Kemoterapi ilaçlarının türleri nedir?

  • Konbuyu başlatan Konbuyu başlatan Argun
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • 💬Cevaplar 💬Cevaplar 0
  • 👁️‍🗨️Görüntüleme 👁️‍🗨️Görüntüleme 87

Argun

👑Tanınmış üye
Yönetici
Moderatör
📅Katılım
9 Ara 2024
💬Mesajlar
35,954
✔️Çözümler
1
🎭Tepki puanı
229
🏆kupalar
63
📌Konum
Türkiye
🌍Website
argun.tc
🌟Puan
6,789,602
💵Bakiye
453TL
Kanser tedavisinde çok önemli bir yere sahip olan kemoterapide, ‘klasik kemoterapi’ uygulamaları geçerliliğini korurken, akıllı ilaçlardan moleküler uygulamalara kadar pek çok yenilikçi yöntem başarı oranlarını artırmaktadır.

Kanser hücresinin büyüme sinyallerini engelleme özelliği​

Her kanser türü için sıklıkla kullanılan ‘hedefe yönelik akıllı ilaçlar’, ağızdan hap ya da damardan olmak üzere iki şekilde kullanılmaktadır. Küçük molekül ya da antikor yapısında olan bu ilaçlar, kanser hücresinin büyüme reseptörlerine tutunarak tümörün büyüme uyarısı almasına engel olur.

Mide bulantısı ve saç dökülmesi gibi yan etkileri minimum ya da kontrol edilebilir düzeyde olan ilaçlar, hastaya hem etkin bir tedavi seçeneği sunmakta hem de tedavi sürecinde hastanın yaşam kalitesini artırmaktadır. Akıllı moleküller ve hedefe yönelik ilaçlar; özellikle beyin tümörlerinde, baş boyun, akciğer, mide, meme, böbrek ve prostat kanseri gibi birçok kanser türünde kullanılmaktadır. Bu ilaçların varlığı klasik kemoterapilerin varlığını ortadan kaldırmaz. Akıllı ilaçlar ile kemoterapiler, bazı kanser türlerinde kombine edilerek uygulanmaktadır.

Bağışıklık sistemi hücreleriyle tedavi desteği​

İnsan vücudunda kanserle mücadele eden çok sayıda hücre bulunmaktadır. Ancak bu hücrelerin aktivasyonunun, bir noktaya kadar gerçekleşebildiği bilinmektedir. Son günlerde adından sıkça söz ettiren immünoterapiler sayesinde kişinin kendi bağışıklık sistemi hücrelerinden bu amaçla yararlanılmaktadır.

Bu sayede kişinin, kendi bağışıklık sistemini ve savunma mekanizmalarını kullanma yolu ile kanserle mücadele edilmektedir. İmmünoterapi adı verilen bu yöntem, insan vücudunda bulunan kanser savaşçısı hücrelerin, kanser dokusuna yönlendirilmesiyle hastalığın tedavisini amaçlamaktadır. Serum şeklinde ve 2-3 haftalık periyotlarla hastaya verilen ajanlar, çok agresif ilerleyen bir cilt kanseri türü olan malign melanin ve akciğer kanserinde etkili sonuçlar sağlamaktadır. Ayrıca böbrek ve lenf kanserlerinin tedavisinde de kullanılabilen immünoterapiler çok sayıda kanser türünde başarı sonuçlar vermektedir.

Ameliyat şansı olmayan hastalara moleküler tedaviler​

Ameliyat şansı bulunmayan hastalarda, bazı kanser türleri için yaşam süresini uzatan ve kişinin yaşam kalitesini yükselten moleküler tedaviler de önemli seçenekler arasında yer almaktadır. Kanser hücresinin özelliklerini ya da zaaflarını saptayabilen moleküller, ağız ya da damar yoluyla vücuda verildiğinde kanserli bölgeye ulaşır. Sağlıklı dokuların en az düzeyde etkilenmesi ve tümör hücrelerinin etkin dozla tahrip olmasını sağlayan tedaviler, mikroskobik boyuttaki radyoaktif yüksek enerjiye sahip “yttrium-90” içeren boncuklarla karaciğer tümörlerinde, hastalığın gerilemesi ve yaşam süresinin uzamasına katkı sağlamaktadır.

Mide, pankreas, bağırsak, tiroit, akciğer gibi birçok organ kökenli olabilen “nöroendokrin” adlı kanser türünde de radyoaktif tedavilerden yararlanılmaktadır. Aktinyum ve Lutesyum gibi moleküler tedaviler, ileri evre prostat kanseri ve nöroendokrin kanserler için de oldukça etkili tedavi seçeneklerinden biri olarak kabul edilmektedir.

Damar yoluyla verilen radyoaktif peptidler hedeflenen hücrelerin üzerine yapışarak ve yüksek miktarda ışın yayarak kanserli hücreleri yok etmektedir. Bu tedaviler, cerrahi şansı bulunmayan ve yaygın tümör varlığı olan kişilerde, hastalığın ilerlemesini durdurabilir özelliğe sahiptir. Tiroit kanserlerinde ise “atom tedavisi” olarak bilinen ve “radyonüklid tedavilerin” en yaygını olan radyoaktif iyot tedavisi öne çıkmaktadır. İşlem, tiroit kanseri tanısı konulan hastaların büyük çoğunluğuna, ameliyat sonrası ağız yolu ile kapsül veya sıvı şeklinde uygulanmaktadır.

Cinsel Yaşam​

Kanser tedavi sürecinde, cinsel yaşamın kesilmesine gerek yoktur. Bazı hastalarda cinsel istekte azalma bazı hastalarda da artış olabilir. Cinsel istek azlığı her hasta için geçerli olmayan bir durumdur ve tedavi sonrası ortadan kalkabilir. Bu nedenle eşler arasında, “kanser bulaşma riski” gibi yanlış fikirlerin ortadan kaldırılması, korkuya kapılma ve cinsellikte aksamalar yaşanmaması için gerekirse uzman desteği alınmalıdır.
 

Benzer konular

💬Cevaplar
0
👁️‍🗨️Görüntüleme
92
💬Cevaplar
0
👁️‍🗨️Görüntüleme
62

Günün trendleri

Geri