Boşanma Davası Nasıl Açılır? Anlaşmalı ve Çekişmeli Boşanma Farkları
Boşanma, hukuki bir süreç olmasının yanında duygusal olarak da yıpratıcı bir dönemdir. Bu süreçte doğru bilgiye sahip olmak, hem zaman hem de maddi ve manevi kayıpları azaltır. Hangi mahkemeye başvuracağınızı, anlaşmalı ve çekişmeli yol arasındaki farkı ve dava sürecinde sizi nelerin beklediğini önceden bilmek, kararlarınızı daha sağlıklı vermenizi sağlar. Aşağıdaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır. Kanun hükümleri, harç ve masraf tutarları ile uygulama zaman içinde değişebileceğinden, somut bir durumda mutlaka güncel mevzuatı kontrol etmek ya da bir aile hukuku avukatından destek almak gerekir. Konuyla ilgili en çok merak edilen soruları birlikte ele alalım.
Boşanma Davası Hangi Mahkemede ve Nasıl Açılır?
Boşanma davaları aile mahkemelerinde görülür. Bulunduğunuz yerde aile mahkemesi yoksa bu davalara asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bakar. Yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yerindeki mahkeme ya da davadan önce eşlerin son altı aydan beri birlikte oturdukları yerdeki mahkemedir. Yani davayı açan kişi, bu seçeneklerden birini tercih edebilir.
Dava, bir dava dilekçesiyle açılır. Dilekçede şu bilgiler yer almalıdır:
- Tarafların kimlik ve adres bilgileri
- Evlilik tarihi ve evlilikten doğan çocukların bilgileri
- Boşanma sebebi ve buna dayanak olan olaylar
- Boşanmanın yanı sıra talep edilen nafaka, tazminat, velayet gibi diğer talepler
- Delil listesi (tanıklar, belgeler, mesaj kayıtları, raporlar vb.)
Dilekçeye nüfus kayıt örneği, evlilik cüzdanı örneği ve varsa deliller eklenir. Dilekçe, mahkeme kalemine verilebileceği gibi UYAP üzerinden avukat aracılığıyla ya da e-Devlet üzerinden de iletilebilir. Dava açılırken başvuru harcı ve gider avansı yatırılır. Bu tutarlar her yıl güncellendiği için mahkeme veya avukat aracılığıyla öğrenilmelidir.
Boşanma davasında avukat tutmak zorunlu değildir. Ancak özellikle çekişmeli davalarda, mal paylaşımı ve velayet gibi konularda hak kaybı yaşanmaması için avukat desteği büyük önem taşır. Maddi imkânı olmayanlar adli yardımdan yararlanabilir.
Anlaşmalı Boşanma Nedir ve Şartları Nelerdir?
Anlaşmalı boşanma, eşlerin evlilik birliğini sona erdirmek ve bunun sonuçları konusunda tamamen uzlaşmaları hâlinde uygulanan, en hızlı ve en az yıpratıcı boşanma yoludur. Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir.
Anlaşmalı boşanmanın şartları şunlardır:
- Evlilik en az bir yıl sürmüş olmalıdır. Bir yıldan kısa süren evliliklerde bu yol kullanılamaz.
- Eşler birlikte başvurmalı ya da biri dava açıp diğeri davayı kabul etmelidir. Yani iki taraf da boşanma konusunda hemfikir olmalıdır.
- Hâkim, eşleri bizzat dinlemelidir. Eşlerin duruşmaya bizzat gelmesi gerekir, avukatlar eşlerin yerine beyanda bulunamaz.
- Eşler, boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumu konusunda anlaşmalıdır. Bu uzlaşma genellikle yazılı bir anlaşmalı boşanma protokolüyle belgelenir.
Hâkim, eşlerin iradelerinin özgür olup olmadığını ve anlaşmanın çocukların yararına uygun olup olmadığını inceler. Anlaşma, çocukların menfaatine aykırıysa hâkim protokolü onaylamayabilir. Bu durumda eşlerin protokolü gözden geçirmesi gerekir.
Anlaşmalı Boşanma Protokolünde Neler Yer Almalıdır?
Anlaşmalı boşanma protokolü, boşanmanın sonuçlarına ilişkin tüm konuları kapsayan bir sözleşmedir. Eksik ya da belirsiz hazırlanması, sonradan yeni uyuşmazlıklara yol açabilir. Bu nedenle titizlikle yazılması gerekir.
