Mesajlaşmak, günümüz flört dünyasının hem en kolay hem de en mayınlı alanı. Yüz yüze olunduğunda ses tonu, bir gülümseme veya küçük bir jestle toparlanabilecek durumlar, ekran karşısında tek bir kelimeyle geri dönülemez bir uçuruma sürüklenebiliyor. Karşı tarafta henüz güçlü bir bağ oluşmamışken, mesajlaşma dilinde yapılan hatalar potansiyel bir ilişkiyi başlamadan bitirebiliyor.
Eğer siz de flörtlerinizin mesajlaşma aşamasında aniden tıkandığını, karşı tarafın soğuduğunu veya sohbetin bir anda kesildiğini fark ediyorsanız, farkında olmadan bazı kritik hataları tekrarlıyor olabilirsiniz. İşte mesajlaşırken yapılan ve flörtü henüz başlamadan bitiren en yaygın 5 iletişim hatası.
Karşı taraf size yarım saat sonra yazdı diye kronometre tutup tam 30 dakika beklemek, "Ben çok meşgulüm ve vazgeçilmezim" imajı çizmek yerine, çoğunlukla "Seninle ilgilenmiyorum" mesajı verir. Tabii ki hayatınızın merkezine flörtünüzü koyup saniyesinde cevap vermek zorunda değilsiniz; ancak yapay bir taktik uğruna saatlerce beklemek sohbetin tüm enerjisini ve doğallığını öldürür. İletişim bir ritim işidir; bu ritmi ego savaşlarıyla bozduğunuzda, karşı taraf bir süre sonra çaba göstermekten sıkılıp tamamen geri çekilecektir.
Sizden gelen bir mesaja henüz cevap gelmemişken ardı ardına "Orada mısın?", "Ne yapıyorsun?", "Neden yazmadın?", "???" gibi takip mesajları göndermek, karşı tarafta yoğun bir baskı ve "kaygılı/muhtaç" bir profil imajı oluşturur. Unutmayın, flört dönemi bir tür danstır; bir adım siz atarsınız, bir adım karşı taraf. Karşı tarafa cevap vermesi, nefes alması ve sizi özlemesi için alan bırakmalısınız. Her boş anınızda ekranı mesajla doldurmak, gizemi ve flörtün getirdiği o tatlı merak duygusunu yok eder.
Henüz birbirinizin mizah anlayışını, hassasiyetlerini ve kırmızı çizgilerini tam olarak bilmediğiniz flört aşamasında, riskli esprilerden ve aşırı ironiden kaçınmak gerekir. Yazı dilinde yanlış anlaşılmaya çok müsait olan bu durum, karşı tarafın savunmaya geçmesine veya sizden tamamen soğumasına yol açar. Eğer mutlaka bir espri yapacaksanız, arkasına ekleyeceğiniz samimi bir emoji (
,
gibi) cümlenin niyetini netleştirmeye yardımcı olabilir. Ancak en doğrusu, derin ve riskli mizahı yüz yüze buluşmalara saklamaktır.
Karşı tarafa arka arkaya "Gelecek planların neler?", "Eski sevgilinden neden ayrıldın?", "Evliliğe nasıl bakıyorsun?" gibi ağır ve sorgulayıcı soruları mesaj üzerinden sormak insanları ürkütür ve kaçırır. Benzer şekilde, henüz yeni tanıdığınız birine mesajda hayatınızla ilgili tüm dertleri, travmaları veya gün içindeki tüm negatiflikleri upuzun paragraflarla anlatmak da "enerji emici" bir izlenim bırakır. Derin konular, geçmiş hikayeleri ve ciddi hayati sorgulamalar mesajlaşmanın değil, karşılıklı kahve içerken gözlerin içine bakarak konuşulacak anların konusudur.
Mesajlaşmayı bir güç savaşına ya da her anınızı rapor ettiğiniz bir zorunluluğa dönüştürmeyin. Doğal, dozunda, samimi ve karşı tarafa alan tanıyan bir mesajlaşma dili, sizi her zaman o heyecanla beklenen bir sonraki buluşmaya çok daha güvenle taşıyacaktır.
Eğer siz de flörtlerinizin mesajlaşma aşamasında aniden tıkandığını, karşı tarafın soğuduğunu veya sohbetin bir anda kesildiğini fark ediyorsanız, farkında olmadan bazı kritik hataları tekrarlıyor olabilirsiniz. İşte mesajlaşırken yapılan ve flörtü henüz başlamadan bitiren en yaygın 5 iletişim hatası.
1. "Görüldü" Savaşları ve Aşırı Stratejik Geç Cevap Vermeler
Sosyal medyanın hayatımıza soktuğu en büyük kaygı unsurlarından biri şüphesiz o çift mavi tık veya "görüldü" ibaresidir. Flört döneminde yapılan en çocuksu ama en yıkıcı hatalardan biri, bilerek ve isteyerek geç cevap verme taktiğidir.Karşı taraf size yarım saat sonra yazdı diye kronometre tutup tam 30 dakika beklemek, "Ben çok meşgulüm ve vazgeçilmezim" imajı çizmek yerine, çoğunlukla "Seninle ilgilenmiyorum" mesajı verir. Tabii ki hayatınızın merkezine flörtünüzü koyup saniyesinde cevap vermek zorunda değilsiniz; ancak yapay bir taktik uğruna saatlerce beklemek sohbetin tüm enerjisini ve doğallığını öldürür. İletişim bir ritim işidir; bu ritmi ego savaşlarıyla bozduğunuzda, karşı taraf bir süre sonra çaba göstermekten sıkılıp tamamen geri çekilecektir.
