlenme gibi sorunları olanlar için rahatlatıcı etki taşıyor.

☑️ Hüdai Kaplıcaları-Afyon
Afyon’un Sandıklı ilçesinde bulunan Hüdai Kaplıcaları çamur banyosuyla dünya çapında haklı bir üne sahiptir. 68 derece sıcaklığındaki şifalı suyun toprak ile karışmasından elde edilen çamurun, romatizma, sinir hastalıkları, cilt ve deri hastalıklarına iyi geldiğini düşünülür.


☑️Oylat Kaplıcaları-Bursa
İnegöl şehir merkezine 15 km uzaklıkta bulunan Oylat Köyü’ndeki kaplıcalar Romalılar tarafından keşfedilmiş ve kullanılmıştır. Kaplıcaların yanındaki Oylat Mağarası, Oylat Şelalesi ve Oylat Vadisi ile her yıl binlerce turisti cezbeder. Köyün kaplıcalarının romatizma, sinir uyuşukluğu, nevralji ve felç gibi birçok hastalık için rahatlatıcı etkisi olabilmektedir. Öyle ki kaplıcaların Bizans efsanelerinde hiç kimsenin iyileştiremediği Tekfur’un kızına şifa olduğu anlatılmaktadır.

☑️Yoncalı Kaplıcaları- Kütahya
Yoncalı Kaplıcaları Kütahya şehir merkezine 16 kilometre mesafede bulunmaktadır. Anadolu Selçuklu Devleti döneminde II. Alaattin Keykubat 1233 yılında insanların şifa bulması için havuzlu büyük bir hamam yaptırmıştır. Evliya Çelebi’nin notlarında da kendine yer bulan tarihi kaplıcanın karaciğer bozuklukları, böbrek hastalıkları ve romatizmal hastalıklara iyi geldiği bilinmektedir.

☑️Yalova Kaplıcaları-Yalova
Mustafa Kemal Atatürk’ün emriyle yapılan Yalova Termal Kaplıcaları İstanbul’a deniz yoluyla 1 saat uzaklıkta bulunuyor. Kaynak ısısı 66 derece olan kaplıca suyunun sıcaklığı 40 dereceye kadar düşürülebiliyor. Kış aylarında hafta sonunu değerlendirmek isteyen İstanbullularla dolan kaplıcaların deri hastalıkları, romatizma, karaciğer ve safra rahatsızlıklarına iyi geldiği düşünülüyor.

☑️Muradiye Kaplıcaları-Van
Van ilimizin çevresinde irili ufaklı birçok kaplıca bulunur. Bunlar arasında en bilinenlerinden biri Van şehir merkezine 86 km uzaklıkta bulunan Muradiye Kaplıcaları’dır. Şifalı sularının sindirim ve böbrek hastalıklarına iyi geldiği bilinen kaplıcaları her yıl çevre illerden de birçok turist ziyaret eder.

☑️Gönen Kaplıcaları-Balıkesir
Ünü sınırlarımızı aşmış Gönen Kaplıcaları Balıkesir’in Gönen ilçe merkezine 300 metre uzaklıktadır. M.Ö. 4. yüzyıldan itibaren kullanıldığı bilinen kaplıcaların, bir zamanlar kralların yaz tatillerini geçirdikleri merkez olduğu düşünülmektedir. Kaplıcaların hemen yanında Bizans döneminden kalan Mozaik Müzesi de turistlerin dikkatini çeker. Kaplıcalarda su sıcakları 36 ile 82 derece arasında değişmektedir. Gönen Kaplıcaları’nın romatizma, kireçlenme, astım, sinüzit, migren ve deri hastalıklarına iyi geldiği düşünülür.

Yoga Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

yoga-hakkında-sıkça-sorulan-sorular-arguntc.webpYoga Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

☑️ Yoga ne demek?

Zihin ve bedeni senkronize ederek manevi huzuru amaçlayan aktiviteye yoga adı verilir.

☑️Yogada temel amaç nedir?

Yoganın temel amacı, bireyin beden ve zihinsel gücünü olabilecek en üst seviyeye çıkarmaktır.

☑️Yoga yapan kadına ne denir?

Yoga yapan kadına yogini adı verilir. Erkeklere ise yogi denmektedir.

☑️Kimler yoga yapamaz?

Her birey yoga yapabilir. Bunun için herhangi bir kısıtlama bulunmamaktadır.

☑️Guru ne demek?

Guru, Sanskritçede usta anlamına gelen bir terimdir.

☑️Yoga güzelleştirir mi?

Yoga, fiziksel sağlığınızı iyileştirir ve anksiyete gibi ruhsal problemlerinizi minimuma indirir. Bu sayede de stresin yarattığı olumsuz belirtilerden uzaklaşabilirsiniz. Böylelikle kendinizle barışık olmadığınız ve sevmediğiniz bölgelerinizin güzelleştiğini hissedebilirsiniz.

☑️Yoga yaparken kıyafet seçimi nasıl olmalı?