Bir protokolde genellikle şu başlıklar bulunur:
- Velayet: Ortak çocukların velayetinin kimde olacağı. Kanun, velayeti genellikle eşlerden birine verir, ancak ortak velayet de uygulamada kabul edilmektedir.
- Kişisel ilişki (görüşme düzeni): Velayeti almayan tarafın çocukla ne zaman, nerede ve hangi sürelerle görüşeceği. Hafta sonları, tatiller, bayramlar ayrıntılı olarak belirlenebilir.
- İştirak nafakası: Velayeti almayan eşin çocuğun giderlerine katkı olarak ödeyeceği aylık tutar.
- Yoksulluk nafakası: Boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eşe, diğer eşin ödeyeceği nafaka ya da bu hakkın karşılıklı olarak kullanılmayacağına dair düzenleme.
- Maddi ve manevi tazminat: Taraflardan birinin diğerine ödeyeceği tazminat ya da tazminat talep edilmeyeceğine dair beyan.
- Mal paylaşımı: Evlilik süresince edinilen malların, taşınmazların, araçların ve hesapların paylaşım biçimi. Mal rejiminden doğan alacak hakları da bu başlık altında düzenlenebilir.
- Ev eşyası ve ortak yaşam alanı: Eşyaların kime kalacağı ve ortak konutun akıbeti.
Protokol imzalandıktan sonra duruşmada hâkime sunulur ve eşlerin beyanlarıyla onaylanır. Hâkim, protokolü uygun bulursa boşanma kararını verir ve protokol hükümleri karara dâhil edilir.
Çekişmeli Boşanma Nedir ve Hangi Sebeplere Dayanır?
Çekişmeli boşanma, eşler arasında boşanma kararı ya da boşanmanın sonuçları konusunda uzlaşma olmadığında açılan davadır. Bu davada, eşlerden biri boşanmak istiyor ve diğeri ya karşı çıkıyor ya da boşanmaya razı olsa da nafaka, velayet veya mal paylaşımı gibi konularda anlaşamıyordur.
Çekişmeli boşanma davası, kanunda sayılan sebeplerden birine dayandırılmak zorundadır. Başlıca boşanma sebepleri şunlardır:
- Zina (TMK m. 161): Eşlerden birinin evlilik dışı ilişkiye girmesi.
- Hayata kast ve pek kötü ya da onur kırıcı davranış (TMK m. 162): Fiziksel şiddet, ağır hakaret, aşağılama gibi eylemler.
- Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme (TMK m. 163): Diğer eşi ortak hayatı sürdürmesi beklenemeyecek kadar utandıran davranışlar.
- Terk (TMK m. 164): Eşlerden birinin ortak konutu haklı bir sebep olmaksızın terk etmesi ve en az altı ay ayrı kalması, ihtar çekildikten sonra dönmemesi.
- Akıl hastalığı (TMK m. 165): Eşin akıl hastalığının ortak hayatı çekilmez hâle getirmesi ve iyileşme ihtimalinin bulunmaması.
- Evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m. 166/1-2): En yaygın başvurulan sebeptir. Ortak hayatı sürdürmenin beklenemez hâle gelmesini ifade eder. Geçimsizlik, ilgisizlik, aşırı kıskançlık, sürekli kavga gibi olaylar bu kapsamda değerlendirilir.
- Ayrı yaşama (TMK m. 166/4): Eşlerin fiilen ayrı yaşamaya başlamasının ardından en az üç yıl geçmişse ve bu süre içinde eşler barışmamışsa boşanma sebebi oluşur.
Çekişmeli boşanmada kusur kavramı önemlidir. Hâkim, tarafların kusur durumunu değerlendirir. Kusur oranı, tazminat ve nafaka taleplerinin sonucunu etkileyebilir. Ayrıca bazı boşanma sebepleri için hak düşürücü süreler vardır. Örneğin zina ve hayata kast gibi hâllerde, boşanma hakkı sebebin öğrenilmesinden itibaren altı ay ve her hâlükârda olaydan itibaren beş yıl geçmekle düşer. Bu süreleri kaçırmamak için vakit kaybetmeden hukuki destek almak gerekir.
Anlaşmalı ve Çekişmeli Boşanma Arasındaki Farklar Nelerdir?
İki boşanma türü arasındaki temel fark, tarafların uzlaşma durumudur. Ancak bu fark süre, maliyet ve duygusal yük bakımından da büyük sonuçlar doğurur.
