Kök hücre naklinde hastalıklı kemik iliği hücrelerinin yerini almak üzere başka bir kişiden sağlıklı kök hücreler nakledilir. Nakledilen kök hücrelerle birlikte bulunan bağışıklık sisteminin savaşçı hücreleri, lösemi hücrelerini yabancı olarak tanıyarak onları yok etmeye çalışır. Bu durumun tıbbi adı “graft versus lösemi” etkisidir.
Bu sayede hem verilen kök hücreler ile hastalıksız yeni kan hücreleri yapılırken, diğer taraftan lösemi ile de savaşılmış olur.
Öte yandan, kök hücrelerle birlikte verilen bağışıklık sisteminin bu savaşçı hücreleri sağlıklı hücrelere de saldırabilir. En çok saldırdığı organlar cilt, karaciğer ve mide bağırsak (gastro-intestinal) sistemidir.
Karaciğer saldırısı nedeniyle karaciğer enzimlerinde bozulma ve bilirubin yüksekliğine bağlı sarılık, cilt saldırısına bağlı ciltte çok hafif döküntülerden yanık derecesine varan lezyonlar ve mide- bağırsak sistemine saldırıdan dolayı ishal, karın ağrısı bazen barsak tıkanıklığı gibi ciddi durumlar görülebilir. Bu durumun tıbbi adı “graft-versus-host” hastalığıdır.
Kök hücre nakli öncesi ve sonrasında bu durumu önlemek ya da hafif geçirmek için ilaçlar verilecektir.
Kronik Myeloid Lösemide (KML), kök hücre nakli ile KML'yi başarılı bir şekilde kontrol etme şansı, nakil sırasındaki hastalık aşaması ile ilgilidir. Nakilden en iyi yanıt alınan faz kronik fazdır. Bununla birlikte, komplikasyonlarından dolayı nakil genellikle kronik fazda 1. seçenek değildir. Bu yüzden genelde hızlandırılmış aşama veya blast fazı denilen lösemi fazında ya da tüm Tirozin kinaz inhibitörlere dirençli kronik fazdaki hastalarda tercih edilir.
Hızlandırılmış ve blast fazında kök hücre nakli planı yapılmışsa önce Tirozin kinaz inhibitörleri ve/veya kemoterapi verilerek hastalık kronik faza döndürülmeye çalışılarak nakil yapılması daha uygun olacaktır.
Tedavi yanıtı için bilinmesi gereken tanımlar şu şekildedir.
RT-PCR (ters transkriptaz polimeraz zincir reaksiyonu) adı verilen hassas bir moleküler test kullanılarak anormal BCR-ABL1 geninin mevcut olup olmadığını gösterir. Başlangıçtaki sayıya göre kaç kat azaldığı logaritmik azalma) hesaplanarak yanıt düzeyi verilir. Ulaşılması istenen azalma en az 1000 katın üzerindedir (BCR-ABL düzeyinin %0.1’den küçük olması).
Bu sayede hem verilen kök hücreler ile hastalıksız yeni kan hücreleri yapılırken, diğer taraftan lösemi ile de savaşılmış olur.
Öte yandan, kök hücrelerle birlikte verilen bağışıklık sisteminin bu savaşçı hücreleri sağlıklı hücrelere de saldırabilir. En çok saldırdığı organlar cilt, karaciğer ve mide bağırsak (gastro-intestinal) sistemidir.
Karaciğer saldırısı nedeniyle karaciğer enzimlerinde bozulma ve bilirubin yüksekliğine bağlı sarılık, cilt saldırısına bağlı ciltte çok hafif döküntülerden yanık derecesine varan lezyonlar ve mide- bağırsak sistemine saldırıdan dolayı ishal, karın ağrısı bazen barsak tıkanıklığı gibi ciddi durumlar görülebilir. Bu durumun tıbbi adı “graft-versus-host” hastalığıdır.
Kök hücre nakli öncesi ve sonrasında bu durumu önlemek ya da hafif geçirmek için ilaçlar verilecektir.
Kronik Myeloid Lösemide (KML), kök hücre nakli ile KML'yi başarılı bir şekilde kontrol etme şansı, nakil sırasındaki hastalık aşaması ile ilgilidir. Nakilden en iyi yanıt alınan faz kronik fazdır. Bununla birlikte, komplikasyonlarından dolayı nakil genellikle kronik fazda 1. seçenek değildir. Bu yüzden genelde hızlandırılmış aşama veya blast fazı denilen lösemi fazında ya da tüm Tirozin kinaz inhibitörlere dirençli kronik fazdaki hastalarda tercih edilir.
Hızlandırılmış ve blast fazında kök hücre nakli planı yapılmışsa önce Tirozin kinaz inhibitörleri ve/veya kemoterapi verilerek hastalık kronik faza döndürülmeye çalışılarak nakil yapılması daha uygun olacaktır.
Tedavi yanıtı için bilinmesi gereken tanımlar şu şekildedir.
Hematolojik yanıt
KML hücrelerinin kandan kaybolarak kan sayımı değerlerinin normale gelmesi anlamına gelir. Tam hematolojik yanıt diyebilmek için şu kriterler gereklidir:- Tam kan sayımının normale gelerek lökosit sayısının 10.000/mm3 altına inmesi
- Trombosit denilen pıhtılaşma hücrelerinin 450 bin/mm3 altına düşmesi
- Mikroskop altında kan hücrelerine bakıldığında anormal hücre (genç hücreler ve blast denilen lösemik hücreleri) görülmemesi
- Hastalığa bağlı yakınmaların ortadan kaybolması ve dalak boyutunun normale dönmesi
Sitogenetik yanıt
Hücreler genetik olarak değerlendirildiğinde, Philadelphia kromozomunu içeren hastalıklı hücrelerin kan veya kemik iliğinden kaybolmasını ifade eder.- Tam sitogenetik yanıt. Hiç philedelphia kromozomu pozitif (Ph +) hücre izlenmemesidir.
- Majör sitogenetik yanıt (MSY). Ph + hücrelerin %0 - 35 arasında olması
- Kısmi sitogenetik yanıt (KSY). Ph + hücrelerin %1 - 35 arasında olması
- Minör sitogenetik yanıt (MiSY). Ph + hücrelerin %>35 - 65 arasında olması
RT-PCR (ters transkriptaz polimeraz zincir reaksiyonu) adı verilen hassas bir moleküler test kullanılarak anormal BCR-ABL1 geninin mevcut olup olmadığını gösterir. Başlangıçtaki sayıya göre kaç kat azaldığı logaritmik azalma) hesaplanarak yanıt düzeyi verilir. Ulaşılması istenen azalma en az 1000 katın üzerindedir (BCR-ABL düzeyinin %0.1’den küçük olması).