Annesini Özleyen Yavru Ayı Masalı
Bir varmış, bir yokmuş… Uzak dağların eteklerinde, çam ağaçlarının göğe uzandığı, berrak derelerin şırıl şırıl aktığı yemyeşil bir orman varmış. Bu ormanda türlü türlü hayvanlar huzur içinde yaşarmış. İlkbahar geldiğinde çiçekler rengârenk açar, kuşlar neşeyle şarkılar söyler, kelebekler çiçekten çiçeğe uçar, orman adeta bir masal diyarına dönüşürmüş. Ormanın sakinlerinden biri de annesiyle birlikte yaşayan küçük bir yavru ayıymış. Yavru ayı annesini çok sever, onun yanında kendini güvende hissedermiş. Annesi de ona her gün doğayı tanıtıyor, hangi meyvelerin yenebileceğini, hangi bitkilere dikkat etmesi gerektiğini sabırla öğretiyormuş.
Bir sabah anne ayı, kış için sakladıkları yiyecekleri tamamlamak amacıyla ormanın uzak tarafına gitmesi gerektiğini söylemiş. Yavru ayının başını sevmiş ve “Ben dönene kadar mağaranın yakınlarında kal. Çok merak etsen bile uzaklara gitme. Göz açıp kapayıncaya kadar geri dönerim.” demiş. Yavru ayı biraz üzülmüş ama annesinin sözünü dinleyeceğine söz vermiş. Anne ayı ağır adımlarla ormanın derinliklerine doğru ilerlerken yavru ayı uzun süre arkasından bakmış.
İlk saatlerde her şey yolundaymış. Yavru ayı çiçekleri seyretmiş, kelebeklerin dansını izlemiş, dere kenarında oturup suyun sesini dinlemiş. Fakat zaman geçtikçe annesini daha çok özlemeye başlamış. İçinden, “Annem neden hâlâ gelmedi? Yoksa başına kötü bir şey mi geldi?” diye düşünmüş. Endişesi büyüdükçe verdiği sözü unutmaya başlamış. Sonunda dayanamamış ve annesini aramak için mağaranın çevresinden ayrılmış.
Ormanda yürürken önce yaşlı bir baykuşla karşılaşmış. Baykuş, yavru ayının telaşlı hâlini görünce “Nereye gidiyorsun küçük dostum?” diye sormuş. Yavru ayı üzgün bir sesle, “Annemi çok özledim. Onu bulmaya gidiyorum.” demiş. Baykuş başını yavaşça sallamış ve “Bazen beklemek, koşmaktan daha doğru olur. Annen sana güvenerek ayrılmıştır.” diye öğüt vermiş. Ancak yavru ayının içindeki özlem o kadar büyükmüş ki bu sözleri dinleyemeden yoluna devam etmiş.
Bir süre sonra neşeyle zıplayan bir tavşanla karşılaşmış. Tavşan, “Neden bu kadar üzgünsün?” diye sormuş. Yavru ayı derin bir nefes alarak “Annemi bulamıyorum.” demiş. Tavşan etrafına bakmış ve “Bu orman çok büyüktür. Tek başına dolaşırsan sen de yolunu kaybedebilirsin.” demiş. Yavru ayı teşekkür etmiş ama yürümeyi sürdürmüş.
Az sonra sık ağaçların arasına girmiş. Güneş ışıkları dalların arasından güçlükle geçiyor, her yer birbirine benziyormuş. Bir süre sonra hangi taraftan geldiğini unutmuş. Kalbi hızlı hızlı atmaya başlamış. “Keşke annemin sözünü dinleseydim.” diye mırıldanmış. Gözlerinden birkaç damla yaş süzülmüş. O sırada ince dalların arasından tatlı bir cıvıltı duyulmuş. Küçük bir serçe yakındaki dala konmuş ve “Üzülme. Ağlamak yerine sakin olursan doğru yolu bulabilirsin.” demiş. Yavru ayı derin bir nefes almış ve serçenin gösterdiği açıklığa doğru yürümüş.
Tam o sırada uzaktan tanıdığı güçlü bir ses duyulmuş. “Yavrum! Neredesin?” Anne ayı yavrusunu arıyormuş. Yavru ayının yüzü bir anda aydınlanmış. Hemen sesin geldiği yöne koşmuş. Anne ayı da onu görünce sımsıkı sarılmış. Bir süre ikisi de hiçbir şey söylemeden birbirlerine sarılmışlar. Sonra anne ayı yumuşak bir sesle, “Seni bulamayınca çok korktum. Sana mağaranın yakınında kalmanı bu yüzden söylemiştim.” demiş.
Yavru ayı başını öne eğmiş. “Seni çok özledim. Beklemek bana çok zor geldi. Ama şimdi anlıyorum ki sözünü dinlemeyerek hem seni hem de kendimi üzdüm.” demiş. Anne ayı gülümseyerek yavrusunun başını okşamış. “Özlemek çok doğal bir duygudur. Fakat sevdiğimiz kişilere güvenmeyi de öğrenmeliyiz. Sabırlı olursak çoğu zaman her şey yoluna girer.” demiş.
İkisi birlikte mağaralarına doğru yürürlerken ormanın sessizliği yeniden huzurla dolmuş. Baykuş onları uzaktan gülümseyerek izlemiş, tavşan sevinçle zıplamış, serçe ise neşeli bir şarkı söylemeye başlamış. O günden sonra yavru ayı annesinin sözlerini daha dikkatle dinlemiş. Beklemenin bazen en büyük cesaret olduğunu öğrenmiş ve annesine olan sevgisiyle birlikte ona duyduğu güven de her geçen gün artmış.
O günden sonra ormanda yaşayan bütün hayvanlar bu olayı uzun süre anlatmışlar. Çünkü herkes biliyormuş ki sevgi yalnızca özlemekten ibaret değildir. Sevgi, aynı zamanda güvenmek, sabretmek ve sevdiklerimizin sözlerine kulak vermektir.