Süre: Anlaşmalı boşanma genellikle tek duruşmada sonuçlanır. Dosyanın açılmasından karara kadar geçen süre, mahkemenin iş yüküne bağlı olarak birkaç haftadan birkaç aya kadar değişebilir. Çekişmeli boşanma ise iddia, savunma, delil toplama, tanık dinleme ve bilirkişi incelemeleri gibi aşamalardan geçtiği için yıllar sürebilir. Karara itiraz edilirse istinaf ve Yargıtay süreçleri de eklenebilir.
Maliyet: Anlaşmalı boşanmada yargılama giderleri ve avukatlık ücreti genellikle daha düşüktür. Çekişmeli boşanmada uzayan süreç, bilirkişi ve tanık giderleri ile ek vekâlet ücretleri maliyeti artırır.
Kesinleşme: Anlaşmalı boşanma kararı, eşlerin kanun yoluna başvuru haklarından feragat etmeleri hâlinde derhâl kesinleşir. Çekişmeli boşanma kararı ise taraflar istinaf yoluna başvurabildiği için hemen kesinleşmeyebilir.
Kusur ve ispat: Anlaşmalı boşanmada kusur tartışılmaz ve olayların ispatı gerekmez. Çekişmeli boşanmada ise taraflar iddialarını delillerle ispat etmek zorundadır. Bu durum, özel hayatın mahkeme önünde ayrıntılı biçimde tartışılmasına neden olabilir.
Kontrol: Anlaşmalı boşanmada eşler sonuçları kendi iradeleriyle belirler. Çekişmeli boşanmada ise nafaka, tazminat, velayet ve mal paylaşımı gibi konularda karar hâkime aittir.
Çocuklar üzerindeki etki: Uzayan ve gerilimli bir dava, çocuklar üzerinde olumsuz etki bırakabilir. Çocuğun yararı, her iki boşanma türünde de hâkimin dikkate aldığı temel ölçüttür.
Çekişmeli olarak başlayan bir dava, süreç içinde eşlerin anlaşmasıyla anlaşmalı boşanmaya dönüştürülebilir. Böyle bir durumda taraflar protokol hazırlayıp hâkime sunarak davayı sonlandırabilir. Süreç boyunca aile arabuluculuğu gibi yöntemler de uyuşmazlıkları azaltmaya yardımcı olabilir.
Boşanma Davası Sürecinde Neler Olur ve Boşanma Ne Zaman Kesinleşir?
Dava açıldıktan sonra mahkeme dilekçeyi karşı tarafa tebliğ eder. Davalı eş, yasal süre içinde cevap dilekçesini sunar. Ardından mahkeme ön inceleme duruşması yapar, tarafları sulhe ya da anlaşmaya davet eder ve çekişmeli konuları belirler. Delillerin toplanması ve tanıkların dinlenmesi aşamasında dava tahkikat safhasına geçer. Bu safhadan sonra mahkeme karar verir.
Dava sürerken, hâkim geçici önlemler alabilir. Bunların başında tedbir nafakası gelir. Hâkim, dava devam ederken ihtiyacı olan eşe ve çocuğa geçici nafaka ödenmesine karar verebilir. Ayrıca gerekli görürse çocuğun geçici olarak kimin yanında kalacağına, eşlerin ayrı yaşamasına ve ortak konutun kullanımına ilişkin tedbirler de belirleyebilir. Aile içi şiddet söz konusuysa, 6284 sayılı Kanun kapsamında koruyucu tedbirler de talep edilebilir.
Mahkeme boşanmaya karar verdiğinde, kararın içinde şu hususlar da düzenlenebilir: çocukların velayeti ve kişisel ilişki, iştirak ve yoksulluk nafakası, maddi ve manevi tazminat. Mal rejiminin tasfiyesi, yani evlilik süresince edinilen malların paylaşımı ise çoğu zaman ayrı bir dava konusudur. Kanunda öngörülen ilk mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi uyarınca, evlilik içinde edinilen malların değerinin yarısı üzerinde katılma alacağı doğar. Ancak bu alacak için ayrıca dava açılması ya da protokolle düzenlenmesi gerekir.
Karar kesinleştikten sonra, mahkeme kesinleşme şerhini nüfus müdürlüğüne bildirir ve boşanma nüfus kaydına işlenir. Kadının evlilik öncesi soyadını yeniden kullanması gibi talepler de bu aşamada gündeme gelir. Boşanma kararı kesinleşmeden evlilik sona ermiş sayılmaz ve eşler, kesinleşme tarihine kadar hukuken evli kabul edilir.