Yoga yaparken bedensel özgürlüğünüzü sağlayan rahat, esnek kıyafetler önerilmektedir.

☑️Hiç esnek olmayan biri yoga yapabilir mi?

Evet, yapabilir. Düzenli bir şekilde yoga yaparak esneklik kazanabilirsiniz.

☑️Yoga ile vücut şekillenir mi?

Bu yapacağınız yoga stiline bağlı bir durumdur. Vücudunuzun şekli ile doğrudan alakalı yoga stillerini tercih ederek vücudunuzu kısmen de olsa şekillendirebilirsiniz.

☑️Yoga hangi hastalıklara iyi gelir?

Yoganın iyi geldiği hastalıklar ve sağlık problemleri şunlardır:
  • Kardiyovasküler hastalıklar
  • Yüksek tansiyon (Hipertansiyon)
  • Eklem ağrıları
  • Kas güçsüzlüğü

☑️Yoga zayıflatır mı?

Yüksek derecede efor gerektiren yoga stilleriyle zayıflayabilirsiniz.

Yoga Nasıl Yapılır, Yoga ve Meditasyon Farkı nedir?

yoga-nasıl-yapılır-yoga-ile-meditasyon-arasındaki-fark-nedir-arguntc.webpYoga Nasıl Yapılır?

  • Doğru Yoga Stilini Seçmek: Her bir yoga stili kendine özgü özelliklere sahiptir. Yeni başlayan bireyler bu stilleri iyice araştırmalı ve fiziksel yetenekleri doğrultusunda karar vermelidir.
  • Yoga Derslerine Katılmak: Alacağınız derslere katılmak yapılandırılmış, destekleyici bir ortama kavuşmanızı sağlar. Net talimatlarla ve ayarlamalarla endişelerinizi ve yaralanma risklerinizi minimum seviyede tutabilirsiniz.
  • Pratik Yapmak: Sınıfta öğrendiğiniz teknikleri ilerlemek ve vücudunuzu o stile alıştırmak için düzenli bir şekilde pratik yapmalısınız. Eğitmeninizin yol gösterimiyle yeni teknikler ekleyerek motivasyonunuzu artırabilirsiniz.

Yoga ve Meditasyon Farkı

Yoga ve meditasyon, bedeni eğitmek için yıllardır kullanılan ana teknikler arasındadır.
Her iki teknik bireyler için yararlı olsa da aralarında göz ardı edilemeyecek bazı farklılıklar vardır:
  • Temel prensipleri farklıdır: Meditasyon zihni eğitmeyi amaçlarken, yoga zihni ve bedeni eğitmeyi amaçlamaktadır.
  • Zorluk seviyeleri farklıdır: Yoga meditasyona kıyasla daha zor egzersizler içerir.
  • Uygulanışları farklıdır: Meditasyonun neredeyse bütün sürecini oturduğunuz yerden tamamlayabilirsiniz. Yoga, hareket çeşitliliği gerektirir.

Yoga Çeşitleri Nelerdir?

yoga-çeşitleri-nelerdir-arguntc.webpYoga Çeşitleri Nelerdir?

Yoga, her biri farklı metodolojiye sahip çeşitli stilleri kapsayan geniş çaplı bir sistemdir.

Çok sayıda yoga çeşidi mevcut olsa da aşağıda belirttiğimiz maddeler en popüler çeşitlerden bazılarıdır:
  • Hatha Yoga: Yoga stilinin temelini oluşturur. Nefes teknikleri uygulamasına odaklanır. Daha düşük tempolu olduğu için yogaya yeni başlayanlar için en ideal seçimdir.
  • Ashtanga Yoga: Fiziksel olarak fazla enerji sarf etmenizi sağlayan bir stildir. Her seferde aynı sırayla uygulanır. Burada önemli olan güç ve esnekliktir. Uzmanlar eşliğinde almanız önerilir.
  • Vinyasa Yoga: Bu stilde dinamik olmak önemlidir. Nefesinizin hareketinizle senkronize olduğu yoga stilinde kardiyovasküler faydalardan yararlanabilirsiniz.
  • Kundalini Yoga: Çakralarınızı uyarmak için dinamik hareketler mevcuttur. Özel nefes teknikleri ve ilahileri bir arada görebilirsiniz. Ruhsal farkındalık ve gelişmişlik bu stil ile sağlanabilir.
  • Yin Yoga: Meditatif bir yoga tarzı olarak nitelendirebileceğimiz Yin Yoga, eklemler ve derin bağ dokularına odaklanır. Burada sizlerden duruşlarınızı üç ila beş dakika arasında tutmanız istenir.
  • Restoratif Yoga: Nazik ve yumuşak dokunuşlarla vücudunuzu destekleyerek vücudunuzun iyileşmesi teşvik edilir. Başlangıç ve ileri seviye dahil bütün bireyler için uygundur. Özellikle de stres, anksiyete ve endişe durumlarından kurtulmak için faydalıdır.

Filtrele

Geri