2. Tonlama Eksikliğini Unutup "Aşırı Kısa ve Kuru" Yazmak
Mesajlaşırken en çok unuttuğumuz şey, kelimelerin arkasındaki duygu akışıdır. Yüz yüze söylenildiğinde çok neşeli durabilecek bir cümle, mesajda dümdüz yazıldığında bir hesap sorma veya soğukluk ifadesine dönüşebilir.- "Tamam." yerine "Tamamdır, süper!"
- "Naber" yerine "Selam, günün nasıl geçiyor?"
3. "Mesaj Bombardımanı" ile Karşı Tarafı Boğmak
Heyecanlanmak, birinden çok hoşlanmak ve onunla sürekli iletişimde kalmak istemek son derece doğal. Ancak henüz ilişkinin adının konmadığı, sınırların yeni çizildiği flört döneminde karşı tarafı mesaj yağmuruna tutmak büyük bir geri tepmeye neden olur.Sizden gelen bir mesaja henüz cevap gelmemişken ardı ardına "Orada mısın?", "Ne yapıyorsun?", "Neden yazmadın?", "???" gibi takip mesajları göndermek, karşı tarafta yoğun bir baskı ve "kaygılı/muhtaç" bir profil imajı oluşturur. Unutmayın, flört dönemi bir tür danstır; bir adım siz atarsınız, bir adım karşı taraf. Karşı tarafa cevap vermesi, nefes alması ve sizi özlemesi için alan bırakmalısınız. Her boş anınızda ekranı mesajla doldurmak, gizemi ve flörtün getirdiği o tatlı merak duygusunu yok eder.
4. İroni, Espri ve Sarcasm (İğneleme) Dozunu Ayarlayamamak
Mizah, flörtün en güçlü yakıtlarından biridir. Sizi birbirinize yakınlaştırır ve aradaki buzları eritir. Ancak yüz yüze yapılan esprilerde işleyen mimikler, göz kırpmalar ve ses tonu mesajlaşmada yoktur. Dolayısıyla sizin kendi içinizde çok komik bulduğunuz iğneleyici bir espri, karşı tarafta kaba, kırıcı veya ofansif bir algı yaratabilir.Henüz birbirinizin mizah anlayışını, hassasiyetlerini ve kırmızı çizgilerini tam olarak bilmediğiniz flört aşamasında, riskli esprilerden ve aşırı ironiden kaçınmak gerekir. Yazı dilinde yanlış anlaşılmaya çok müsait olan bu durum, karşı tarafın savunmaya geçmesine veya sizden tamamen soğumasına yol açar. Eğer mutlaka bir espri yapacaksanız, arkasına ekleyeceğiniz samimi bir emoji (
5. Mesajlaşmayı Bir "Sorgu Odası" veya "İç Dökme" Alanına Çevirmek
Flört döneminde sohbetlerin akıcı, eğlenceli ve iki tarafı da yormayan bir hafiflikte olması beklenir. En sık yapılan hatalardan sonuncusu ise mesaj kutusunu ya bir iş mülakatına ya da bir terapi seansına çevirmektir.Karşı tarafa arka arkaya "Gelecek planların neler?", "Eski sevgilinden neden ayrıldın?", "Evliliğe nasıl bakıyorsun?" gibi ağır ve sorgulayıcı soruları mesaj üzerinden sormak insanları ürkütür ve kaçırır. Benzer şekilde, henüz yeni tanıdığınız birine mesajda hayatınızla ilgili tüm dertleri, travmaları veya gün içindeki tüm negatiflikleri upuzun paragraflarla anlatmak da "enerji emici" bir izlenim bırakır. Derin konular, geçmiş hikayeleri ve ciddi hayati sorgulamalar mesajlaşmanın değil, karşılıklı kahve içerken gözlerin içine bakarak konuşulacak anların konusudur.
Telefonu Biraz Kenara Bırakın
Mesajlaşmak flörtün sadece bir fragmanıdır, filmin kendisi değil. En kusursuz emojileri kullansanız, en yaratıcı cümleleri kursanız bile hiçbir şey yüz yüze bir bakışın, samimi bir gülüşün ve anlık gelişen bir sohbetin yerini tutamaz.Mesajlaşmayı bir güç savaşına ya da her anınızı rapor ettiğiniz bir zorunluluğa dönüştürmeyin. Doğal, dozunda, samimi ve karşı tarafa alan tanıyan bir mesajlaşma dili, sizi her zaman o heyecanla beklenen bir sonraki buluşmaya çok daha güvenle taşıyacaktır.