Ü
Üye silindi 81
Guest

Bir zamanlar sıcacık bir evin köşesinde, yumuşacık bir battaniyenin üstünde uyuyan bir kediydi o.
Belki bir ismi vardı; “Mavi”, “Pamuk” ya da “Zeytin”...
Adı söylendiğinde kafasını kaldırır, kuyruğunu kıvırarak sahibine koşardı.
Mama kabı hep doluydu, suyu her zaman tazeydi.
Bir sevgi dokunuşu, bir okşama, bir “aferin güzel kedim” sesiyle dünyası güzeldi.
Ama bir gün...
Kapı biraz fazla açık kaldı, ya da bir taşıma kutusu bir yere bırakıldı.
Belki taşınıldı, belki “bakamayız artık” denildi.
Ve o kedi, o sıcacık hayatın ardından kendini soğuğun, yabancılığın ve sessizliğin ortasında buldu.
Ev kedisiyken sokak kedisi olmak...
Bir insanın sıcak yatağından kalkıp bir anda soğuk kaldırım taşına uzanmak gibidir.
Bir anlık şaşkınlık, ardından uzun süren bir hüzün gelir.
Çünkü o kediler sokakları bilmez.
Arabadan korkmayı, köpekten kaçmayı, çöp karıştırmayı, su aramayı öğrenmemiştir.
İlk gün sadece beklerler.
Sahiplerinin geri döneceğini, kapının yeniden açılacağını…
Ama o kapı bir daha açılmaz.
Geceleri titrerken belki bir çocuk sesi duyar, kulak kabartır.
“Belki o,” der içinden, ama değildir.
Yabancı yüzler, soğuk bakışlar, hatta taşlar gelir bazen ardından.
Bir zamanlar sevilmek için uzatılan o patiler, şimdi kendini savunmak için tırnaklarını çıkarır.
Kedinin gözleri değişir o günlerde; artık sadece bakmaz, anlar.
Anlar dünyanın ne kadar büyük ve sevgisiz olabileceğini.
Yine de içinde bir umut kalır.
Bir pencerenin önünde durur mesela,
perdenin arkasından bir insan gölgesi görünür ve o an kalbi hızla çarpar.
“Belki içeri alır beni” der.
Ama perde kapanır.
Kedi geri döner, bir köşeye kıvrılır, sessizce yıkanır — sanki olanları unutur gibi.
Ev kedisiyken sokak kedisi olanlar, dünyanın en yalnız varlıklarıdır.
Çünkü onlar hem sevginin sıcaklığını bilirler,
hem de kaybın soğukluğunu.
Sokak kedileri kadar vahşi olamazlar;
onlar gibi avlanmayı öğrenemez, onlar kadar güvensiz olamazlar.
Ama aynı zamanda artık ev kedisi de değildirler.
Bir arada kalmışlık hâlidir onlarınki.
Ne tamamen ait, ne tamamen özgür…
Ve bir gün, bir insan yine elini uzatır.
Kedi önce korkar, geri çekilir.
Sonra o el titremeden uzanırsa,
belki yeniden güvenmeye başlar.
O an, içindeki eski hayat bir anlığına canlanır.
Bir mırıldanma, bir baş eğiş, bir umut kıvılcımı…
İşte yeniden sevmenin, yeniden inanmanın ilk adımıdır bu.
Ev kedisiyken sokakta kalan her kedi,
bize çok şey öğretir aslında.
Sevginin ne kadar kıymetli olduğunu,
bir canlıyı sahiplenmenin sadece mama vermek değil,
bir ömürlük sorumluluk olduğunu…
Çünkü onlar, terk edilmiş bir sevginin sessiz tanıklarıdır.
Bir kapının önünde, bir sokağın köşesinde,
bir gözlerinde geçmişin sıcaklığı, diğerinde bugünün soğuğu vardır.
Eğer bir gün yolda bir kediyle göz göze gelirseniz,
belki o da bir zamanlar ev kedisiydi.
Ve belki, sizin bir gülümsemeniz bile
onun yeniden güvenmeye başlamasına yeter.
